VANCOUVER'DE BAHAR


Montreal Gezimin Ardından Düşünceler

Bahar Çınarlı

Yazıma özellikle Bizim Anadolu Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özen'e; ve sonra festivaldeki yardımcılarına böyle önemli bir etkinliği düzenledikleri için sonsuz teşekkür ederek başlıyorum. Eski dernek başkanlarından olarak tek bir etkinliğin bile ne kadar hazırlık istediğini çok iyi bilirim. Kaldı ki, 10 günlük festival! Nihayet birisi -Ömer Özen- Türk kültürünün döner-ekmek, incik boncuk ve dansözden ibaret olmadığını gösterdi. Şehrin en iyi kurumlarında filmler, sergiler, gösteriler düzenleyerek. Vankuver Türk Kanada Cemiyeti de bu konuda başarılı; arada sırada kültür etkinlikleri, sinema günleri düzenleniyor. Ancak bunlar serpiştirilmiş birer günden ibaretler.

Vankuver'de uçak biletimi alırken İspanyol asıllı satıcı hanım Türkiye hakkında basın-yayın kanalıyla sadece insan hakları ihlallerini ve de ne zaman futbol turnuvası olursa çıkan gümbürtüden haberdar olduklarını söyledi. Ona son yazdığım Türkiye'nin sosyo-politik hallerini irdeleyen İngilizce yazımı yolladım. Bir çok Kanadalı, "Türk Kültür Günleri" deyince hâlâ şaşırıyor.. "Bunların kültürleri mi var?" diye.. Çünkü Türk olmayan basın-yayın bizi hep "geri" gösteriyor yahut "geri olan yönlerimizi" gösteriyor diyeyim.

Bu arada parantez açmadan geçemeyeceğim; Türk toplumu üzerine yapılan bir psikolojik baskı da sahip olduğumuz kültürün bize ait olmadığı, hep başkalarından "apartılmış" olduğuna dair. "Siz hiçtiniz, hiçsiniz" demeye getiriyorlar. Ben bunlarda kasıt arıyorum. Özgüveni yıkmak, bölücülük, sömürücülük için ilk adım. Her kültür birbirinden etkilenmiş, güzel yönlerini de uyarlayıp almıştır. Biz imparatorluktan kalan çocuklar olduğumuz için, imparatorluğun tüm tebalarının kültürlerinin sentezi bize miras kalmıştır. Bizler bu mirası en iyi şekilde yoğrulmuş olarak atalarımızdan almış, özümsemiş ve "bizim" yapmışızdır. Yani bizim sentezimizdir önemli olan.

Bize çok iş düşüyor! Hem kültüre sahip çıkmamız, bu ateşi gelecek kuşaklara aktarmamız, kültür etkinlikleri düzenlememiz hem de etkinliklerimizin duyurulması için basın-yayında- 'Kanada basın-yayınında' güçlü olmamız gerekiyor. Sanıyorum en zayıf olduğumuz konulardan biri de bu basın-yayında sesimizi duyurma konusu. Örneğin televizyonuydu, radyosuydu, önceden bangır bangır duyurmalı Türk kültür günlerini, ki festivalden önce olabildiğince çok ilgi çekilsin. Bu duyuru konusunda ne kadar başarılı olunduğunu bilemiyorum, festival öncesi Montreal'de olmadığım için..

Bu arada üzülerek bildireyim, aldığım izlenim CBC'nin Türklere dostça bakan değil de, Türk düşmanı bi takım Ermenilerin elinde oyuncaklaşmış olması. Birkaç yıl önce bir programda bir Ermeni şarkısı çaldıklarında, 'Ne hoş bir şarki" deyip severek dinlemiştim. Sonra beni afallatan bir gelişme oldu; şarkının ardından ödüllü yarışma yaptılar: "Bu şarkı soykırımı işleyen filmlerden birisi falandır; peki diğeri hangisidir?" diye! Buyurun cenaze namazına! Yani her imkânı, radyodaki müzik programını bile sözde soykırımı kafalara işlemek için kullanıyorlardı. Bilmiyorum, bir Türk kültür festivalini ballandıra ballandıra anlatmaya ne kadar meyilli olabilirler. Bu bağlamda sesimiz olan Bizim Anadolu'nun önemi daha iyi anlaşılıyor. Umuyorum zaman içinde Kanada basın-yayınında da daha çok Türk olur ve etkinliklerimiz önceden bolca duyurulur.

Her şehir mümkünse kültür günleri düzenlemeli ve en önemlisi Türk olmayanlara da yönelik duyurulara aylar öncesinden başlanmalı. Kendi kısa filmimin de gösterildiği prestijli National Film Board maalesef kısa metrajlı Türk filmlerini her ay bastıkları kataloga koyamamışlardı. Sorduğumda, "Geç verilmiş olmalı" dedi girişteki hanım. Söylediğine göre web sitelerinde yer almış. Aynı gün bakamadım, sonradan baktığımda eski gösterimler bölümünü bulamadım. Yine de katılımın iyi oluşu hoşuma gitti. Özellikle yaşlıca bir Yunan asıllı Kanadalı hanımın filmden sonra beni tebrik etmesi ve 'Bize sizi hep öcü olarak tanıttılar, filminiz sizlerin de bizler gibi "insan" olduğunu, dönen dolapları çok güzel gösteriyor' demesi çok anlamlıydı. "Ben artık inanmıyorum, Türklerin kötü olduğuna, dediğiniz gibi hep hükümetlerin oyununa geldik" dedi.

Seyircilerin arasında ailesi iki kuşak öncesi Selanik'ten göç etmek zorunda kalan Türkler özellikle duygulandılar. İlk kez yurtdışında onların geçmişini, sesini duyuran bir konuyu, ve de Türkler açısından anlatan bir film izliyorlardı. Sonradan arkadaş olduğum bu değerli kişiler, bana kendi ilginç hikâyelerini anlattılar.

Aldığım bir eleştiri gösterimin saatiyle ilgiliydi. Dendi ki, "Çoğu insan saat 6'da ancak işten çıkıyor, yetişmesi mümkün değil. Biz bugün işten izin aldık." (Gelecek seneki kültür günleri için not alınmalı).

Tabii ki böyle uzun ve iddialı bir kültür festivaline gönül istiyor ki daha çok gönüllü olsun ve Ömer Özen'in yükü hafiflesin. Bu görkemli ve başarılı düzenleme için Ömer Özen'i tekrar tebrik ediyorum. Nicelerine!

Fotoğraflar: Volker Bodegom

Temmuz 2009

Yazarın Önceki Yazıları:
Değişik bir 23 Nisan kutlaması
Büyük Yalan her şeyi gerçek belgelerle anlatıyor
Vankuver'de yeni yönetim ve tüzük değişikliği
Mustafa Filmini Üzüntü ve Kızgınlıkla Seyrettim
Her Yerde Kar Var!...
Şeker Bayramı Vancouver'de kutlandı
Vancouver'liler Yaza Doyamadı
Vankuver'de Türk Sinema Günleri Başladı
Bu Vancouver'den Latif Geçti!
1. Vancouver Türk Şiir Günü

l