|
Biz Bu Filmi
Görmemiş miydik?
Kime sorsam
'eğitim', ne yana dönsem 'eğitim' diyorlar.
Ama hiç kimse
bu konuda kılını kıpırdatmıyor.
Olayın başından
beri, sözüm ona basın-yayın her şeyiyle didik didik etmeye çabalıyor,
ama bulutları kaldırmaya kimsenin gücü yetmiyor.
Agos Gazetesi
Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesi üzerine Derin
Devletten, Askerden, Polisten söz edildi.
Olayı ilk duyduğumda,
daha birkaç saat olmuşken, 'aptalca' ve vuran ya da vuranlar için
de 'zavallı' dedim.
Bir sevgili
dostum 'zavallı' deyişime acı acı güldü.
Doğrusu evet,
zavallılığın ta kendisiydi. Bu basitçe, 'vuranı aklamak'
için söylenmiş bir söz değildi. Neresinden bakılırsa bakılsın, büyük
bir 'zavallılık' akıyordu her yanından. Kendi iradesiyle
olsun, kullanılmış olsun, olay büyük bir zavallılıktı.
Eğer milliyetçilik
adına yapılmışsa olay, gerçekten çok 'aptalca' bir
şeydi. 'Aptalca' olduğu kadar korkunç bir olaydı.
Ancak olay bu kadar basit değil.
Hep söyleye
geldiğim gibi, hiçbir olay göründüğü gibi değil ve bunun çok boyutlu
ele alınması gerekiyor; her yazılana, gösterilene inanmadan, ardında
ne olabileceğine bakabilmek ve soru sorabilmek gerekmektedir.
Bu oyunun bir
yanı, kuşkusuz en büyük yanı. Kimler böyle bir ölümden, oyundan
çıkar sağlayabilir? Bunun yanıtını aramak zorundayız.
Öte yandan,
yurtseverlikle, kafatasçılığı birbirine karıştıran önemli bir kesim
var.
Ta başından
bilinçli olarak bilgi kirliliği yaratan kesimler vardı. Hedef şaşırtanlar
köşe başlarını tutmuştu. Adına 'medya' denen şu ucube
basın-yayın ise, kendine çeki düzen vermek yerine, oyunun parçası
olup 'reyting' uğruna büyük tabloyu gözden kaçırmayı sürdürüyor.
Ülke nüfusunun
her geçen gün katlandığı, büyük kentlerin birer köy-kente dönüştüğü,
arası her geçen gün açılan büyük bir gelir dağılımı adaletsizliği,
yığınların eğitim, sağlık sorunu; bunun yanında dış siyasetteki
çıkmazları iç siyasete çevirme... Bu sahipsiz topluma sunulan sözüm
ona bir 'milliyetçilik'.... Ve 'haydi eller
havaya' kültürü…
Öte yandan köşe
başlarını tutmuş bazı kafa karıştırıcılar da, yurdunu savunsan,
'kafatasçılık'la, 'ırkçılıkla' özdeşleştirip,
sana yaftayı yapıştırıyorlar...
Bu oyun daha
ne kadar oynanacak?
Biz bu filmin
nice değişik sürümlerini görmemiş miydik?
Oyuncular değişiyor
gibi ama, oyun aynı oyun, film aynı film...
Eğitim, dedik,
değil mi?
Kendimizden
başlasak mı eğitmeye?
Şubat 2007
Yazarın önceki yazıları:
İyi ki Oradasınız!..
Sevinelim mi?..
Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Bana
|