Ömer F. ÖZEN
Gözleyi, Gözleyi...


Sevinelim mi?..

Yılın son günleri ya, ben de sizlere güzel şeylerden söz etmeye çalışayım.

Bulabilirsem kuşkusuz...

Örneğin bir Türk'ün almış olduğu ödülden söz edeyim.

Bir Türk'ün, dünyaca önemli kabul edilen bir ödülü alması, hele de bunun 'Nobel Ödülü' olması sevinilecek, bayram edilecek bir olay.

Peki dünya dillerine çevrilen yazar Orhan Pamuk'un bu önemli ödülüne Türkler
neden sevinemiyor?

Kuşkusuz bir sanatçının, kendisini önemli kılan sanatının yanında, insanlığı ilgilendiren konulardaki duruşu da önemlidir; ve zaten -bizce- özellikle yazın adamlarına, bilim adamlarına ya da siyasetçilere verilen ödüllerin amacı da, o yazın, bilim ya da siyaset adamlarının (bu kadın da olabilir) sanatlarıyla, meslekleriyle insanlığın gelişimine katkıyı desteklemek ve başkalarını da buna özendirmektir.

Bazı kişilikler doğup büyümüş oldukları çağdan, toplumlarından ileridirler; o yaşamış oldukları ortamda pek kolay anlaşılmayabilirler.

Buna örnek bir çok bilim ve yazın adamı sayılabilir.

Bu kişilikler ölümlerinden sonra, yaptıklarıyla, yarattıklarıyla ya da düşünceleriyle çağları aşarak insanlığı aydınlatırlar.

En açık olarak Galileo buna bir örnektir.

Nazım Hikmet'i ideolojik olarak tutmayan kesimler bile, onun sanatının önemini ve insanlığa katkısını yadsıyamamışlardır.

Orhan Pamuk'un kitaplarını inceleyen ünlü eleştirmen Tahsin Yücel, özellikle 'Kara Kitap'ta bir yazardan beklenmeyecek ölçüde birçok kurgu ve Türkçe yanlışı bulmuştur.

Uğur Mumcu gibi suikastla öldürülen Cumhuriyet yazarı Ahmet Taner Kışlalı ve onun gibi daha nice yazar ve eleştirmen Pamuk'un kitaplarında Atatürk'e dil uzatan, Cumhuriyet'in kazanımlarına saldıran bölümlerini ortaya çıkarmışlar ve kitap kurdu olan bu insanlar, Pamuk'un kitaplarını nedense 15., bilemediniz 20. sayfasından sonra okuyamayıp rafa kaldırdıklarını açıklamışlardır.

Orhan Pamuk'u, özellikle çok satılan ve okuru çok olmayan Türkiye gibi bir ülkede, bu kitapseverlerin kaçta kaçı okuyabilmiştir?

Yoksa bu kitapseverler, günümüzdeki pazarlama oyunlarına gelip 'aman, bende de bulunsun' yaklaşımıyla alıp kitaplıklarını mı süslemektedirler?

Yanılmıyorsam ünlü şair ve yazar aynı zamanda çevirmen olan Talat Halman, Pamuk'un kitaplarının öteki dillere çevrilişi sırasında yanlışlarının düzeltildiğini söylemişti bir yazısında.

Onun için mi İngilizce, Fransızca okuyanlar çok iyi anlıyorlar da, bir tek Türkiye'dekiler -kendi dilinde çok satmasına karşın- bir türlü anlayamıyorlar?

Gelin de çıkın işin içinden...

Halbuki verilen ödül de, dünyadaki çeviriler gözönüne alınıp da verilmiyor; kendi dilindeki yayınlar gözönüne alınıyor...

Cumhuriyet'ten sevgili Zeynep Oral İsveç'e gidip, geleneksel olarak insanlık adına, dünyanın geleceği hakkında konuşma yerine, babasıyla ilişkisini anlatan Orhan Pamuk'un konuşmasını izlediği gibi, ödül törenini de ballandıra ballandıra anlatmasına karşın, içimizde bir burukluk var.

Hele de Yeni Dünya Düzeni içinde değer yargılarının nasıl kaydığını gördükçe…

Hele de her türlü pazarlamacıların ve emperyalizmin oyunlarını düşündükçe, burukluğumuz daha da artıyor...


ARALIK 2006

Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Ban

 
 
 Pardus... Özgürlük İçin...