|

Türkiye
Bildiğiniz Gibi Değil 2- Ömer F. Özen
Karahayıt'ın
kırmızı suları sağlık dağıtıyor

Arif
Altuntaş, Denizli'ye bağlı küçük bir köy olan İmralı'da doğmuş,
yörenin ilk yüksek öğrenim okuyanlarından biri olarak kentin öncüleri
arasında yer almış bir güzel insan.
Uzun yıllar
Demiryolları'nda çalışmış, ilkel koşullardaki telgraf teknolojisinde
sorunları kendi yöntemleriyle çözmüş, bu nedenle yurdun hemen her
yöresine konuyla ilgili sorunları gidermek için koşturup durmuş.
"Ülkeme karşı duyduğum borcumdu" diyor o günleri
anlatırken: "Bu sorunları gidermek için dışarıdan yardım
istemeye kalksak bir sürü döviz harcamak zorunda kalacaktık.
 |
| Sevgi
Yalçın Herakles Gecelerinde tango yapıyor. |
Kendi
göbeğimizi kendimiz kestik; kendi kendimize yetmek durumundaydık.
İdealisttik; tek ülkümüz ülkemizi az masrafla daha bayındır duruma
getirmekti…"
Bu nedenle
Arif Altuntaş genç yaşta dışsatım işine adar kendisini. Ege'nin
dağları türlü türlü bitkilerle doluydu ve bunlar sağlıklı beslenmenin
olmazsa olmazlarıydı. Düzeneği kurup kırlardan kekikten tutun, reyhana,
her tür baharı işleyip önce yurt içine pazarlamaya başlıyor kardeşleriyle
birlikte. Ama onun amacı yurtdışına açılmak. En büyük amacı ülkesine
döviz kazandırmak.
Bunun için de
seri üretime geçmek zorunda olduğunu biliyor. Girişimleri sonuç
veriyor ve Avrupa'dan siparişler alıyor. Ancak siparişleri yetiştirmek
için üretimi yükseltmesi, bunun için de yeni makinelerin kurulması
gerekiyor. Birçok makine mühendisi çağırıyor, tasarımlar çizdiriyor,
denemeler yapıyor, ancak istediği sonuca ulaşamıyor. Sorunu eski
Demiryolu teknisyeni olarak yine kendisi çözüyor… Avrupa'dan sonra
Amerika'ya, Kanada'ya da satışa başlıyor. Ancak Kanada'da kendisini
iyice terletiyorlar. Çünkü çantasında satışını yapmak istediği ürünlerin
örnekleri var küçük torbalar içinde. Gümrükte Kanadalılar fena biçimde
kuşkulanıyorlar bu çeşitli baharlardan, tozlardan... Dahası, tam
da Türklerin Kanada'ya akın akın geldiği yıllar. Kanadalı yetkililer
daha işkilli… Yabancı dil bilmemesi de çok sorun yaratıyor, çünkü
derdini anlatamıyor. Sonunda sorun çözülüyor ama, Arif Altuntaş
da dersini iyice alıyor.
 |
| Arif
Altuntaş eşi Şenol Hanımla Herakles gecelerinde. |
Uzun
yıllar ülkesine döviz kazandırdıktan sonra, tüm işleri kardeşlerine
bırakıp iş alanını değiştirmek istiyor ve kendisinde de bulunan
bel sorunu dolayısıyla kaplıca turizmine girmeye karar veriyor.
Uzun süre araştırmalar yaptırıyor, bakanlıktan izinler alıyor, ülke
dışında tanıtımlar yaptırıyor ve bugün Herakles adı
verilen kaplıca oteli kuruyor. Halk diliyle anlatacak olursak,
'şifa dağıtmak istiyor'.
 |
| Gecenin
sanatçısı 'Artık sevmecen gari' diyor Ege ağzıyla:
Sen ne deyvesen deyve / Bu hayat geçmez bööle / Sana varmacen
gari..." |
Arif Altuntaş
çok titiz biri. Hiçbir şeyi boş vermiyor ve her zaman işinin başında.
Otel bir aile ortamı gibi ama, bir o denli de profesyonel. Bu içtenliği
ve müşteri-hasta rahatını sağlaması dolayısıyla ülke dışından ve
içinden sürekliliği yakalamaya başlıyor. Otel sakinlerine gündüz
kaplıca suları ve doktor hizmeti verirken, akşamları da onları yemekli
eğlenceleriyle oyalamayı, dinlendirmeyi göz ardı etmiyor.

Pamukkale'ye
yakın Karahayıt kasabasındaki Sağlık Bakanlığı'ndan izinli tek Kaplıca
Otel Herakles, Arif Altuntaş'ın ödün vermez titizliğiyle
sağlık dağıtmayı sürdürüyor…
Sürecek
(Türkiye
Bildiğiniz Gibi Değil - 1) Fazıl Say besteleriyle A Capella Dinletisi
Ocak
- Şubat 2014
|