|
Direnmeye
ve polis şiddetine devam
 |
| Bitirme
töreninde ODTÜ'den orantısız müdahaleye orantısız zekâ... |
Bizim
Anadolu / İstanbul
Taksim Gezi
Parkı Direnişi'nin başından beri protestocu yurttaşla ilişki kurmak
yerine ortamı gerici bir siyaset güden AKP Hükümeti, şiddet ve baskıyla
toplumdan daha da uzaklaşma eğilimine girdiği gözleniyor.

Protestolar
'Duran Adam', 'Duran Kadın', 'Okuyan Adam' gibi yöntemlerle
biçim değiştirirken, ne yapacaklarını şaşıran güvenlik güçlerine
'emirler' geldikten sonra, hiçbir şey yapmayan bu kişilere de
şiddet ve baskı uygulayan Hükümetin, toplumbilimci ve siyasetbilimcilerce
'yetkinliği' konuşulmaya başlandı.

AKP Hükümetinin
hukuk tanımaz edimlerinin arkasında 'ne olacağız korkusu'
olduğunu dile getiren siyaset ve toplumbilimciler, yıllardır
değişik yöntemlerle toplumu baskı altında tuttuğunu ve her istediğini
yapabileceğini düşünmeye başlayan Hükümetin, bu 'korku', 'suskunluk'
ve 'yılgınlık'ın aşılmış olduğunu görmüş olmaktan
paniğe kapıldığını, böylece daha da yanlış yöntemler uygulamaya
başladığını dile getiriyorlar.

Kışkırtmaya
açık bir iki küçük grubun eylemlerini tüm barışçıl protestoculara
çıkaran AKP Hükümetinin bu korkuyla daha da şiddete başvurabileceğini
kaygıyla gözlemlediklerini bildiren siyaset ve toplumbilimcilerin
öngörüleri de gecikmeden ortaya çıkıyor. İstanbul, İzmir ve Ankara'da
elleri sopalı, palalı kişilerin polis eşliğinde yurttaşlara saldırdıkları,
TOMA'ların hiçbir gerekçe yokken işyerlerine, yerleşim birimlerinde
evlerin içine basınçlı su sıkmaları, çevik kuvvet güçlerinin yurttaşlara
yakından ve hedef gözeterek biber gazı ve plastik mermi kullandıkları,
yurttaş, gazeteci, milletvekili dinlemeden herkese düşmanca bir
edimle müdahalede bulundukları gözleniyor.
Güvenlik
güçleri birimlerinde izinlerin kaldırıldığı, rapor alan polislerin
amirlerince 'vatan hainliği'yle suçlandığı bildirilirken, rapor
alanların da yerlerinin değiştirilip sürgüne gönderildiği gelen
haberler arasında.
AKP Hükümeti
ve Başbakan Erdoğan'ın Gezi Parkı Direnişine
yaklaşımı nedeniyle Batılı dostları tarafından da dışlandığı, mesafeli
yaklaşıldığına dikkat çeken siyasetbilimciler, sonuçsuz Gazze ziyareti
olayından sonra, Mısır olaylarına yaklaşımı dolayısıyla da yalnızlaştığının
altını çiziyorlar.
Başbakan
Erdoğan'ın iktidar olamamış marjinal bir parti başkanı portresi
çizdiğine dikkat çeken siyasetbilimciler, hırçın söylemleriyle gövde
gösterisi yapacağım diye alanlara zorla ve parayla kalabalıklar
toplamasının ve toplumu kamplara bölmeye çalışmasının yanlışlığını
vurguluyorlar.

Öte yandan Gezi
Parkı'na Topçu Kışlası'nı yapılmasını öngören projeye Peyzaj
Mimarları Odası ve Mimarlar Odası'nın açtığı davada 7 Haziran'da
İstanbul 6. İdare Mahkemesi'nden yürütmeyi durdurma kararı çıktı.
Bunun üzerine karara itiraz eden ancak itirazı mahkemece reddedilen
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın hiçbir gerekçe ve neden sunamadığı
ortaya çıktı. Bakanlığın itiraz dilekçesinde yürütmeyi durdurma
kararı çıkan dava için "hukuki dayanaktan yoksun"
söylemi dikkat çekiyor. Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın
itiraz dilekçesini 26 Haziran'da mahkemeye sunduğu öğrenildi.
Gazetemiz baskıya
girerken, hukukun kararını yanlarına alarak Gezi Parkı'na gitmeye
çalışan halkı hedef alan polis şiddeti, Taksim Dayanışması'nca
kınandı. Taksim Dayanışması, 'taleplerimizden ve kazanımlarımızdan
vazgeçmedik ve asla vazgeçmeyeceğiz' dedi.
Taksim Dayanışması'nın
açıklama metni şöyle: "Artık Yeter! Aralıksız ve Israrla
Sürdürülen Polis Şiddetini Kınıyoruz!
6 Temmuz
2013 Cumartesi günü; Gezi Parkı'nı halka kapatanlara, Taksim Meydanı
ve Gezi Parkını kimliksizleştirme, insansızlaştırma ve betonlaştırma
planlarının iptaline yönelik mahkeme kararını elden tebliğ etmek;
parkımızın açılmasını sağlamak için güle oynaya Taksim'de buluşmaya
çalışan yurttaşlarımız yine iktidarın hukuksuz, acımasız şiddet
ve saldırısına maruz kalmıştır.
Polisin
ortada herhangi bir gerekçe olmadan, tek niyeti kamusal alanlarımız
olan meydanda parkta buluşmak olan yurttaşlarımıza karşı uyguladığı
şiddet 28 Mayıs'tan beri sürdürülen şiddet politikalarının değişmediğini,
şiddetin ısrarla sürdürülmek istendiğini göstermektedir.
Gezi Parkı'nın
bir gün sonra açılacağını duyurarak tek niyeti parka gitmek olan
yurttaşlarımızı engellemek için Polis Şiddetini bir kez daha güvenliğini
sağlamakla yükümlü olduğu halka karşı kullananlar dün yaşananların
tek sorumlusudur.
Taksim'de
polis tarafından, barış içinde Taksim Gezi Parkı'na gitme talebindeki
insanlara yapılan acımasız ve insanlık dışı müdahaleyi ve gün boyu
devam eden gözaltı şiddetini kınıyoruz.
Ne medya karartmaları, ne hükümetin keyfi ve hukuk tanımaz uygulamaları
ne de bizi birbirimizden koparmayı amaçlayan tutuklamalar, gözaltılar,
asılsız karalama kampanyaları içerisinde bulunduğumuz dayanışmayı
sonlandıramayacaktır.
Bütün
dünyaya örnek olan Dayanışmamızdan, taleplerimizden ve kazanımlarımızdan
vazgeçmedik ve asla vazgeçmeyeceğiz."
Haziran 2013
|