|
Bir
Ergenekon klasiği... 2 yıl ciddi suçlamalarla tutsak alınan Teğmen
M. Ali Çelebi'nin savunmasında anlattığı hukuk katliamı
Cumhuriyet'in
Onurlu Teğmeni sonunda serbest!

2 yılı aşkın
zamandır olmayan bir örgüt, Ergenekon'un ara yöneticilerinden suçlamasıyla
Hasdal Askeri Ceza ve Tutukevi'nde yatan Pilot Teğmen Mehmet
Ali Çelebi'nin mahkemede en son söylevi:
13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
Bugün… Yani
dünün yarını… Bugün bize, Türk milletine mi ait? Bugün gerçek huzur
bulacak mı?
Bugün hukuka
doyacak, adalete kavuşacak mıyız? Çiçeklerin doğal olarak koku saçtıkları
gibi, siz de adalet saçacak mısınız?
Bugün bu mahkeme,
alacağı kararlarda "TÜRK MİLLETİ ADINA" mesuliyetinin
zerresini yüklenebilecek mi?
Ergenekonmuş,
Balyozmuş... Poyrazköymüş, Amirallere Suikastmiş... Kafesmiş… Casuslukmuş...
Türk milletinin
ve TSK'nin onurunu ayaklar altına almaya çalışan, namus hırsızlığı
yapan sanal sahtekârlıklar serisi…
Hepsi yalanın
doğruya büyüklük taslaması… Büyük, boş gerekçelerle tutsak etme
sanatı…
Ahlaki, hukuki
çöküş kapasitesi sınır tanımayan KARANLIK DİKTATÖRLÜĞÜ…
Sayın Başkanım,
Adaletin, iyiliğin,
vicdanın donuklaştığı, taşlaştığı, iftiranın kol gezdiği yerlerde
kıyamet yaşanıyor demektir. Ve ben sabıkalı gizli tanıklara hiper
duyarlı M. Kemal'in askerlerine sağır kulaklar için İsrafil'in Sur'uyum.
Bu DEVASA İLLÜZYONUN
sahiplerine sesleniyorum:
HAKİKAT KUŞATMASI
ALTINDASINIZ! ADALETE TESLİM OLUN!
Bu süreçte değerlerimiz
öyle bir kıyımdan geçti ki ancak tek bir sözcük sağ kalabildi: Zulüm!
Sayın Başkanım,
Siz şu an bulunduğunuz
kürsüden dünyanın en uğursuz, en çirkin manzarasını seyretmektesiniz.
Çünkü huzurunuzda adına karar verdiğiniz Türk Milleti'nin geleceği
katledilmektedir.
Güneşin girmeye
utandığı bu salonda, ZİFİRİ HUKUKSUZLUK hüküm sürmektedir.
Tarih boyunca
insanlık idealinin, özgürleşme sürecinin edindiği kazanımlar çiğnenmektedir.
Burada, gözlerinizin
önünde insanların sevinçlerine el konmakta, yaşamları boğulmakta,
ufalanmakta, söndürülmektedir.
Oysa hukuk insanca
ve adilane yaşamı temin etsin diye var. Oysa kanunlar erdemin yardımcısı
olsun diye var, zulmün yardakçısı olsun diye değil!
Türk Milleti
bu durumu anlamıyor ve yadırgıyor. Bu komik senaryolara Cumhuriyetin
Savcılarının ve Hakimlerinin verdiği değer, harcadığı mesai hepimizi
şaşırtmaktadır.
Biliniz ki sizler
şu an saf hukukun vicdanlara yük olmayan hafifliğini değil, yalan
dağlarını omuzlamış durumdasınız. Bunun farkına varın!
