|
Serkan
Koç'un hazırladığı belgesel açılmamış Rus belgelerini açığa çıkarıyor.
Büyük
Yalan her şeyi gerçek belgelerle anlatıyor
"Ermenistan'ın
ilk Başbakanı ve Taşnaksutyun'un Genel Sekreteri Ovannes Kaçaznuni'nin
1923 yılındaki Taşnak Kongresine sunduğu rapor bir harika. Taşnakların
lideri raporda diyor ki, 'Biz İngilizlerin, Fransızların ve Çarlık
Rusyası'nın oyununa geldik. Türk köylerinde katliamlar yaptık. Ancak
hata yaptık'. Bu belge Taşnaklar ve Batı ülkeleri tarafından sansürlenmiş
ve yayını yasaklanmış. Bizim Türk Tarih Kurumu'nun arşivlerinde
yıllardır duruyormuş!!! Biz gittik taa Rusya'da bulduk ve yayınladık.
Belgeselimizin hemen girişine de koyduk."
Bahar Çınarlı
Ermeni Soykırımı
iddialarını tamamıyla çürüten ve bugün Türkiye'de olup bitenlere
ışık tutan, nefes kesen bir belgesel.
 |
| Serkan
Koç |
2006 yılında
bu büyük çalışmanın senarist ve yönetmeni Serkan Koç ile
yazışmalarım olmuştu. Kendisine ne tür bir belgesel hazırladığı
hakkında sorular sormuştum; ve bu çok büyük ve önemli projede tuzum
da olsun diyerek kendi elimdeki bu tür bir filmde kullanılmak üzere
yararlı olabilecek ön çalışmalarımı ona ulaştırmıştım.
Serkan Koç'a
o zamanki sorularımdan biri, belgeselin niye Türklere yönelik yapıldığıydı.
Öyle değil miydi, biz yurtdışındaki Türkler bu iddialarla karşımıza
gelen yabancıları göğüslüyorduk boyuna? Ve İngilizce yayına çok
gereksinmemiz vardı. O zamanki cevabı şöyleydi: 'Bizim bu
konuda önce kendi insanımızı aydınlatmamız lazım". Sonradan
anladım; Türkiye'deki kafaların ne kadar karışık olduğunu ve Serkan
Koç'un ne kadar haklı olduğunu.
Bitmiş belgeseli
DVD olarak ele geçirip izleyince hayran kaldım. Bu, ne kadar çok
zamandır özlediğim kaliteli, anlamlı, zevkle seyredilecek ve bir
Türk olarak gururlanılacak gerçek bir belgeseldi. Peki, kötü 'Mustafa'
filminin çalkantısı ta buralara kadar gelmişken, niye böyle değerli
çalışmaları buralarda duyan az oluyordu? Acaba Türkiye'de ne kadar
çok duyulmuştu? Duyulmuş, herkes tarafından izlenmiş olsaydı, geçenlerde
Türkiye'deki abes özür kampanyası yapılır mıydı? Bunun suçu tabii
ki bu muhteşem eseri yaratanlarda değil; izleyicileri aptal aptal
dizilerle oyalayan ve bilgisiz bırakan büyük TV kanallarının ve
medyanındı.
Gelin
belgesel ile ilgili bilgileri Serkan Koç ile Şubat başında
yaptığım röportajdan, onun coşkulu anlatımından izleyelim.
- Kendiniz
hakkında bilgi verebilir misiniz?
- 1976 doğumluyum. 9 yıldır Ulusal Kanal'da çeşitli programların
yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendim. Tüm Anadolu'yu baştan
başa gezdim ve belgeseller yaptım. Bunun dışında, politik ve tarihsel
belgeseller hazırladım.
- Bazı örnekler
verebilir misiniz?
- Gizlenen Atatürk (11 Bölüm), Büyük Yalan (6 Bölüm), 1908
Hürriyet Devrimi, Çanakkale Direnişi, Gladyo (3 Bölüm), Türklerde
Tufan Efsanesi, Attila İlhan ile İlk İsyan, Bizim Eller Ceyhan,
Toroslardaki Kumluca, Yörük Kenti Mut, Arsuz, Mobilya kenti İnegöl…
- Büyük Yalan
belgeseli ile ilgili bilgi verebilir misiniz?
