|
Yerelden evrensele keçecilik ve Gülay Bilge

ÖMER ÖZEN
Keçecilik Türk
toplumlarında dayanıklılığı dolayısıyla yeğlenen bir sanattır. Eski
konar-göçer Türk toplumları yurtlarını, çadırlarını, halı-kilimlerini
keçeden üretmiş, hayvanları güden çobanlarına dayanaklılığı dolayısıyla
kepenekler yapmışlardır. Ancak yün halı-kilimde olduğu gibi, keçelerde
de kullanmış oldukları geleneksel çizgi ve resimlerde yaşamlarından
esintiler, özlemler vardır. Çocukluğumdan anımsadığım, halı-kilim
ve çoban kepeneğidir keçe ve keçecilik denince. Özellikle halı-kilim
üreten keçecilerin hamamda bu işlemleri yerine getirmeleri çocuk
belleğimde canlı canlı yerini korumaktadır.
Konya
kökenli Gülay Bilge geleneksel keçeciliğin dışında, bu sanatın
ve ürünlerin yurtta olduğu gibi yurtdışında da tanıtımını üstlenmiş
öncülerden biri.
Uzun süre dokuma
(tekstil) işiyle uğraşmış olan Gülay Bilge, kendini yoğun
olarak keçecilik sanatına adamış.
Şöyle dile getiriyor
bu ilgisini Gülay Bilge: "Bankacılık, devlet memurluğundan
sonra özel sektörde çalıştım. 20 yıl tekstilde (dokumacılık) çalıştım.
Emekli olduktan sonra aileden gelen genlerimin ardından giderek
keçeciliği kendime uğraş alanı seçtim.
Yurt içinde
değişik yörelerde keçeciliği de inceleyen Gülay Bilge şöyle sürdürüyor
sözlerini: "On yıldır bu işi yapıyorum. Eğitim veriyorum. Gitmiş
olduğum ülke içi ve dışında keçecilik sanatını tanıtıyorum."

Meslek eğitimini
Konya'da bu işin uluslararası düzeyde tanıtımını yapan bir beyden
almış olan Gülay Bilge, ustalara saygısını eksik etmiyor:
"Bilindiği gibi keçecilik sanatı Orta Asya'dan gelir.
Anadolu'da da özellikle Konya, Afyon gibi yörelerde keçeciliğin
ustaları yetişmiştir. Bizler de bu ustaların yanında yetişmişizdir.
Bunun bir okulu yok. Usta çırak ilişkisiyle, elvermekle yaşatılıyor."
Ve
yurdumuzun unutulmaya yüz tutmuş değerlerinden keçeciliği tanıtmayı
kendine bir özgörev seçmiş, şöyle devam ediyor: "Ben
bunu bir geleceğe taşıma görevi olarak aldığım için, daha geniş
biçimde çalışmak istedim. Biliyorsunuz, keçe denince akla çadırlar,
çoban kepenekleri falan gelir. Ancak bir on yıldır bu sınırlı çerçeveden
çıkardık biz keçeciliği. Daha modern biçimde, insanların ilgisini
daha fazla çekebilecek değişik tasarımlarla, değişik yaratımlarda
bulunuyoruz. Bu sanatı yaşamın her alanına yayabiliyoruz; şapka,
kıyafet, takı, hediyelik eşya gibi her türlü nesnelerin üretilmesinde
kullanabiliyoruz. Dolayısıyla bir beş yıldır Türkiye'de olduğu gibi
dünyada da keçeciliğe ilgi önemli ölçüde arttı."
ABD'de, Güney
Amerika'da Arjantin'de, Avustralya'da, Avrupa gibi birçok yerde
bu alanda çalışan insanların çalıştığına değinen Gülay Bilge,
UNESCO'nun da bu mesleği bir dünya kültür değeri olarak belirlediğini
ve desteklediğini sözlerine ekliyor.
Keçenin en önemli
özelliğinin yalıtım olduğunu anımsatan Gülay Bilge, kışın soğuktan
yazın sıcaktan koruduğunu belirtiyor.
İnsanların aklına
genelde çadırlar, halı-kilim geldiğini, dolayısıyla sert bir ürünün
her yerde kullanıldığını görünce çok şaşırdıklarını söyleyen keçe
sanatçısı Gülay Bilge, kendilerinin geleneksel anlayışları
kırmak istediklerinin altını çiziyor.

Tecimselden
çok sanatsal yönü üzerinde yoğunlaşan Gülay Bilge, şık gece
ve gündüz giysileri, şapkalar, çantalar, tablolar üretiyor. Gelenekselden
evrensele keçeciliği tanıtmak için uğraş veren Gülay Bilge,
hazır yapılmış keçe üzerinde değil, doğrudan kendisinin üretmiş
olduğu keçeye ta başından değişik biçimler verdiğine dikkat çekiyor.
Her biri tek yaratım olduğundan özgün bir sanat yapıtı ortaya çıkıyor.
Kuşkusuz böylece değeri daha çok artıyor. "Kendi sanat
anlayışınıza göre değişik yapıtlar ortaya çıkarabiliyorsunuz"
diyor Gülay Bilge.
"Sergi
ve tanıtımlarda ortaya çıkardığım ürünlerin keçe olduğuna inanmayan
çok kişi olduğunu" söyleyen Gülay Bilge, yaratmış
olduğu keçeden üretilmiş, ipekle karıştırılmış giysilerin bildiğimiz
zarif gece giysilerinden farkı olmadığını, ancak bunların doğal
ürün olduğunu ve çok daha dayanıklı ve değerli olduğunun altını
çiziyor. Doğal ürünün doğal ürünle karıştırılabileceğine değinen
Gülay Bilge, örneğin polyester ya da başka bir sentetik ürünle
karıştırılamayacağını belirtiyor.
Şalvar, elbise,
şal gibi hafif, aklınıza gelecek her yerde kullanılabilecek ürünler
yapan Gülay Bilge, bunların sıcak suda değil, soğuk suda
yıkanması gerektiğini anımsatıyor. Yün temelli olan keçenin de her
yün ürün gibi sıcak suda çekip toplayacağının bilinmesini istiyor.
Gelenekselden
çağdaşlığa mesleklerimizden keçeciliği yeniden yaratan Gülay
Bilge Montreal'den geçti ve bu güzel bilgileri bizimle paylaştı.
Bizim
Anadolu
Temmuz-Ağustos 2014
|