|
Atatürk ve Türkiye Ayrılmaz Bir Bütündür
Kanada'da yaşayan
Türk Toplumu olarak uyanık olmak zorundayız. Son yıllarda takıyye
yoluyla tarikat örgütlenmeleri ve ayrıcılıklı-bölücü terör örgütleri
zaten bilinç ve kültür düzeyi zayıf olan ve anayurtta olup biten
günlük politikalardan kopmuş, Kanada göçmenliğinde yaşam savaşında
yorulmuş kitleler üzerinde beyin yıkayıcı ve sömürücü yöntemlerle
çalışmalar yapmaktadırlar. Karşı çıkma cesareti gösteremediklerinde,
Atatürk ve Devrimleri, özünden koparılarak ve çarpıtılarak sunulmaktadır.
Bunun bir örneği
Can Dündar'ın Mustafa filmidir. Bir dosttan
gelen iletiyi olduğu gibi aktarıyorum.
Atatürk'ü
Silmek
Devrim Tarihi uzmanı Yrd. Doç. Dr. İsmet Görgülü, "Mustafa"
filmini izledi, notlarını tuttu. Ciddi bir hazırlık içinde. Pop
kültürüne bulanmış niyeti belli operasyona karşı bilimsel yanıtlar
verecek. Görgülü, şöyle düşünüyor: "Olay, Mustafa
Kemal'i 'Atatürk' olmaktan düşürmek, Mustafa Kemal'i Türk insanının
gönlünden çıkarmak, dimağından silmek amaçlı idi. Duruma bu gözle
bakınca, işin ciddiyeti, önemi büyüdü."
Atatürk'ün
uydurmalarla, iftiralarla neden kötülendiğini, asıl hedefin Atatürk
mü olduğunu sorgulayan İsmet Görgülü, yanıtın Amerikalı gazeteci
Nick Ludington'un sözlerinde bulunabileceği kanısında: "Türkiye'yi
birleştiren, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ve Mustafa Kemal Atatürk'tür.
Bunlarsız Türkiye dağılabilir…"
Görgülü'nün
vardığı sonuç şu: "Asıl hedef Türkiye'dir, Türkiye'nin
dağıtılması, bölünmesidir. Bunun için, Türkiye'nin kuruluş felsefesi
olan Kemalizmi tasfiye etmek, Kemalizmin kurucusu Mustafa Kemal
Atatürk'ü Türkiye'den silmek politikası izlenmektedir.
Bu politikayı
kimlerin izlediğini anlamak için; Kemalizme yaklaşımlarına bakmak
yeterli olur. Hangi ülke veya ülkeler Kemalizme karşıt ise bu politikanın
peşindedir ve Türkiye üzerine bir niyeti vardır. İçerideki dinciler,
bölücüler ve işbirlikçiler ise bunların vasıtasıdır."
Obama'nın
Irak politikası
ABD siyasetini yakından izleyen deneyimli gazeteci Yılmaz Polat,
yeni ABD Başkanı Obama'ya seçilir seçilmez, geçen perşembe
günü üst düzey bir istihbarat brifingi verildiğini aktardı bize.
Brifing, Irak, İran ve El-Kaide üzerine olmuş.
Türkiye açısından
en güncel konu belli: Obama, Irak politikasını nasıl biçimlendirecek?
Yılmaz Polat'a göre perşembenin gelişi çarşambadan belli:
"Bence oradaki Amerikan çıkarları başka hangi yollardan fazla
zarar görmeden devam ettirilecek çalışması yapılacaktır. Bush'un
Irak'ın işgaline Demokratların da hemen hemen tam kadro destek verdiğini,
Obama'nın Irak danışmanları arasında şahinlerin olduğunu da unutmamak
lazım. Örneğin, Büyükelçi Peter Galbright, çok uzun yıllardır Kürt
konusunun mimarıdır. Barzani ve Talabani'yle ilişkileri, uzun yıllar
önce Senato'da Claiborne Pell adlı çok etkili bir senatörün yardımcısı
olduğu günlerde başlamıştır. Hoşyer Zebari ve Behram Salih'in yakın
arkadaşıdır. Şu anda Obama'nın Irak danışmanları arasındadır ve
Barzani'nin de Washington'da lobiciliğini yapmaktadır. Kendisi Senatör
Pell'in yanında çalıştığı zaman Pell, Senato Dış İlişkiler üyesiydi
ve Joseph Biden'ın yakın arkadaşıydı. Burada, Obama'nın yardımcısı
Joseph Biden'in Irak'ın 3'e bölünmesi gerektiği yolunda açıklamalarını
hatırımıza getirmeliyiz.