- Büyük Yalan, Ermeni Soykırımı iddialarına yanıt vermek için hazırlandı.
Belgesel yaklaşık 50 kişilik bir ekip tarafından hazırlandı. Sadece
arşiv araştırmaları 8 yıl sürdü. Biz, Ermeni Soykırımı iddialarını
araştırırken, Sovyet Türkologlardan Doç. Dr. Kallera Belova,
Sovyet arşivlerinde Türk tezlerini destekleyen derya deniz belge
olduğunu söylemişti. İstanbul Üniversitesi Araştırma Görevlisi Mehmet
Perinçek o gün bugündür Sovyet Arşivlerinde bu konuyu araştırıyor.
Belgesel, işte bu araştırmalar üzerine inşaa edildi. İddiaları belgelerle
çürütme çizgisini izledik. Hem de öyle belgeler ki, Ermenilerin
bile itiraz edemeyeceği belgeler. Çünkü belgelerin çoğu Ermeni Taşnaklara
ait yazışmalar ve raporlar.
Batı
ülkeleri Türkiye'nin de üzerine yürümeyi hızlandırınca kamuoyunu
doğru bilgilendirmek için kolları sıvadık ve 8 aylık çekimler sonucu
bu belgeseli ortaya çıkarttık.
Belgesel ilk
olarak 2007 yılı 24 Nisan'ı yayınlandı. O günden beri üç kez gösterildi.
Şimdi Azerbaycan'da gösterime girecek. İlk gösterim öncesi çok görkemli
bir galası yapıldı.
Belgeselin DVD'leri
da basıldı. Şu ana kadar 15 bin baskısı yapıldı. Yurtdışında da
yaygınlaştırmak, Batı kamuoylarını bilgilendirmek görevi önümüzde
duruyor.
- Niye TV
dizisi de, sinema filmi değil?
- Aslında niyetimiz bir sinema filmi çekmekti. Ancak hiçbir bütçemiz
olmadığı için şimdilik belgeseli yapabildik. Ancak sinema filmi
de düşünüyoruz; çünkü sinema, gerçekleri geniş kitlelere duyurmak
için daha etkili bir yol. Ermeni Diyasporası denilen ve aslında
CIA'nın kontrol ettiği grup, bu yolu çok iyi kullanıyor ve milyonlarca
dolar para harcıyor. Hem de bir yalanı yaymak için. Bu bir sektör
olmuş. Türkiye'ye saldıracaksan sana para var!
- Siz parayı
nereden buldunuz?
- Biz, çok küçük bile değil, sıfır bütçe ile çıktık yola. Millete
başvurduk, in-sanların yeteneklerini, olanaklarını birleştirdik
ve çok çok çok küçük bir bütçeyle projeyi hayata geçirdik. Bu belgeselin
yapılabilmesi bile Türklerin ne kadar büyük bir millet olduğunu
gösteriyor bence.
- Benzer
projeleri Türk devleti neden yapmıyor? Neden kendimizi savunmak,
yalanlara karşı mücadele etmek için hükümet çaba harcamıyor? Ben
soykırım iddiaları ile başa çıkmada Kanada'daki elçiliğin çok çabaladığını
biliyorum, ama hiç bir şey böyle bir belgeselin yerini tutamaz.
Aslında hele sinema filmi olsaydı ve İngilizce olsaydı ve ayrıca
yurtdışındaki her ülkenin TV kanallarında, her festivalde gösterilseydi
keşke. Asıl baş etmek böyle olur.
- Evet, bence de sorulacak soru budur. Örneğin, Ermenistan'ın ilk
Başbakanı ve Taşnaksutyun'un Genel Sekreteri Ovannes Kaçaznuni'nin
1923 yılındaki Taşnak Kongresine sunduğu rapor bir harika. Taşnakların
lideri raporda diyor ki, "Biz İngilizlerin, Fransızların
ve Çarlık Rusya'nın oyununa geldik. Türk köylerinde katliamlar yaptık.
Ancak hata yaptık". Bu belge Taşnaklar ve Batı ülkeleri
tarafından sansürlenmiş ve yayını yasaklanmış. Bizim Türk Tarih
Kurumu'nun arşivlerinde yıllardır duruyormuş!!! Biz gittik taa Rusya'da
bulduk ve yayınladık. Belgeselimizin hemen girişine de koyduk.