Tarihin bu hukuk
soykırımını yazacağı zamanlar, her türlü lanet Türk Milleti adına
karar veren yüce makamdan uzak olsun diye bunu size hatırlatma gereği
duyuyorum. Aksi takdirde zaten bize ait olan özgürlüklerimiz üzerindeki
gücünü hukuktan almayan tasarruflarınız insanlığın zulüm hanesine
yazılacaktır. Bedeli ne olursa olsun, Türk Askerleri olarak bizler
inancın ve görevin emrettiği yerde olmaya devam edeceğiz. Bize salon
mankenliği değil, milleti ve devleti korumak için savaşmayı, geleceğe
en büyük intikalin namus olduğunu öğrettiler.
Bizler, gerek
Mehmetçiği gerekse komutanlarımızı koruma felsefesiyle bu üstün
ahlakla yetiştirildik. Cephede savaşırken, cephe gerisindekini suçlamak,
askerliğin ahlakında da, geleneğinde de yoktur. Cephede olanlarla,
cephe gerisinde olanlar aynı ölçüde, aynı değerde bağlı olduğumuz
komutanlarımızdır.
Şahsi çıkarlarımızı
kurtarmak isteyecek kadar ahlaksız, yaşadığımız olumsuzlukların
vebalini komutanlarımıza yükleyecek kadar cahil ve onursuz değiliz.
Erinden generaline
kadar, hepimizin vücudu vatan toprağından nefesi vatan havasındandır.
Kınalı kuzuları aslan yapan, milletin ekmeğini yiyerek, devletin
namuslu ellerinde yetiştik. Ne yapsak ödeyemeyeceğimiz hakkını,
milletimiz bize helal etsin…
Tutsaklığımız
boyunca zorunlu olarak yalnız bıraktığımız silah arkadaşlarımız
da haklarını bize helal etsin.
Ben; milletin
bir ferdi olmaktan başka övüncü olmayan, onun uğurunda peşinen ölüm
tercihi yapan Teğmen ÇELEBİ. Burada ölsem bile, eğer hakkım
varsa milletimize helal ediyorum.
Komutanlarımla
beraber yaşayacağım her akıbet onurumdur.
Çünkü onlar,
bağımsızlığı yaşam gereği sayan milletimizin yiğit çocuklarıdır.
Çünkü onlar, milletin selameti için mevcudiyetini ortaya koymaktan
çekinmeyen hizmet ve şeref kitlesidir. Şimdi beni ölüme hudut yaşamış
komutanlarımın yanına, Hasdal'a gönderin. Orası, sancağını düşmanlara
diktirdiğimiz ONUR KALEMİZDİR.
Değişmez rotasını
M. Kemal'den alan TCG Hasdal'dır. Uçsuz bucaksız umut saçan
Türk Yıldızlarıdır.
Tamamı şehit
düşen 57. Alayın Mabedidir.
Ecdadımızın
mezarlarından, evlatlarımızın beşiğine uzanan boylu boyunca memlekettir.
Bütün dünya bilsin ki, biz oradan da düşmana gözü kara bir gülümseyiş,
milletimize yürekli bir haykırış olmasını biliriz!
"Kanla,
irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti
Cehennemler kudursa ölmez nigâhbanıyız! (nöbetçisiyiz)"
HİÇTEN VAR ETME
MEKANİZMALARI
Sayın Başkan,
Hiçlik hiç bu
kadar tehlikeli olmamıştı. Hiçlik hiç bu kadar somutlaşmamıştı.
Hiçlik hiç bu kadar zamanımızı çalmamıştı. Bizler hiçten var etmenin
Allah'a mahsus olduğunu bilirdik. Bugün "HİÇTEN VAR ETME
MEKANİZMALARI" başlığı altında insan eliyle yaratılan,
içinde bulunduğumuz bu DEVASA İLLÜZYONUN oluşturulma yöntemlerini
anlatacağım.
