GÖRÜŞLER



Türkiye'den sonra Rusya'nın parçalanması gündemde

Azeri Gazeteci Gülnara İnanç ünlü Avrasya araştırmacısı Mehmet Perinçek'le Novosti.az haber sitesi için söyleşi yaptı. Mehmet Perinçek önemli açıklamarda bulundu. Mehmet Perinçek'e sorular ve açıklamaları şöyle oldu:

- Son aylarda PKK'nin yeni bir etkinliği ortada. Türk hükümetinin Kürt sorununa ilişkin "Kürt açılımı" çalışmalarının sürdüğü bir ortamda bu eylemliliğin dışarıdan geldiği anlaşılıyor. Geopolitik açıdan bakarsak hangi değişimler PKK'yi etkin duruma sokuyor?
M. Perinçek: -
Çok net ifade edeyim. ABD ve İsrail'in Ortadoğu tasarımının merkezinde "Büyük Kürdistan" bulunmaktadır. 1991 Birinci Körfez saldırısından beri esas hedef, Kerkük'ten Diyarbakır'ın kuzeylerine kadar uzanan ikinci bir İsrail kurulmasıdır. Amerikan yetkilileri Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) çerçevesinden 24 ülkenin sınırlarını değişireceğini açıkça ilan etmiş, haritalarını dahi yayınlamıştır. Büyük Kürdistan'ın, yani ikinci İsrail'in kuruluşunda ABD'nin en önemli taşeronu ise PKK'dir. ABD, özellikle Birinci Körfez Savaşı'ndan bu yana PKK'yi maddi olarak da desteklemektedir. Bu durum Türk ordusunun generalleri tarafından da tespit edilmiştir. Hatta Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis, ABD'nin PKK'ye desteğini rapor ettiği ve ABD'nin İkinci İsrail planına karşı çıktığı için 1993 yılında CIA tarafından öldürülmüştür. Şimdi geldiğimiz noktada PKK, çok daha güçlü şekilde ABD'nin kontrolu altına girmiştir. Dolayısıyla PKK'nin aktifleşmesi Amerika marifetiyle gerçekleşmekte ve hız kazanmaktadır.

Burada Türk hükümetinin tutumunu da ele almak gerekir. Doğru, ABD destekli bir ayrılıkçı hareket vardır. Ancak bunun Türkiye adına büyük bir tehdit oluşturması esas olarak içteki zaafiyetten ve milli iradenin yoksunluğundan kaynaklanmaktadır. Sekiz yıllık AKP iktidarının ve üç yıldır sürdürülen Ergenekon tertibinin amacı; Türkiye'nin "tehdit algılamasının değiştirilmesi" olarak da ifade edilebilir. AKP, referandum sonrasında, gelinen noktada son adımları atmak için koşulların uygun hale geldiğini düşünmüş ve en son hamlesini de yapmıştır. Türkiye'nin Milli Güvenlik Siyaset Belgesi değiştirilmiştir. Önceden "bölücülük", Kıbrıs ve Ermeni sorunu dolayısı ile Türkiye'ye yönelen tehditler de Milli Güvenlik Siyaset Belgesi içinde yer alıyordu. AKP, devletin bütün bu konudaki duruşunu temelli olarak değiştirmiş bulunmaktadır.

Bütün bunlara Başbakan Tayip Erdoğan'ın Türkiye'yi parçalamayı hedefleyen BOP'nin hâlâ eşbaşkanı olduğu (32 kere basının önünde ifade etmiştir) ve hükümetin "Kürt açılımı" adı altında terörü cesaretlendirdiği gözönünde tutulursa PKK'nin son dönemdeki hareketliliği daha iyi anlaşılabilir.