Demek ki Türk
devleti bu konuda kendisini savunmak istemiyor aslında.
 |
| Boğazlıyan
Kaymakamı Mehmet Kemal Bey'i ilahlar asmak istedi... |
Belgeselde birçok
ülkeden 34 seçkin tarihçinin görüşlerine yer veriliyor. Belgeselin
hemen girişinde 1919 yılında idam edilen Boğazlıyan Kaymakamı Kemal
Bey sahnesi var. Kemal Bey'in yargılanmasını ve idamını
canlandırdık. Bu yönüyle belgesel dramatik bir yapıyla sunuldu.
- Peki İngilizce'ye
çevrilecek mi?
- Biz de belgeseli İngilizce'ye çevirmek istiyoruz. Bu konuda yardıma
da ihtiyacımız var açıkçası.
- Ekibinizde
kimler vardı?
- Türkiye'nin en seçkin ve vicdanlı ekibiyle çalıştık. Künyeye bakınca
bunu göreceksiniz. Danışma Kurulu'nda Halit Refiğ, Dr. Doğu Perinçek,
Prof. Dr. Norman Stone, Ahmet Şişman, Orhan Koloğlu, Taylan Sorgun,
Prof. Dr. Bengi Bugay ve Hüseyin Haydar vardı. Sunan Mesut Mertcan,
seslendirme Levent Dönmez, müzik Yavuz Daloğlu ve arşiv araştırma
Mehmet Perinçek tarafından gerçekleştirildi.
- Yeni projeleriniz
var mı?
- Şimdi Büyük Yalan'ın ikinci paketine hazırlanıyorum.
1915 olaylarının
tanıklarıyla 1982 yılında yapılmış 16 saatlik görüntü kaydı var
elimde. Önümüzdeki 24 Nisan'a bunu hazırlamayı planlıyorum,
"1915'in Tanıkları" adıyla.
- Maddi desteğiniz
var mı?
- Keşke bir sponsorum olsa...
 |
|
Serkan
Koç belgesel için tarihçi Orhan Koloğlu'nun görüşlerini de
aldı.
|
Ayrıca Ergenekon
Operasyonundan sonra Gladyo'nun Türkiye'deki büyük operasyonlarını
konu alan bir dizi çalışmasına başladım. Sanırım 15 bölüm kadar
olacak. 2 yıllık bir çalışma olacak.
Biri Kurtuluş
Savaşımızla ilgili diğeri Kıbrıs Barış Hareketi konulu, senaryosunu
yazdığım 2 sinema filmi projesi de destek bekliyor.
 |
| Mahkeme
sahnesi... |
- Hrant Dink
hakkında diyecekleriniz vardı.
- Belgesel yayınlandığı dönem tartışmalara yol açmıştı. AGOS Gazetesi
Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in daha önce yayınlanmamış
bir konuşmasına yer vermiştik. Dink bu konuşmasında aslında kendisini
öldüren merkeze işaret ediyordu. Dink özetle, Ermeni çetelerini
İngilizlerin, Fransızların ve Çarlık Rusya'sının kışkırttığını,
bugün de aynı şeyi Kürtlere yaptığını söylüyordu. Dink'in
bu konuşmasını yayınlamamız Amerikancı kesimi çok rahatsız etti.
Hakkımda dava açtılar ve bu bölümün yayınlanmamasını istediler.
Ancak yargıda biz kazandık. Dink'in çok önemli tespitleri
var. Bunları duyurmak Türkiye'miz için önemli bir görev.
Benim kanım,
Hrant Dink'i Amerika öldürttü. Hem, Ermeniler içinden kendisine
karşı olan birini ortadan kaldırmış oldular, hem de olayı Ulusalcıların
üzerine atarak bugünkü Ergenekon operasyonuna önemli bir dayanak
yarattılar.
Hrant Dink'i
kimlerin öldürttüğü ortaya çıktı. Olayın arkasında, Fethullah
Gülen ile bağlantılı bir emniyetçinin olduğu tartışılıyor basında.