1. GİZLİ TANIK
YÖNTEMİ
Tarihte Malta Sürgünleri için de kullanıldığını bildiğimiz eski
bir yöntemdir. Bu davada tanık olmak isteyenlere iki prosedür uygulanmaktadır.
a) Sabıkalı
iseniz, yüz kızartıcı suçtan ceza almışsanız (adam öldürmekten hüküm
giymişseniz) bu iddianame için bulunmaz Hint kumaşısınız. Hemen
gizli tanık olarak iddianamede yerinizi alırsınız. İddialarınız
pek önemsenir, el üstünde tutulursunuz, ummadığınız derecede korunursunuz.
b) Sabıkanız
yoksa, hele askerseniz ve bir de benim gibi mütareke basınında çıkan
uydurma haberlerden rahatsız olup TC kimliğinizi ve Askeri kimliğinizi
ekine koyarak, gizli değil açık tanık olmak için dilekçe verirseniz
ne yapılır?
1. Hakkınızda
bir hafta geçmeden gizli izleme kararı alınır.
2. Çok geçmeden
örgüt üyesi olarak tutuklanırsınız.
3. İddianamede
sebep gösterilmeden örgüt yöneticisi yapılırsınız.
4. Gizli tanığın
yalanlarını ispatlamak için benim gibi 2 sene beklersiniz. "BU
KARA LEKEDE EMEĞİ GEÇEN BÜTÜN KİRLİ VİCDANLARI LANETLİYORUM."
"Gizli
tanık Kıskaç'ın şahsımla ilgili 2007 Nisan ayında İstanbul'da örgüt
toplantısı yaptığıma dair iddiası, o tarihte Harp Okulunda ve Ankara'da
olduğuma dair belgelerle çürütülmüştür."
5. Ama beklediğimize
değer. Yaşamınızın geri kalanında bu tezgâhın sahiplerini ebediyen
mahkum etmenin onurunu yaşarsınız.
6. İspatlanan
gerçeklerin onları görmek istemeyenler için bir anlamı olmaz.
TUTUKLUĞUN DEVAMINA…
2. SAHTE BELGE YÖNTEMİ
Bir adres alınır,
resmi tutanaklarda ikâmetiniz olarak gösterilir. İnandırıcı olsun
diye o sahte adreste yakalandığınız bile yazılır.
Gözaltına alındığımız
yer belgeli olmasına rağmen (yakalama tutanağı) iddianamede aynı
oyun devam ettirilir. Bu sahte adresin ikâmetiniz olduğu ısrarla
yazılır.
Sanık talep
eder, sorulur, mahkemeye cevap gönderilir, 15 ay sonra ikâmetiniz
olmadığı belgelenir.
Sanık resmi
belgede sahtecilik, adli mercileri yanıltmak, görevi kötüye kullanmak
konularında suç duyurusunda bulunur, sonuç alınamaz.
TUTUKLUĞUN DEVAMINA…
3. LİSTE YÖNTEMİ
a) Kerkük
Aramalarda bulunan
belgelerden bazıları atılacak iftiraya uyumlu hale getirilir.
Ekranda görülen
çıktı, iddianameye "Hizbut tahrir terör örgütüne ait
olduğu değerlendirilen liste" olarak yazılır.
Ardından mütareke
basınında Hizbut Tahrir ölüm listeleri olarak yer alır.
Kulağa aşırı
ve aşağı gelen uydurmalarla sözde korkunç bir örgüt yaratılır.
Sanık bunun
doğru olmadığını, bu belgenin Kerkük'te katledilen Türklere ait
liste olduğunu ve bir kitap çalışmasında kullanıldığını ispatlar.
Hiç kimse duymaz.
TUTUKLULUĞUN
DEVAMINA…
b) Doğukan
İddianame s.1806,
3. paragraf: Şüpheli Mehmet Ali Çelebi'nin şüpheliler
Kemal Aydın, Neriman Aydın, Durmuş Ali Özoğlu'nun talimatları
doğrultusunda Doğukan gibi askeri okulda da örgüt üyesi olarak faaliyet
gösterirken okuldan ayrılıp bir üniversiteye girmiş kişileri de
takip ederek onların bulundukları yerlerde örgütsel amaçlara uygun
faaliyette bulunmaları için eğitip motive ettikleri…
Biz eğitmişiz,
onlar bulundukları illerde örgütsel faaliyet yapmışlar.