- Bu arada Rusya'nın PKK'yi silahlandırdığı açıklaması oldu. Türkiye'yle iyi ilişkiler kurmaya çalışan Rusya bununla güçlenen Türkiye'nin zayıf yerinden vurmaya çalıştığını söyleyebilir miyiz?
M. Perinçek: -
PKK, esas olarak ABD'nin kontrolündedir ve ABD'nin planlarında rol oynamaktadır. Rusya'nın çıkarları ABD'nin "Büyük Kürdistan" projesinden yana olamaz. ABD'nin Kuzey Irak'ı denetim altına alması ve buradaki Kukla Devleti genişletmesi, Batı Avrupa'dan Asya'nın doğusuna kadar Avrasya'nın bütünü için bir tehdit oluşturmaktadır. Burası ABD için sadece enerji kaynaklarını denetleyebileceği bir dayanak olmanın ötesinde, tüm Avrasya'ya yönelik askeri girişimler için sıçrama tahtası olacaktır. Kuzey Irak'taki Kukla Devlet sadece Irak, Türkiye, Suriye ve İran'ın toprak bütünlüğüne yönelik bir tehdit oluşturmakla kalmayacak, ABD'nin stratejik hedefinin Orta Asya'yı ele geçirmek olduğu göz önünde tutulduğunda, bütün Avrasya coğrafyasına istikrarsızlık yaymak için bir üs işlevi görecektir. Türkiye parçalanırsa Rusya da parçalanır, Bu bakımdan Rusya, Türkiye'nin toprak bütünlüğünü ve PKK terörüne karşı mücadelesini kararlı bir şekilde desteklemelidir.

- Kürt sorunu Türkiye'nin komşu devletlerle ilişkilerinde hangi çerçevede ortaya çıkıyor? Kürt meselesi yalnız Türkiye'ye bağlı değil. 4 bölge devleti bu sorundan ötürü kaygılı. Irak'ta özerklik alan Kürtler, şimdi bunu Türkiye'de, sonra İran, daha sonra Suriye'de isteyecek. Amma kimsenin federatifleşme niyeti olduğu görünmüyor. Irak'ta da geçen yıllarda Kürtler bir kaç defa özerklik vaatleri aldı ama soradan bu vaatlerden kaçınıldı.
M. Perinçek:
ABD'nin BOP haritasına baktığımız zaman sıraya koyarak Irak, Türkiye, İran, Suriye ve Azerbaycan'ı da bölmek istediğini görüyoruz. Hatta Fas'tan Orta Asya'ya kadar 24 ülkeyi... ABD'nin bu hamlesi, bir Batı Asya cephesinin oluşmasını zorlamaktadır.

ABD'nin BOP Haritası...

Irak ve Afganistan'da beş-altı yılda yenilgiye uğrayan ABD, aslında Kuzey Afrika ve Ortadoğu'yu böleyim derken, birleştirecektir! Atlantik'ten gelen tehdidi göğüslemek için, bölge güçleri ve dünya güçleri yan yana gelmelidir. ABD'nin bölmek istediği ülkeler, ABD'nin planını bozacak gücü oluşturuyor. Türkiye, Suriye, Irak, İran ve Azerbaycan; ekonomiden güvenliğe uzanan bir kurumlaşmaya gitmek durumundalar. Bu, hepsi için zorunludur ve kaçınılmazdır. KKTC, Türkiye ile bütünleşerek bu beraberliğin içinde olacaktır.

Bu ülkeler adım adım gümrüklerini indirmek, aralarındaki ticareti geliştirmek, kendi kaynaklarına sahip olmak, ekonomilerini geliştirmek, enerji yollarının güvenliğini haydutlara bırakmamak, dış güdümlü etnik ve mezhepsel bölünme ve terör faaliyetini etkisiz kılmak, dış tehdidi caydırmak, bağımsızlıklarını geliştirmek programıyla ortak bir örgütlenmeye gideceklerdir.

Batı Asya Topluluğu'nun Şanghay İşbirliği Örgütü gibi çok geniş ve güçlü bir cephe gerisi vardır. Çin, Rusya ve İran'ın AB ile geliştirdikleri sağlıklı işbirliği dikkate alınırsa, Avrupa, ABD saldırganlığının yanında olmayacaktır. En azından tarafsızlaştırılabilir. Latin Amerika ise, Okyanus ötesindeki müttefiktir.

