Merve SANCAK
Gençlik Başımda Duman

 

Bir Afrodisias tutkusu, yaşayan, yaşatılan!...

Ülkemden merhaba,

Ayın şiiri

Her ay okuyucularımıza ayırdığımız şiir bölümünde sizin de şiirleriniz yayınlanabilir, ayın en iyi şiiri sizin imzanızı taşıyabilir.

Şiirlerinizi

bizimanadolu@ yahoo.com

ya da

'Genç Anadolu, C.P. 1141, Succursale Desjardins, Montréal, Québec H5B 1C3' adresine yollayın; gelecek sayıda kim bilir, belki de sizin şiirinizi yayınlarız.

Ayrıca her ay ayın şiirine bir kitap armağanımız olacak.

Bu yıl güzel ülkeme giderken aklımda uzun bir tatilin bir hayali yoktu. Uzak diyarlarda hasret çekerek günlerin geçmesi çok çabuk olmuyordu. Beklenen gün geldi ve ben "yalnız ve güzel! Ve bir o kadar sıcacık ülkeme'' doğru yola koyuldum. Ülkeme vardığımda ana kucağı gibi bana açılan elleri tuttum, o kokuları hafızama kazınmış iğde ağaçları ve bahar kokuları arasından geçerken ne kadar mutlu ve şanslı olduğumu da düşünmeden edemedim.

Bu yolculuk sonunda annemin çalıştığı Geyre Vakfı'nın müze açılışında görev yapacaktım. Ülkemin eşsiz zenginliklerini doğrusu bu kadar yakından tanımamıştım. Doğduğum İstanbul'dan başka bilmediğim bir eşsiz zenginliği öğrenerek sizlere tanıtmak istedim.

Bulgulara göre, Ege Bölgesi'nin Menderes Vadisi'nde konumlanan Afrodisias'ta ilk yerleşim, Neolitik çağda olmuştur. Uzun süreli yerleşimlere rağmen Afrodisias MS II. yüzyıla kadar ufak bir köy olarak kaldı. Afrodisias MS II. yüzyılın sonlarında İmparator Augustus'un koruması altına girdikten sonra dinsel bir merkez olduğu kadar, zamanın entelektüel ve kültürel merkezi olarak da ün kazandı. Şehir, din adamlarıyla kalabalık bir güzel sanatlar ve edebiyat zümresini ağırlıyordu. Burada açılan büyük ve tanınmış heykelcilik okulu, 600 yıl boyunca nice sanatçılara kapı açtı; Afrodisias'ın yüksek kalitedeki krem beyazı mermerinden çok sayıda eserler ve anıtlar yaratıldı. Afrodisias MS III. yüzyılda Roma İmparatorluğu'nun başkenti seçildi ve bir yüzyıl boyunca başkent olarak kaldı.

Kazılar ve Geyre Vakfı

Aydın ili, Karacasu ilçesi Geyre Beldesi sınırları içerisinde yer alan, Yunan ve Roma dönemine ait arkeolojik alanların en önemlilerinden biri kabul edilen Afrodisias Antik Kenti, 1987 yılında kurulan GEYRE VAKFI'nın katkı ve destekleriyle New York Üniversitesi Fine Arts of Instutue tarafından titizlikle yürütülmeye başlandı. Bu kazı ve inceleme çalışmalarıyla gelecek kuşaklara emanet edeceğimiz önemli bir kültürel varlık olarak gün ışığına çıkarılmaktadır.

Y. Mimar ve Ozan Cengiz Bektaş

1961 yılında, Prof. Kenan Erim tarafından başlatılan kazı çalışmalarında, heykeltıraş okulu ustalarının elinden çıkmış, İmparator Augustus adına yapılmış olan ünlü Sebasteion'u süsleyen olağanüstü güzellikteki heykel rölyefler bulundukları depolardan çıkarıldı. Geyre Vakfı'nın yapımını gerçekleştirdiği "Yeni Salon" da, yeni evlerinde ziyaretçilerin beğenisine sunulmaya başlandı. Afrodisias'taki iki günlük çalışmam esnasında orada görev yapan çok sayıda kişiyle tanışma şansım oldu. Kazı Başkanı Prof. R. R. R. Smith başta olmak üzere tüm çalışanlar işlerinin ustası, uzman kişiler. Bu kişiler arasında sizlere Afrodisias Müzesi - Sevgi Gönül salonu ve ülkemizin çok değerli mimarı ve ozanı sayın Y. Mimar Cengiz Bektaş'ı tanıştırmak isterim. Kendisi Denizlili, orta öğrenimini İstanbul Erkek Lisesi'nde, yüksek öğrenimini DGSA Süsleme, Mimarlık Bölümleri ile Münih Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nde (1959 ) yaptı. Bir süre Almanya'da serbest mimar olarak çalıştı. Orada girdiği iki yarışmada ödül aldı. ODTÜ'ye öğretim görevlisi olarak çağrılınca, Türkiye'ye döndü. Bir yıl (1962 - 63) ODTÜ Mimarlık işliğini yönetti. 1963'te Ankara'da kendi işliğini kurdu. Yalnızca altı yıl süreyle (1963 - 69) mimarlık - şehircilik yarışmalarına girdi. 25'in üzerinde ödül kazandı. Cumhuriyet dönemi mimarlık tarihi örnekleri arasında sayılan yapılar gerçekleştirdi. 2 kez Ulusal Mimarlık Ödülü aldı. Akdeniz Üniversitesi (Antalya) Sosyo - Kültürel Özek yapısıyla Ağahan Ödülü'nü (2001) kazandı.