1- Peki bunlar
sanık mı? Değil. İfadeleri alındı mı? Hayır…
2- Nerede, ne
zaman, hangi ideolojiyle eğittik? Cevap yok…
3- Onlar nerede,
hangi örgütsel faaliyetlerde bulunmuşlar? Cevap yok…
4- Öyleyse bunları
nasıl yazdınız? Cevap yok…
TİB sonuçlarına
göre bırakın fiziki irtibatı, telefon irtibatı dahi yoktur. Sanık
suçsuzluğunu yine ispatlar, o buz gibi gerçek ispatlanır. O sırada
salonda esnemeler vardır…
TUTUKLULUĞUN
DEVAMINA…
CIMBIZLAMA YÖNTEMİ
Bu yöntemle
telefon tapesinden bazı kelimeler itinayla cımbızlanır.
İddianamede
büyük puntolarla yazılır, bütün ateşli maksatlar, cinnetler yansıtılarak
aşırı yorumlar yapılır.
a. ÖZEL HAT
Normal bir telefon
hattı nasıl örgütsel bir hatta çevrilir?
İddianameye
örgütsel irtibat sağlıyorlar yazılır. Ama iddianamenin kendi eklerinden
bunun doğru olmadığı ispatlanır.
Askerler kendi
aralarında kullanıyor denilir. Doğru değildir.
Dinlenemeyen
hat denilir. Oysa iddianame eklerine dinleme tapeleri konulmuştur.
İsim ve yer
kaydı yok yazılır, o da vardır.
Özetle iddianamede
yazılanlar iddianame ekleriyle çürütülür. Kendi kendini çürüten
iddianame olur mu? Olur…
En önemlisi
sanığın bu hatla görüşmesi var mıdır? TİB sonuçlarına göre durum
belgelidir ve hiçbir görüşme yoktur.
Sanık savunmasında
belgeleriyle ispatlamasına rağmen çapraz sorguda kendisine 24 soru
yöneltilir. Ne güzel HUKUK!!
b. Bir subayın
silah arkadaşının "Mehmetçik sana emanet" demesi anormal
midir? Bundan ne çıkarılabilir ki demeyin. İddianameye bakın. Cımbızlama
yönteminin başarısına şahit olun...
İddianame s.1760:
Mehmet Ali'nin
"tamam mı, iyisin" dediği,
Eren'in
"iyiyiz iyiyiz kardeşim, bir sıkıntı yok" dediği,
Mehmet Ali'nin
"çok acil bir durum var mı?" diyerek Eren'i
yokladığı,
Eren'in
"yok, yok" dediği,
Mehmet Ali'nin
"bir şey olursa" diyerek gözetici bir lider yaklaşımıyla
Eren'i ve durumunu kontrol ettiği,
Mehmet Ali'nin
devamla "sana başarılar, dikkatini eksik etmiyorsun di
mi" ve "sana Mehmetçikler emanet ha"
diyerek duygusal moral ve motivasyon takviyesini ihmal etmediği,
Eren'in de
"tamam kardeşim" diyerek onay verdiği anlaşılmıştır.
İddianameye
göre silah arkadaşlığının gereği örgütsel tavır olmuştur. Ne acıdır
ki Eren Teğmen kısa bir süre sonra Hakkari'de mayın pususunda
bir Mehmetçiği kollarında cennete uğurlamıştır.
c. Bir subayın
Harbiyeli kardeşine "Harbiyeliler sana emanet" demesi
anormal midir? Bunda ne var ki demeyin, iddianameye bakın:
İddianame s.1792
tape no: 7250'de Teğmen Çelebi Harbiyeli Yaşar'a bu cümleyi
kurar. Karşısına şu iddia çıkar:
"…diyerek
Ergenekon terör örgütünün hedefleri doğrultusunda TSK içindeki genç
subay ve subay adaylarının sorumlularından olan Mehmet Ali Çelebi'nin
şüpheli Yaşar'a alt devresindeki öğrencileri örgüte kazandırması
yönünde talimat verdiği anlaşılmaktadır."
