|
Montreal'de Cumhuriyetimizin
80. Yılı'nı Kutladık
Gazetemizin
düzenlediği, Montreal'de 27 Ekim Pazartesi akşamı saat 19.30'da
Cumhuriyet'in 80. Yılı'nı kutlamak için Brebeuf tiyatro salonunda
Atatürk'ün tarihsel Söylevi (Nutuk), Turquebec'in katkılarıyla halkoyunları
gösterisi ve Tayfun - Aslı ikilisinden gitar dinletisi Türklere
sunuldu.
Bizim
Anadolu 10. Yıl şenlikleri çerçevesinde Cumhuriyet'imizin 80. Yılı'nı
anlamlı bir biçimde kutlamak istemişti. Bu nedenle değerli yazar
Meriç Velidedeoğlu yönetiminde İstanbul Devlet Tiyatrosu sanatçısı
Ali Düşenkalkar, tiyatro sanatçıları Füsun Kostak ve Özlem Özkaram
saydamlar eşliğinde Atatürk'ün tarihsel Söylevini (Nutuk) Montreal'de
27 Ekim akşamı 350. kez izleyiciye sundular. Ne de olsa Cumhuriyetin
böylesine anlamlı bir biçimde kutlanmasının amacı, Cumhuriyetimizin
kuruluşunu en doğru biçimde anlamaktı.
Aylar
önceden hazırlıklar yapılmış, büyük güne yine aylar varken, bu önemli
gün hakkında gerekli duyurular yapılmıştı. Montreal'de yaşayan on
bini aşkın Türk'e haber ulaşmıştı; 27 Ekim akşamı Cumhuriyet'in
80. Yılı'nı Nutuk, halkoyunları ve türküler eşliğinde kutlayacaktık.
 |
| Aslı-Tayfun
İkilisi herkesi büyüledi. |
Montreal'de
bilet edinmek isteyenler için Bizim Anadolu, Efes Pastanesi, Marché
İstanbul, Montreal Başkonsolosluğu, vb. kuruluşlar harekete geçmişti.
600 kişilik kapasiteye sahip olan Brebeuf Tiyatro Salonu artık 27
Ekim akşamını bekliyordu. Fakat, tahmin edilen olmadı. Satılan bilet
sayısı düşünülenin çok daha altındaydı. Acaba bilet fiyatı mı çok
geldi diye düşünmeden edemedik. Ne de olsa aynı hafta içerisinde
Turquebec'in gelenekselleşen 29 Ekim Balosu vardı. Onunla mı karıştırılmıştı?
Bu soruna da Büyükelçilik, Montreal Başkonsolosluğu aracılığıyla
el koydu. Gençlerin böyle bir gecede bulunmasının önemli olduğu
düşünüldü ve 70'i aşan öğrencinin bilet masrafları karşılandı. Geri
sayım başlamıştı. Artık 27 Ekim'i bekliyorduk.
Gün
27 Ekim, saat 19.30. Brebeuf tiyatro salonuna McGill ve Concordia
üniversiteleri Türk Öğrenci Derneklerinin yardımlarıyla 15'e yakın
genç geldi. Geriye kalan 55'i aşkın gencin işi çıkmış olsa gerek.
Buruk bir sevinçle salona giriyoruz. Fransa'nın resmi kanallarından
olan TV5 ekibi aramızda. Montreal'de yaşayan Türkler hakkında belgesel
hazırlıyorlar. Dakikalar ilerliyor. Halkoyunları gösterisi gerçekleşti.
Şimdi biraz hareketlenme var. Nutuk Türkçe olduğu için sessizce
TV5 ekibini uğurluyoruz. Ve yeniden sessizlik. Sıra Nutuk'ta. Değerli
yazar Meriç Velidedeoğlu açılış konuşmasını yaptı. Atatürk'ün tarihsel
Söylevi İstanbul Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Ali Düşenkalkar, tiyatro
sanatçıları Füsun Kostak ve Özlem Özkaram tarafından saydamlar eşliğinde
başladı. Salonda hâlâ sessizlik var. Herkes pür dikkat Ata'yı Ali
Düşenkalkar'ın ağzından dinliyor. Hayır olamaz! 15 dakika geçmedi
ve salonda bir hareketlenme var. Tiyatro salonunun kapısı gıcırdıyor.
Bir açılıyor, bir kapanıyor. Konsantrasyon diye bir şey kalmadı.
Kapıya yakın oturanlar Nutuk'tan çok girip çıkanları "sinirli"
bir şekilde izlemeye başlıyor. Evet, spor sayfasından sorumlu Alper
Oğuz'u görüyorum. Yanında da Editörümüz Ömer F. Özen var. Kapıya
bir yazı asılıyor. Adeta "zart zurt girip çıkmayalım"
diyor birkaç saniyede yazılmış, 'gençler için bir utanç olması gereken'
uyarı yazısı. Olamaz, bu sefer bir grup kalkıyor. Gençlerin yarısını
kaybettik. Onlar artık uzaktalar. Kapı ardından sesleri geliyor.
Bir iki uyarı oluyor. Aldırmadan, tiyatroculara ve Ata'ya en büyük
saygısızlığı ediyorlar. Atatürk ki hayatını memlekete adamış ve
uğruna kanların döküldüğü o toprakları gençlerin eline vermiş...
Bir yanda umursamayıp gelmeyenler, diğer yanda utanmadan Nutuk'un
ortasında kalkıp gidenler. Şu an 15 dakika mola aldık. Hazırlanan
döneri anımsatan sandöviçler hemen hemen herkesin elinde. Toronto'dan
gelen Tayfun-Aslı ikilisinden gitar dinletisi başlamak üzere. Herkes
birer birer gitmiş. Salon iyice boş. Kendi aramızda kaldık. Tayfun
bey sitemle karışık bir şaka yapıyor ve İkili, sözü türkülere bırakıyor.
Çanakkale türküsünden Melike Demirağ'ın Arkadaş şarkısına uzanıyoruz.
Arada Bülent Ortaçgil'den, Fikret Kızılok'tan Nazım Hikmet'in şiirinden
oluşan şarkılarla beraber..
Salonda
bir elin parmaklarıyla sayılabilecek kadar genç var. Utanıyorum!...
Sizden, sizin gibi genç olmaktan... İstem dışı düşüncelere dalıyorum.
Askere giden / gidecek olan, ülkede savaş çıkarsa her şeyini bırakıp
vatan için savaşabilecek olan delikanlıları düşünüyorum. Ne için
savaştıklarını bile bilmeden uğruna canlarından olabilecekleri,
ufaklığımızdan beri bizlere aşılanmış vatan - toprak sevgisini düşünüyorum.
Genç kızları düşünüyorum. En son çıkan makyaj malzemesinin hikâyesini
Cumhuriyet'in ilânından daha iyi bildiklerini... Türkiye'deki okullarda
öğrencilerin törenlere zoraki katılımını… Ama her şeye rağmen, İstiklâl
Marşı okunduğu sıradaki gururumuzu anımsıyorum. Niçin, nasıl, hangi
zorluklarla Cumhuriyet'in ilân edildiğini bilmeden tüylerimiz ürperiyor
her İstiklâl Marşı okunduğunda. Çoğumuz söze geldi mi milliyetçi
duyguları kabarmış, en vatansever halimizle ülkemizden bahsediyoruz.
Sıra tarihimizi tanımaya, anlamaya geldi mi... çoktan oradan uzaklaşmış
oluyoruz...
KASIM
2003
EKİM
2003
|