EKİN / YAZIN / SANAT



Laik Cumhuriyet Kızı Esin Afşar'ı yitirdik

ÖMER F. ÖZEN

Lösemi tanımıyla 22 Ekim'de hastaneye yatırılan ünlü sanatçı Esin Afşar, tedavi gördüğü Şişli Florence Nightingale Hastanesi'nde 14 Kasım 2011 tarihinde yaşama gözlerini yumdu.

Esin Afşar kimdir?

Bir diplomat kızı olan Esin Afşar, İtalya doğumluydu. Afşar, Ankara Devlet Konservatuvarı piyano bölümünü bitirdi, Maria Callas ve Leyla Gencer'in hocası olan Madam Hidalgo ve Madam Böhm'den şan dersleri aldı. Muhsin Ertuğrul'un genel müdür olduğu dönemde Devlet Tiyatrolarına piyanist olarak giren Esin Afşar, onun önerisi ve yaptığı sınavla 12 yıl tiyatro oyunculuğu yaptı. Konuk sanatçı olarak Meydan Sahnesi'nde oynadığı "Fantastiks" adlı müzikal oyunla müzik dünyasına girdi. Afşar, hafif müzik dalında şarkı söylerken Ruhi Su ile tanıştı ve halk müziğine yöneldi. Usta Ozan Nazım, Yunus Emre, Mevlana gibi düşün adamı ve sanatçıların şiirlerini yorumlayan Esin Afşar'ı Kanada'da konuk etmek ve son sanatsal etkinliklerinden olan Mevlana müzikli gösterisini gazetemiz ekinsel etkinlikler tasarısına almasına karşın, bazı sağlık sorunlarımız dolayısıyla ne yazık ki gerçekleştirme olanağı bulamadık.

2007 Mart'ında İstanbul'da görüştüğümüz Cumhuriyet Kızı Esin Afşar'ı daha önce Bizim Anadolu'da yayınlanan söyleşisiyle anıyoruz.

Esin Afşar Mevlana'yı yorumladı

2007 yılında İstanbul'daki Mevlana Yılı etkinliğinde Ali Düşenkalkar, Esin Afşar ve Ömer Özen birlikte.

İSTANBUL - UNESCO bu yılı Mevlana Yılı olarak belirledi. Böylece Ünlü Türk düşünür ancak tüm yapıtlarını zamanın Doğu Latince'si sayılan Farsça yazan Mevlana Celaleddin-i Rumi, doğumunun 800. yılında tüm dünyada kutlanmaya başlandı. Bu çerçevede İstanbul Belediyesi'nin girişimleriyle de Harbiye Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda ünlü sanatçı Esin Afşar ve Ali Düşenkalkar'ın da katıldığı ve Afşar'ın Mevlana şarkılarından oluşan muhteşem bir konser ve gösteri düzenlendi. Şiirlerini Devlet Tiyatro Sanatçısı Ali Düşenkalkar'ın okuduğu muhteşem gecede, müzikleri ağırlıklı olarak Ergüder Yoldaş yaptı Burcu Yüce ise sema döndü.

27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü'ne rastgelen Mevlana'yı anma gecesinin sonunda sanatçı Esin Afşar sorularımızı yanıtladı:

- Sayın Esin Afşar, bu gecenin düşüncesi nasıl oluştu, bize bilgi verir misiniz?
- Biz bir süredir Nazım Hikmet şiirlerinden oluşan şarkılarla konserler yapıyoruz. Çok iyi bir oyuncumuz, Devlet Tiyatrosu sanatçımız Ali Düşenkalkar'la ilginç bir rastlaşma sonucu İzmir'de, Konak Belediye'siyle birlikte Nazım Hikmet Konserlerine başladık. Hatta ben Belediyeden rica ettim ve sahnenin adını Nazım Hikmet Sahnesi koydurttum.

Bildiğiniz gibi ben 1991 yılında yine UNESCO'nun Yunus Emre Yılı olarak belirlemesiyle Yunus Emre besteleri yapmıştım. Ve zamanın Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek bize Kuzey Amerika ve Avrupa turnesi yaptırdı. Sonrasında benim bir Yunus Emre, bir de Mevlana albümüm çıktı. Daha sonra Dışişleri Bakanlığı, bunun ikisini birleştirip bir CD yaptı. İşte bu yıl Mevlana Yılı olduğu için, ben sadece Mevlana üzerine bir şeyler yapmak istedim. Tabii bunların üstüne yeni bazı besteler de oldu. Ve işte bu akşam gördüğünüz olay çıktı ortaya. Ümit ediyorum ki bunun yurt içi ve yurtdışı turneleri de olacaktır. Çünkü bu bütün bir yılı, bütün 2007'yi kapsıyor.

- İzliyoruz, şarkılarınızda genel-geçer müzik biçimine kaçmadan halka kendi değerlerimizi değişik bir yöntemle götürmek gibi bir özgörev yüklenmiş durumdasınız. Bu nasıl oluyor?
- Ben gerçekte Ankara Devlet Konservatuvarı Klasik Batı Müziği, Piyano ve Şan Bölümü'nü bitirdim. Benim eğitimim buydu. Tabii bu yönelişte Ruhi Su'nun büyük bir etkisi var. Ondan türküler öğrendim. O da aslında opera sanatçısı. Sahnede de izlemiştim bazı oyunlarını. Ondan öğrendiğim türkülerle o yana yöneldim, yani çok sesliliğe. Atatürk'ün 1934 nutkunda dediği gibi, "Kendi öz müziğimizi, halk müziğimizi çağdaşlaştıralım. Ancak o zaman dışarı açılabiliriz" sözlerinden yola çıkarak bir çok türkümüzü çoksesli yaptım. Böyle bir çalışmayla başladık. Sonra giderek günümüz şairleri diyeceğim; Nazım Hikmet, Orhan Veli, Melih Cevdet Anday gibi şairlerimizi seslendirmem yanında, kendi yazdığım şiirleri de seslendirmeye başladım. Dolayısıyla bir yandan da bestecilik yönümü geliştirdim.

1991'de Toronto'da Yunus Emre konseri de vermiş olan ve böylece kendi değerlerimizi baş tacı ederek sunan Esin Afşar başarılı sanat yaşamını sürdürüyor.


Ocak 2012