Sonuç
olarak, Obama'nın yanındaki bu isimler ve geçmişlerine baktığımızda,
Obama'nın Irak politikasının nasıl şekilleneceğini de tahmin etmek
zor olmayacaktır.
Bu isimlerin
AKP değil ama, Türkiye'deki siyaset tüccarları diye adlandırdığım
çok Cumhuriyetli karakterlerle öteden beri yakın ilişkisi olmuştur.
Ayrıca bunların DTP'li Ahmet Türk ve Leyla Zana'nın HEP yıllarında
Washington'da pazarlandığı 90'lı yılların başında da çalışmaları
vardır. Bu isimler şu anda Irak konusunda hareket halindeler."
Tarih anlayışı
Can Dündar'ın "Mustafa" filminin
tarih danışmanı Faruk Alpkaya imiş.
SBF öğretim
üyesi olan Faruk Alpkaya, "Kemalizm, ilerlemeden
çok gerilemeye tekabül eder" diyen liberal düşünceci Prof.
Dr. Atila Yayla'ya destek bildirisi ile "türbana
özgürlük" bildirisine imza atan akademisyenler arasındadır."
Faruk Alpkaya,
Türkiye'deki tarih ders kitaplarının "ulusçuluk ideolojisini
aşılayan" metinler olduğunu, hatta "düşmanlık"
ve "potansiyel şiddet" kaynağı olduğunu;
"okullarda anlatılan tarihin hayattan tamamen koptuğunu, tarih
eğitiminin bugünü yönlendiremez hale geldiğini" dile
getiren raporlara imza atan akademisyen olarak da tanınır.
Faruk Alpkaya
ayrıca, Tarih Vakfı'nın, "Çocuklar ve Yetişkinler
İçin Tarih Aracılığı Avrupa Yayınları Projesi" kapsamında
öğrenciler için yayımladığı "20. Yüzyıl Dünya ve Türkiye
Tarihi" kitabının yazarları arasındadır.
Faruk Alpkaya'nın
bu kitabında, okullarımızda yıllardır "İzmir'in işgali"
olarak öğretilen olay, "...Yunan kuvvetleri İzmir'e çıkarak,
Rum nüfusunun da desteğiyle Ege bölgesinde işgal yönetimi kurdu.
Bu son gelişme İzmir'in de Selanik gibi kaybedileceği endişesini
güçlendirdi" gibi bir anlatımla aktarılmış, yine okullarımızda
"İzmir'in kurtuluşu" olarak okutulmakta
olan 9 Eylül 1922 tarihi ise "İzmir'in alınması"
ifadesi ile tanımlanmıştır.
Yani; Yunan
İzmir'e çıkmakta, Türk ise İzmir'i almaktadır.
Böylece tarih,
"ulusçuluk ideolojisini aşılayan" metin olmaktan
da,"düşmanlık" ve "potansiyel şiddet"
kaynağı olmaktan da çıkmaktadır.
Piyasaya yeni
sürülen "Mustafa" filmi ekibinin tarih anlayışı
işte bu kadar yalındır...
İnce sanat
Can Dündar, "Mustafa filminde Atatürk korkak biri
olarak mı gösterildi" sorusuna şu karşılığı veriyor:
"Atatürk 'Ben karanlıkta yatamam çocuk' diyor. Karanlıktan
korktuğunu söylemiyor filmde. Benim o sahneyi koymamın amacı, o
dönem mum alacak paralarının bile olmadığını anlatmaktı. Eğer buradan
Atatürk'e korkak denildiği imajı çıkıyorsa bunda kötü niyet var
demektir."
Arkadaş çok
iyi niyetli aslında da, izleyici hödük... Öyle ince sanat yapıyor
ki, anlayamıyorlar.
Kasım 2008
Yazarın Önceki
Yazıları:
Amerikan Kovboy Kapitalizminin Düşüşü!...
Genç Cumhuriyet 85 Yaşına Basıyor
Bu Yıl da Yaz Bitti!
|