|
Bu Yıl da Yaz Bitti!
Toronto'nun yağmurlu yazından kaçıp Halikarnas'ın Myndos Krallığı'na
sığındık.
Sit alanı olduğu
için kıyı yağmacılığından biraz da olsa kendini koruyabilen Gümüşlük
Koyu'nda 30 yıldır karşılaşamadığımız pek çok eski dostla ve arkadaşla
karşılaştık.
Hayri, Ertan,
Enver, Süha, Erkan, Neşet, Ahtapot Engin, Cengiz, Müge, Eylem, Tuğba,
Mustafa, Latife, Figan, Burak, Mete, İlkin, Turgut, Ahmet, Dizem,
Bora, İsmail Hakkı, Ahmet ilk anda usuma düşenler.
Bu koya ilk
gittiğimde, 1971 yazıydı, Halikarnas Balıkçısı'nı (Cevat Şakir
Kabaağaçlı), hemen oracıkta bulup tanışmıştım. Sonra da kitaplarını
okudum. İlk defa ağzıma rakıyı orada sürdüm. Azra Erhat'a,
Yıldız Kenter ve Şükran Güngör'e, Bedri Rahmi'ye,
Macit Koper'e, Neşet ve Nüket Ruacan'lara,
Zeki Müren'e ve daha nicelerine o koyda rastlardınız. Ya limandaki
köy kahvesinde ya da balıkçı lokantalarında bulurdunuz onları, baş
başa sohbet ederlerken. Günbatımı rakılarını yudumlarken.
İstanbul'daki
Cazz Kafe yazlık yerini açmış o koyda, Neşet Ruacan'ı
bulduk. Gitarının tellerine dokunurken, Erkan Oğur'a kavuştuk
yıllar sonra kopuzunu çalarken ustaca. Kedi Bar'da
Erkan Oğur'un Telvin Caz Grubu'nu dinledik,
İsmail Hakkı Demirci ile Gümüşlük Akademi'de
verdikleri türkü dinletisini dinledik. Eski bir aktör Sami Ayanoğlu
ustanın oğlu İstanbul Şehir Tiyatroları'ndan aktör
ve besteci (Güller ve Dudaklar, Fabrika Kızı vb.)
arkadaşımız, abimiz Bora Ayanoğlu ile aynı sahil pansiyonunda
kaldık. Hep beraber denize girdik.
Carassauga
Festivali'nden dostlarımızın tanıdığı Ayşe kızımız
Fransa'dan gelerek bizlere katılmıştı. Kedi Bar ve
Cazz Kafe'de üç büyük dans gösterisi sunmuştu. Hint
Klasik, Bollywood ve Türk Göbek danslarıyla
seyircileri coşturmuştu.
Neşet Ruacan'ın
usta cazz gitarına, Erkan Oğur'un kopuzuna değişik zamanlarda,
değişik mekânlarda doğaçlama danslarla eşlik etmişti. Ustaların
beğenisini toplamıştı.
İşte böyle,
bir yazı daha geride bıraktık. 'Dostların Arasında, Güneşin
Sofrasındaydık'. Toronto'ya, uzun kış günlerine doğru geri
gelirken, bol bol güneş topladık. Soğuk ve karanlık kışta içimizi
sıcak tutabilmek için gurbet ellerde, el kapılarında.
'Yok edin
insanın,
insana kulluğunu'
Bu sevda bizim!
'Kapansın El Kapıları,
Bir daha açılmasın.
Bu hasret bizim!'
Ağustos 2008
|