"NEREDESİN
MANTIK? KENDİNİ HANGİ İHTİRASLARA KURBAN ETTİN."
Konunun olağan
ve askeri etik gereği olduğu Harp Okulu yönerge maddeleriyle de
ispatlanır.
d. İki subay
telefonda konuşurken "yeminlerimizi bugünler için yaptık"
derse ne olur? İddianameye göre "ÇOK GİZLİ ÖRGÜT
YEMİNİ" olur.
Askerlik yemini
gibi kutsal bir kavram hovardaca bir anlayışla örgüt yeminine dönüştürülür.
5. BALON YÖNTEMİ
Bu yöntem kullanılarak
yazılan iddialar beyinleri iğfal etme amaçlı kullanılır.
İddianameler
bu etkiyi sağlaması için internette yayınlanır.
Örnek: Devlet
büyüklerine suikast iddiası
İddianame s.1709
2. paragraf: …şüpheli Noyan Çalıkuşu ile birlikte 30 Ağustos
Zafer Bayramında özellikle Cumhurbaşkanı ve/veya Başbakana karşı
bir eylem planı hazırlığı içinde olduğu, bu çerçevede tören resmi
geçidi sırasında resmi geçitte kullanılan tankın/tankların, törende
bulunan Cumhurbaşkanı ve/veya Başbakana karşı vahim bir eylemde
kullanmayı düşündüklerini ima ederek konuştuğu telefon konuşmalarıyla
tespit edilmiştir.
Sanık bahsi
geçen telefon tapesinin ses kaydını mahkeme huzurunda dinletir,
suikastle ilgili hiçbir konuşmanın olmadığı belgelenir. Ayrıca törenlerde
görev bile almadığı birliklerden gelen yazılarla belgelenir.
Savcı çapraz
sorguda böyle ciddi bir iddia ile ilgili tek bir soru dahi sormaz.
Aksine, iddianameye yazmalarına rağmen "suikast
olsaydı sorulurdu" itirafında (mahkeme tutanakları)
bulunur.
6. ŞOK ETME
YÖNTEMİ
Sanık sorguda
şok edilmeye çalışılır. Böylece şok halinde cevap veremeyeceği düşünülür
ve psikolojik üstünlük sağlanmaya çalışılır.
A. FOTOĞRAF…
Öyle bir fotoğraf
düşünün ki bu cumhuriyetin savcıları bunu örgütsel bağlantı olarak
görsünler.
"Aile
dostlarımda şimdi göstereceğim fotoğrafların olması örgütsel bağlantı
sebebiymiş."
Böylece sanığın
üniformalı fotoğraflarının herhangi bir kişide bulunması örgütsel
bağlantı nedeni yapılır… Çılgınlaşan hukuk…
B. TELEFON İRTİBATIN
YOKSA BİLE…
Bu davada telefon
irtibatının olması görüşme tarihleri ve içeriklerine bakılmaksızın
örgütsel bağ kurmaya yeterlidir. Ancak irtibatınız yoksa ve bu durum
iddianameye ters düşüyorsa, yine suç sizindir…
Savcı:
"Neden telefon irtibatı kurmadınız?" diyerek sizi
terör sorgusundan geçirir.
7. ŞİŞİRME (BELGEYE
BOĞMA) YÖNTEMİ
Uydurma davaların
klasik yöntemidir. Delil klasörleri ilgisiz evraklarla doldurulur.
Çuvallar dolusu evrak görüntüsü özellikle basına verilir.
Örnek:
Şahsımla ilgili
hazırlanan 252 nolu terör delil klasörünün büyük bir bölümü Atatürk'le
ilgili araştırma notlarımla doludur. "M. Kemal'in Liderlik
Sırları" kitap özeti hangi terör faaliyetini ispatlar?
"Ata'ya göre spor", "Atatürk ve Laiklik" konuları
iddia makamını neden rahatsız eder?