- Hrant Dink'in
konuşmasından önemli bölümlerden örnekler verebilir misiniz?
- "100
sene öncesine baktığımız zaman, bu topraklar üzerinde asırlardır
bir arada yaşayan insanların niye birbirine düştüğü, niye birbirlerini
yok ettiği, niye o kadar zenginliğin, kültürün 7 dilde eğitim yapan
kolejlerin, bunların yok olduğunu bir oturup hepimizin bir hesabı
cari yapmamızda yarar olduğunu düşünüyorum ve bu hesabı cariyi yaparken
neler kazandık diye değil, neler kaybettik diye bakmamız lazım".
"Geçmişte
İngilizlerin, Fransızların, Rusların, Almanların şu topraklar üzerinde
oynamış oldukları rol neyse, bugün aynen tekrarlanıyor".
"Geçmişte
Ermeni halkı onlara güvendi, kendilerini Osmanlı'nın zulmünden kurtaracak
sandı".
"Ama
yanıldılar. Çünkü onlar geldiler, kendi işlerini, kendi hesaplarını
yaptılar. Çekilip gittiler ve burada kardeşi kardeşle kan içerisinde
bıraktılar. Ve bugün Kürtlerin yaşadığı aynı şey. Amerika geldi
Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti oluşturmak üzere. Kürt kardeşlerimiz
için orası bir çekim alanı mı oldu, ne oldu bir başka bir şey mi
oldu? Ümit mi oldu? Bu çok tehlikeli bir gidiş".
"Amerika
bu. Gelir, o kendi hesabını yapar işine bakar, işi bittiğinde de
çeker gider. Ondan sonra da burada tekrar insanları, burada kendi
didişmesi içinde bırakır".
- Sayın Serkan
Koç bu eşsiz belgesel çalışmanız, ve benimle yaptığınız röportaj
için size Bizim Anadolu adına teşekkür ediyorum. Memleket için çok
anlamlı çalışmalar içindesiniz. Umarım bu yazı Büyük Yalan'a daha
da çok dikkat çekeceği gibi, yeni projeler için sponsor bulmada
da bazı kapılar acar. Ben tüm Türklerin bu belgeseli seyretmesini
şart görüyorum. Büyük zevkle seyrediliyor, çok bilgilendirici ve
hiç kuru değil.
Biliyorum
projeden projeye koşuyorsunuz ve çok meşgulsünüz, ama bence bu belgeselin
İngilizce'ye çevrilmesi çok önemli..Yurtdışındaki Türkler takım
takım alıp tanıdıkları yabancılara, yabancı ülkelerin bakanlarına,
hocalarına, vb hediye etseler çok önemli bir katkı olur. Ama biliyorum,
çevirtmek, bastırmak yine fazladan maddi yük.
Tabii buradaki
kütüphanelere girmesi ve TV'de oynatılması da çok iyi olur. Ancak
Amerika bu kadar suçlanırken ve güncel olaylara göndermeler yapılırken,
buralarda kütüphanelere girmesi bence çok güç. Benim görüşüme göre
yurtdışına göre hazırlanılacak olan tarihi belgeseller konuları
karıştırmadan daha dar alırsa -günümüze parmak göstererek göndermeler
yapmadan-, batı tarafından, özellikle de Kuzey Amerika tarafından
kabullenilmeleri bir nebze kolaylaşır. Bu savaşı yurtdışında ancak
adım adım kazanabiliriz. Ama anladığım kadarıyla siz yurt içindeki
savaştan başınızı kaldıramıyorsunuz; bu verdiğiniz savaş için size
şükran duyuyoruz.
Belgeselin web
sitesi için: www.belgeselbuyukyalan.com
Bahar
Çınarlı / Bizim Anadolu
Şubat 2009
Yazarın Önceki
Yazıları:
Vankuver'de yeni yönetim ve tüzük değişikliği
Mustafa Filmini Üzüntü ve Kızgınlıkla Seyretti
Her Yerde Kar Var!...
Şeker Bayramı Vancouver'de kutlandı
Vancouver'liler Yaza Doyamadı
Vankuver'de Türk Sinema Günleri Başladı
Bu Vancouver'den Latif Geçti!
1. Vancouver Türk Şiir Günü
|