Ömer F. ÖZEN
Gözleyi, Gözleyi...


Biz Bu Filmi Görmemiş miydik?

Kime sorsam 'eğitim', ne yana dönsem 'eğitim' diyorlar.

Ama hiç kimse bu konuda kılını kıpırdatmıyor.

Olayın başından beri, sözüm ona basın-yayın her şeyiyle didik didik etmeye çabalıyor, ama bulutları kaldırmaya kimsenin gücü yetmiyor.

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesi üzerine Derin Devletten, Askerden, Polisten söz edildi.

Olayı ilk duyduğumda, daha birkaç saat olmuşken, 'aptalca' ve vuran ya da vuranlar için de 'zavallı' dedim.

Bir sevgili dostum 'zavallı' deyişime acı acı güldü.

Doğrusu evet, zavallılığın ta kendisiydi. Bu basitçe, 'vuranı aklamak' için söylenmiş bir söz değildi. Neresinden bakılırsa bakılsın, büyük bir 'zavallılık' akıyordu her yanından. Kendi iradesiyle olsun, kullanılmış olsun, olay büyük bir zavallılıktı.

Eğer milliyetçilik adına yapılmışsa olay, gerçekten çok 'aptalca' bir şeydi. 'Aptalca' olduğu kadar korkunç bir olaydı. Ancak olay bu kadar basit değil.

Hep söyleye geldiğim gibi, hiçbir olay göründüğü gibi değil ve bunun çok boyutlu ele alınması gerekiyor; her yazılana, gösterilene inanmadan, ardında ne olabileceğine bakabilmek ve soru sorabilmek gerekmektedir.

Bu oyunun bir yanı, kuşkusuz en büyük yanı. Kimler böyle bir ölümden, oyundan çıkar sağlayabilir? Bunun yanıtını aramak zorundayız.

Öte yandan, yurtseverlikle, kafatasçılığı birbirine karıştıran önemli bir kesim var.

Ta başından bilinçli olarak bilgi kirliliği yaratan kesimler vardı. Hedef şaşırtanlar köşe başlarını tutmuştu. Adına 'medya' denen şu ucube basın-yayın ise, kendine çeki düzen vermek yerine, oyunun parçası olup 'reyting' uğruna büyük tabloyu gözden kaçırmayı sürdürüyor.

Ülke nüfusunun her geçen gün katlandığı, büyük kentlerin birer köy-kente dönüştüğü, arası her geçen gün açılan büyük bir gelir dağılımı adaletsizliği, yığınların eğitim, sağlık sorunu; bunun yanında dış siyasetteki çıkmazları iç siyasete çevirme... Bu sahipsiz topluma sunulan sözüm ona bir 'milliyetçilik'.... Ve 'haydi eller havaya' kültürü…

Öte yandan köşe başlarını tutmuş bazı kafa karıştırıcılar da, yurdunu savunsan, 'kafatasçılık'la, 'ırkçılıkla' özdeşleştirip, sana yaftayı yapıştırıyorlar...

Bu oyun daha ne kadar oynanacak?

Biz bu filmin nice değişik sürümlerini görmemiş miydik?

Oyuncular değişiyor gibi ama, oyun aynı oyun, film aynı film...

Eğitim, dedik, değil mi?

Kendimizden başlasak mı eğitmeye?


Şubat 2007


Yazarın önceki yazıları:
İyi ki Oradasınız!..
Sevinelim mi?..
Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Bana

 
 Pardus... Özgürlük İçin...