Batı Asya Topluluğu, başlangıçta birkaç ülkenin işbirliği ile başlayıp adım adım genişleyebilir. Dünya medeniyetinin kökleri bu coğrafyadadır. Enerji kaynakları zengindir. Kendine yeterli beslenme kaynakları ve suyu vardır. İnsan kaynakları ve sanayinin gelişme olanakları umut vericidir. Türkiye, bu coğrafyanın kilit taşıdır. Topluluk olarak başlayıp ileride belki bir konfederasyona, bir tür devletler birliğine varabilecek olan bu örgütlenme, dünyanın beş büyük gücünden biri olur. Batı Asya Topluluğu, Kürdünü bölge çapında kucaklayarak Kürt meselesini tarihi bir hatıra haline getirir; kesin olarak çözer.

Bu sürecin önündeki tek engel, Türkiye'deki Amerikan güdümlü hükümettir. Başbakan'ın ayrılıkçı terörü çözmek için bölgeye NATO'yu davet etmesi, kediye ciğer teslim etmekten farksızdır. NATO müdahalesi bölgeyi daha da büyük kargaşalara sürükleyecektir. Ayrıca hükümetin kabul ettiği ABD'nin füze kalkanı sistemi, ayrılıkçı PKK terörüne karşı işbirliği yapacağı ülkelerle Türkiye'yi karşı karşıya getirmektedir.

- PKK'nin Türkiye hükümetiye ateşkes süresini uzatma niyetinin Ankara'yı bazı yaptırımlara zorlamak için olduğu yönünde değerlendiriliyor. PKK Türkiye'nin barış istemediğini bildiridi. PKK'nin bu uzatma meselesinin asıl sebebleri ne olabilir?
M. Perinçek:
Abdullah Gül, 2 Nisan 2003 günü, yani ABD'nin Irak'ı işgal girişimi sırasında, "ABD Dışişleri Bakanı Powell ile Ankara'da 2 sayfa 9 maddelik bir gizli anlaşma yaptığını" ifade etmiştir. (Vatan gazetesi manşeti, 24 Mayıs 2003) Bu anlaşma, TBMM'ye getirilerek onaylanmış değildir. Dolayısıyla sadece Abdullah Gül'ü ve AKP hükümetini bağlamaktadır. İşte bu anlaşmanın maddelerinden biri de PKK'nin yasallaştırılmasıdır. Bugün AKP'nin "Kürt açılımı" olarak lanse ettiği icraatlar, bu anlaşmanın bir sonucudur. Bu temelde hükümetle PKK arasında gizli görüşmeler yapıldığı da ortaya çıkmıştır. PKK'li teröristler, çadır tiyatrosuna benzer sözde mahkemeler tarafından serbest bırakılmakta, PKK'ye karşı savaşan Türk ordusunun subayları ise "terörist" suçlamasıyla tutuklanmaktadır. PKK'nin sözde ateşkesi de bu planın bir parçasıdır. Amaç, PKK'nin yasallaştırılması ve Amerikan projesi çerçevesinde bir genel afla PKK'li teröristlerin serbest bırakılmasıdır. Ancak unutulmamalıdır ki, PKK, ABD'nin elinde bir silahtır. Kimi zaman siyaset üzerinden, zamanı geldiğinde de terör üzerinden yeniden kullanılacak bir silah.

- PKK içinde radikal ve Türkiye'yle ilişkiler isteyen ılımlılar arasında bir parçalanma var. Bu parçalanmayı yaratan sebepler ve güçler nelerdir?
M. Perinçek:
PKK içinde ciddi bir bölünmeden söz etmek mümkün değildir. AKP'nin politikaları PKK'yi başarıya götürmektedir. Başarıya giden bir kuvvetten bölünmesini beklemek mantıklı olmayacaktır. Ilımlı veya radikal olarak adlandırılan güçler, ABD'nin iki farklı senaryosunun oyuncularıdır. ABD, bu sözde bölünme üzerinden gerektiği zaman sopa göstermektedir, gerektiği zaman havuç. ABD bir süper devlet olarak çok iyi bilmektedir ki, Kerkük'ten Türkiye'nin içlerine kadar uzanan bir toprak parçasını, Barzani ve Talabani'lerle denetleyemez. ABD, PKK'yi tek seçenek olarak kabul etmektedir ve "Büyük Kürdistan" planında yönetimi PKK'ye vermektedir. ABD'nin PKK tercihinin sebeplerini şöyle sıralayabiliriz:
1. Türkiye Kürtlerinin nüfusu, Kuzey Irak Kürtleriyle karşılaştırılmayacak kadar büyüktür.
2. Feodal ilişkiler, Türkiye Kürtleri içinde, Irak Kürtlerine göre daha çok çözülmüştür.
3. Türkiye Kürtleri, daha moderndir ve daha örgütlüdür.
4. PKK, Türklerin tarihsel askerlik birikiminden çok şey almış ve önemli deneyim kazanmıştır. ABD, Kürdistan'ın askerî gücünü ancak PKK'ye dayanarak oluşturabilir. Barzani ve Talabani, PKK'ye rakip olamazlar.
5. Kuzey Irak Kürtleri, Türkiye Kürtlerini yönetemez; ama Türkiye Kürtleri diğer Kürtleri yönetebilir. Türkiye Kürtlerinin bütün Kürtleri birleştirme ve yönetme yeteneği, Barzani ve Talabani'lerden çok üstündür.

