|
Geçen
sayımızda verdiğimiz Türkçe karşılık bölümümüz okurlarımızca olumlu
karşılandı. ‘Almak’ eyleminin yanlış kullanımının
sadece gösterdiğimiz alanlarda değil, daha birçok alanda da olduğunu
belirten sesli, sözlü, yazılı iletiler aldık.
Konuyu
önümüzdeki sayılarda yeniden ele almayı düşünüyorduk. Ancak sorunun
ivediliğini gözlemlediğimizden, bu sayıda konuyu sürdürüyoruz.
Önce
yaşanmış bir olayı aktaralım:
20.
yüzyıl başlarında, o karmaşa içindeki yaşamda da, bugünkü gibi körlemesine
bir Batı hayranlığı, öykünmeciliği (taklitçiliği), Batılı konuşma
biçimi -özellikle- İstanbul’un belirli bir kesiminde vardı. Bunlar
‘monşer’siz konuşmazdı. Sirkeci tren istasyonuna
gelen iki ‘zibidi monşer’ aralarında, ‘acaba
11.15 trenini mi alsak, yoksa 15.15 trenini mi alsak’ gibi
bir konuşma biçiminde bulununca, orada kahvesini yudumlayıp gazetesini
okumakta olan ünlü şair Mehmet Akif dayanamaz, masasından
kalkıp bağırır: “Ulan zibidiler! Sizin Devlet-i Ali Osmani’nizin
bunları almaya gücü yetmedi, siz nasıl alacaksınız?”
“Almak”
eylemi, satınalmayı da çağrıştırır Türkçede.
Dolayısıyla;
Türkçede otobüs, metro, tren, uçak, taksi, bisiklet
alınmaz. Otobüse, metroya, trene, uçağa, taksiye, bisiklete
binilir.
Çay,
kahve vb içecekler alınmaz; çay, kahve içilir.
Yemek yenilir. Sigara tüttürülürse de, içe çekmek eylemiyle özdeşleştirilerek
(tüttürmek, duman çıkarmaktır) ‘sigara içmek’ deyimi
Türkçeye yerleşmiştir.
Diliniz
Türkçeyle tatlansın.
|