SİNEMA



Dağların Ecesi Kurmancan Datka Montreallilerin gönlünü çeldi

ÖMER. F. ÖZEN

Montreal Dünya Filmleri Şenliği, 38. yılında yine dünyanın değişik sinemalarını ayağımıza getirdi. Asya'nın uzak ülkelerinden Avrupa'ya, Afrika'dan Avustralya'ya değişik tatlar sunan şenlikte Türkiye'den Hüseyin Karabey'in "Sesime Gel", Ozan Açıktan'ın "Silsile" ve Gezi Parkı Direnişine göndermede bulunan Ali İhtiyar'ın kısa filmi "Hırsız Var"ın da gösterildiği Dünya Sinemasına Bakış bölümünde, diğer öne çıkan filmlerden biri de 1900'lerin başında 96 yaşında ölen Kırgızların söylence kadın kahramanı Kurmancan Datka'yı konu alan Sadık Şer Niyaz'ın "Dağların Ecesi General Kurmancan" oldu.

21 Ağustos'ta usta Fransız yönetmen Claude Lelouche'un Johnny Hallyday, Sandrine Bonnaire ve Eddy Mitchell gibi ünlü oyuncuların yer aldığı 'Seviyoruz Seni Pis Herif' (Salaud, On t'aime) filmiyle açılışını yapan 38. Montreal Dünya Filmleri Festivali, 1 Eylül'de başka bir Fransız sinema ustası Alain Resnais'nin "Sevmek, İçmek ve Şarkı Söylemek" adlı filmiyle sona erdi.

Dağların Ecesi Kurmancan Datka

Türkiye'den sinema eleştirmeni Cüneyt Cebenoyan'ın Uluslararası Sinema Eleştirmenleri (FIPRESCI) Seçici Kurulu'nda görev aldığı Montreal Dünya Filmleri Festivali'nde başka bir film, 'Dağların Ecesi Kurmancan Datka' sinemaseverlerin ilgi odağı oldu. Üç gösterim yapan film için, genel istek üzerine dördüncü bir gösterim düzenlendi; buna karşın filmi görmek isteyen çoğu sinemasever kapıdan dönmek zorunda kaldı.

Gerçek bir yaşamdan görsel bir şölen yaratan Kırgızistan'ın eski Kültür Bakanı Sadık Şer Niyaz, ilk uzun filmi olmasına karşın usta bir sinemacı olduğunu Kurmancan Datka filmiyle kanıtlamış.

On binlerce kişinin rol ve görev aldığı 'Dağların Ecesi Kurmancan Datka', yaklaşık 1,5 milyon dolar harcanarak ülkenin bugüne dek yapılmış en pahalı filmi olmuş. Kırgızistan'ın var olma sürecinde önemli katkısı olan ve 1900'lerin başında 96 yaşında ölen Kurmancan Datka'nın yaşamını konu alan film, Türk toplumundaki güçlü kadın imgesini yansıtması bakımından da önemli bir özgörev üstlenmiş durumda.

Kurmancan Datka'nın gençliğini oynayan sevimli oyuncu Elina Abaykızı, ülkesinin söylence kadın kahramanını beyaz perdede canlandırmanın ağır bir sorumluluk olduğunu, ancak bunu ona layık bir biçimde başarmış olmaktan büyük bir mutluluk duyduğunu belirtti. Ülkesinde tanınmış bir dans sanatçısı olan Elina Abaykızı, gelecekte Türkiye'de dans ve sinema dünyasında çalışmaktan büyük bir mutluluk duyacağını söyledi.

Kurmancan Datka filminin başoyuncusu Elina Abaykızı ve yönetmeni Sadık Şer Niyaz Montreal Dünya Filmleri Şenliği'nde Başyazarımız Ömer Özen'le birlikte.

Türkiye'yi iyi tanıdığını, eski Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ile yakın ilişkide bulunup ortak çalışmalarda bulunduğuna dikkat çeken yönetmen Sadık Şer Niyaz'a filmde kullanmış olduğu Göktürk abecesini sorduk. Göktürk abecesinin ancak 19. yüzyılın sonlarında Moğolistan'da Orhun Irmağı çevresinde bulunduğunu anımsattığımızda, 'doğru, o anıtlar o zaman bulundu ama, Göktürk abecesi Kırgızistan'da o tarihlerden çok önce biliniyordu, kullanılıyordu' dedi. Sadık Şer Niyaz, bu konudan söz ederken, 'benim Göktürk abecesini filmde kullanma amaçlarımdan biri de, Türklerin çok eski dönemlerden beri yazılı bir tarihleri olduğunu dünyaya anlatmak; bu hep göz ardı ediliyor' görüşünde bulundu. Kırgızistan Kültür Bakanı iken Türk dünyasını içine alan bir Türk Filmleri Şenliği de yaratmak istediğini dile getiren Sadık Şer Niyaz, hâlâ kafasında bu tasarının olduğunu sözlerine ekledi.

Montreal Dünya Filmleri Şenliği'nde sinemaseverlerin gönlünü çelen Dağların Ecesi Kurmancan Datka filminin 10-18 Ekim tarihlerinde yer alacak Antalya Altın Portakal Film Şenliği'ne katılmasını, Türk sinemaseverlerinin de bu söylence filmi görmesini umuyoruz.


***

"Akbabalara kurban olmak
için doğmadım begim"

Filmde isteği dışında kocaya verilen genç Kurmancan'a, koca evinde başka bir erkek tecavüze yeltenir. Ancak Kurmancan buna izin vermeyerek kaçıp babaevine döner. Törelere göre kocaevine dönmesi gereken Kurmancan, bir süre önce tanıştığı bölgenin beyi Alımbek Datka'ya bir yazıt gönderip kendisiyle evlenmek isteğini bildirir. Kurtuluşu Alımbek Datka'nın bu öneriye olumlu yanıt vermesiyle olacaktır. Kurmancan şu yazıtı Göktürk abecesiyle yazıp gönderir:

Al ipek gün sıcağına çıkarılmaz Ulu Beyim
Gümüş küle atılmaz Ulu Beyim
Dağlarda yeşil bir guguk kuşuydum Ulu Beyim
Akbabalara kurban olmak için doğmadım Ulu Beyim
Ak kuğu doğanla avlanmaz Ulu Beyim
Tüm bu evrende bana uygun eş bir tek sizsiniz Ulu Beyim

Türkçesi: Ömer Özen

Göktürk abecesiyle:

Bizim Anadolu

Temmuz-Ağustos 2014