Dolayısıyla Türkiye açısından ABD ile işbirliği halinde PKK'yi tasfiye imkânı yoktur. Çözüm, bölgesel ve Avrasya işbirliğindedir. PKK açısından ise ABD'nin piyonu olmak, ABD bozgunundan en büyük payı almak anlamına gelir. PKK veya BDP yöneticilerinin çoğunluğunun bunu biraz olsun fark ettiklerini gösteren bir işaret gözükmüyor. Ama Türkiye Kürtleri bu çılgınca gidişe herhalde kapılıp gitmeyeceklerdir.

- Başbakan R.T. Erdoğan'ın Hapiste olan örgüt elebaşı A. Öcalan'ın Kürt gerillalarıyla görüşmeye çağırması planı basında yer aldı.
M. Perinçek:
Referandum süreci ile birlikte olanca çıplaklığı ile ortaya çıkmıştır ki AKP, iktidarı Batı destekli bölücülük ile paylaşmaktadır. Kürt sorununu çözmede iktidarın resmi muhatabı artık doğrudan doğruya Abdullah Öcalan'dır. Bu artık gizlenmiyor. Öcalan'ın muhatap alınmasından daha da önemlisi, Öcalan'ın hangi zeminde muhatap alındığıdır. AKP Öcalan'la; Amerika'nın sınırlarını belirlediği çerçevede görüşüyor. Ulaşılmak istenen çözüm Türkiye'nin değil, Amerika'nın çözümüdür. Kesin olan şudur. Yaşanan gelişmelerle birlikte Batı destekli bölücülük "tehdit" olmaktan çıkmış, iktidar ortağı olmuştur.

- Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Kürt teröristlerinin Ermenilerle ilişkide olduklarının bilindiğini, daha önce ise PKK'lilerin Türkiye -Ermenistan sınırında yerleştiğini bildirmişti.
M. Perinçek:
Ermeni ve Kürt meselelerini incelediğiniz zaman birbirlerine çok benzediklerini görürsünüz. Batılı emperyalist devletler, Türkiye'yi zayıf düşürerek parçalamak için ülke içindeki merkezkaç kuvvetleri desteklemişlerdir. Bunun sonucunda iç çatışmalar yaratılarak Türkiye'ye müdahalenin önü açılmaya çalışılmıştır. Bu noktada iki meselenin piyonları da aynı işlevi görmüşlerdir. PKK ve Taşnaklar arasında çok ciddi benzerlikler vardır. Ama burada altı çizilmesi gereken ayrılıkçı kuvvetleri yönlendiren, şekillendiren ve birleştiren merkezin bir olmasıdır. Batı, bugün esas olarak ABD, bölgedeki planlarını gerçekleştirmek amacıyla kimi zaman Ermeni kimi zamanda Kürt kartını ileri sürmektedir. Emperyalizme bağlılıktan kaynaklanan Türkiye düşmanlığı, bu kuvvetleri yan yana getirmektedir. Ama Ermenilerin ve Kürtlerin gerçek çıkarları, emperyalizmin tahakkümünden kurtulmaktan ve Türkler başta olmak üzere bölge halklarıyla iyi ilişkiler kurmaktan geçmektedir.


Aralık 2010