8. BULANIK SUDA
DELİL AVLAMA YÖNTEMİ (SORGUDA DELİL TOPLAMA)
A. İspatlanması
gerekeni sanığa soran savcılık anlayışı…
(celse 83 sayfa 45)
Uydurma örgütün
anlaşılamayan hiyerarşik yapısı içerisinde bir takım raporlar verdiğimi
iddia eden savcılığa sanık sorar: HANGİ RAPOR?
İddia makamının
cevabı enteresan: HANGİ RAPORSA SİZ SÖYLEYİN…
SUÇLA İLGİLİ
ORTAYA KOYMASI GEREKEN İCRAİ HAREKETLERİ SANIĞA SORAN SAVCILIK ANLAYIŞI…
B. Sorguda
"Üçünüz arasındaki hiyerarşik yapı nedir?"
(Celse 84 sayfa 29)
Hiyerarşik ilişkiyi
ortaya koymayıp suçlama yönelten savcılık anlayışı…
Oysa ki TCK'nun
314/1. maddesindeki örgüt yöneticiliği suçu "özel kast"
aranan ve belirli bir plan ve hiyerarşik ilişki çerçevesinde işlenebilecek
suçlardandır.
C. İspatlanması
gerekeni sorguda yaratabilme telaşı…
İki sene sonra
çapraz sorgusu yapılan bir sanığa bir savcı şu cümleyi kurar (celse
83 sayfa 52):
SAVCI:
ARKADA KONUŞULANLARI BİZ ŞİMDİ AÇIĞA ÇIKARMAYA ÇALIŞIYORUZ…
Bu cümle neresinden
tutulsa elde kalır.
1. Savcı silahlı
terör örgütü sorgusunda dedikoduları açığa çıkarmaya çalışmaktadır.
2. Savcı konuşulanları
şimdi diyerek çapraz sorguda açığa çıkarmaktadır. Savcının şimdisi,
sanığın iki senelik tutkululuğuna denk gelmektedir. Ne güzel adalet…
D. Sorguda suç
yaratma anlayışı…
(celse 84 sayfa 30)
SAVCI: Hükümete
karşı bir eylemden söz ediyoruz…
Avukat Celal
ÜLGEN:
Hangi tarihli, hangi günkü eylem?
SAVCI: …..
9. DİJİTAL YÖNTEMLER
Aramalarda ele
geçen bilgisayar, telefon, CD, DVD, bellekler paha biçilmez delil
üretim kaynaklarıdır. Dijital pusuların vazgeçilmez enstrümanlarıdır.
A.) EL-MUT YÖNTEMİ
Bu yönteme göre
elma gerekirse armut bile yapılır. Ama mutlaka yapılan iftiraya
uyumlu bir şekle büründürülür.
Örnek:
Aramalarda evimde bulunan bir video dosyasını, örgütün çektiği iddia
edilmiş, sonrasında Harp Okulu tarafından çekildiği belgelenmiştir.
B.) PARDON YÖNTEMİ
Sanığın telefonu
alınır, içine iddialarla uyum sağlayıp onu kuvvetlendirecek şekilde
yasadışı örgüt mensuplarının telefon numaraları yüklenir.
Yapanların zaman
kaybına tahammülü yoktur. Bu işlem bir dakika sürer. (Bilirkişi
raporu)
İki sene geçer…
Sanığa çapraz sorguda 30 soru sorulur. Sanığın konuyu ispatlaması
için tüm yazışma cevaplarının gelmesi 6 ay daha sürer.
Konu ispatlanır.
Türkiye'de yer yerinden oynar. İlgili makamlar pardon yanlışlıkla
oldu der. İdari soruşturmada ilgili polisler aklanır. Adli soruşturmadan
haber gelmez.
Tutukluluk hali
bana mısın demez… Sanığın turşusunun kurulmasının devamına…
Mehmet Ali
ÇELEBİ
Kr. Plt. Tğm.
20 Mayıs 2011
Mayıs 2011
|