Cengiz Bektaş bir Denizli güncesinde yazdığı köşe yazılarıyla yazın yaşamına girdi (1950). D. G. S. Akademisi'ndeki şiir yarışmasında birincilik kazandı (1954).

Fazıl Hüsnü Dağlarca, Türkçe Dergisi'nde (1960) onun şiirlerini ilk kez yayımladı. Şiirleri on altı dile çevrilmiştir.

Mimarlık ve kültür konularını işleyen 40'ın üzerinde inceleme yapıtı yayınladı. Afrodisias gezisinden edindiğim izlenimleri sizlerle paylaşmaktan memnunum. Bu ayki yazımı Y. Mimar Cengiz Bektaş'ın Afrodisias üzerine yazdığı şiirle tamamlıyorum:

Bize Katılın!

Gençlik sayfasına katılmak ister misiniz?
Çevrenizden bize haberler ulaştırıp, gençliğin sesini duyurmak istiyorsanız, hemen
bizimanadolu@yahoo.com

ya da
'Genç Anadolu, C.P. 1141, Succursale Desjardins, Montréal, Québec
H5B 1C3'
adresine yazın.

Yazılarınızı, şiirlerinizi bekliyoruz. Hadi kâğıdı, kalemi elinize alın ya da bilgisayarın başına geçin!

AFRODİSYAS TÜRKÜSÜ

Bana kentin türküsünü söyle
Sokakların
Gölgelikli
Gezeneklerin
Alanların
Çiçek doğası oyulmuş taşın
Karşılaşmaların

Kentin türküsünü söyle bana
Çeşmelerin
Avlularda suların
Islak kokuşlu toprağa
Dikili ağacın

Gün doğusuna bakan evlerin
Taş kerpiç duvarın
Pişmiş topraktaki parmak izinin
Damlayan terin
Açık kapıların
Penceredeki kuşun
Türküsünü el sıcaklığının

Türküsünü suyolcunun
Dişi taşın
Akışın
Taşkının
Türküsünü

Çoğul türküsünü söyle bana
Tiyatro coşkusunun
Basamağa çizili oyunun
Seyirlikte koşunun
Aksakallıların evinde
Tartışmaların
Türküsünü

Tapınaktaki duraksız değişmenin
Gömütlerin
Yeni doğan çocuğun
Doğanın kan dolaşımının
Türküsünü söyle

Kekiğin fesleğenin
Enginar yapraklarının
Zeytinin
İncirin
Gülen narın
Sarı ayvanın
Türküsünü

Sincabın yılanın eşeğin
Kuyrukkakan kuşunun
Kurbağanın
Kertenkelenin
Türküsünü söyle bana

Paylaşmanın
Birikmenin
Yontucunun
Ozanın
Emeğin
Merhabanın
Türküsünü

Kendini bütünde görmenin
İç konuşmanın
Ekinle akran olmanın
İnsanı yaratmanın
Türküsünü söyle bana


SİZDEN GELENLER

 


Mehtapta Kayboldum

Ellerimle kilit vurdum mehtaba
Hapsettim aksini...
Yakamozları avucuma alıp tek tek öptüm!
Kıskandı gölgeler, karardılar...
Rüzgâr öfkeli esti, ürpertti, korktum!
Anahtarı aradım suda
Açmak için kilidi.... bulamadım!
Daldırdım suya ellerimi, kollarımı,
vücudumu, ruhumu
Bulamadım!
Birden mehtabı gördüm kendimde
Orda kalakaldım, öylesine
Mehtap bende, ben mehtapta kayboldum!

Azad Sedefçi / Pierrefonds


Haziran 2008

Yazarın önceki yazıları:
Hasretinden Prangalar Eskittim ve Ahmed Arif
"O olmazsa yaşayamam" demeyeceksin!
Hayatınızda Bir Gün Bile Kadın Olmanın...
Özdemir Asaf ve Yalnızlık
Aşk Şairi Ümit Yaşar
Attila İlhan'ın Şiiri
Yaşamak Bir Ağaç Gibi Tek ve Hür