|
Öğretmenler
Günü ve Çamlıca Tepesine 72 Buçukluk Cami
Dünün, bugünün
ve yarının öğretmenlerinin ellerinden öpüyorum. Çünkü, onlar tüm
zamanların vazgeçilmez büyükleri, saygın değerleridir.
Ben, Öğretmeni
şöyle tanımlıyorum:
Öğretmenler;
değerlere değer katan düşün mimarlarıdır.
Veya:
Öğretmenler;
değerlere değer katmak için, düşün inşa eden eğitim mühendisleridir.
Bir önerim var;
'Öğretmenler Günü'; "Öğretmenler ve Öğrenciler
Günü" olarak değiştirilsin. Çünkü ikisi bir bütün.
Özellikle öğrenci asla Öğretmensiz yapamaz.
Evdeki Öğretmen'imiz,
Kadriye Çorbacıoğlu şiddetle karşı çıktı; "Bir öğretmenler
günümüz var, onu da mı kaldırsınlar?! Birileri öğretmenlere zaten
sıcak bakmıyor; önerini fırsat olarak görürler şimdi…"
Söylediğime
pişman oldum. Halbuki, amacım; öğrenci boyutunda örselenen 'öğretmen-öğrenci'
kaynaşmasını yeniden güçlendirmekti.
Öğrenemeyenlerin
egemen olduğu ve karanlığın, Aydınlığa (Öğretmene) tercih edildiği
günümüzde, Öğretmenleri yazmanın zorunlu olduğunu düşündüm ve yazmaya
karar verdim.
Öğrenemeyenler;
öğretmene gününü gösterirken, öğrenemeyenlerin, 'Öğretmenler Günü'nü
kutlamaları öteden beri düşündürücü gelmiştir bana.
En düşündürücü
olanı da; ülkemin Öğretmene ve Okula gereksinimi varken; okuldan
çok cami inşa edilmesidir.
Son olarak,
iki türbanlı bayana (baş örtüye karşı değilim. Başörtüyü modernize
ediyorum yalanlı militan çıkar örtüsü türbana karşıyım) Süleymaniye
Cami mimarisi kopya ettirilerek, 'İstanbul'un son tepesi; Çamlıca
Tepesi'ne konuşlandırılacak' bir proje hazırlattırıldı.
Doğrusu, amaçlı
ve gizemli ısmarlama bir proje.
Kimse Cami inşasına
karşı değil. Aksine, İstanbul'un, 'simge' siluetleri
olan 'kubbeleri ve minareleri' son 10 yıldır, inşa
ettirdikleri 300'ü aşkın sermaye tapınaklarıyla yok edenlere, karşı
olduk ve sorguladık.
Eğer, benim
ülkemde; 82 bin cami, 67 bin okul var ise ve Milli Eğitim Bakanlığının
Bütçesi, Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesinin (3 Milyar 891 TL)
çok aşağılarında ise; ülkemin, hangisiyle, aydınlanmayı, çağdaş
uygarlık seviyesini ve dünyanın özgün değişimini ve evrenselliği
yakalayacağını sorgularım, arkadaş!
Eğer; benim
ülkemde; pozitif bilimlere ağırlık veren "Laik eğitim"
kurumu okul, Abdülhamitdöneminden daha az inşa ediliyor
ve hiç gerekmediği halde Çamlıca Tepesine, devasa bir cami inşa
ediliyorsa, ben bunu sorgularım arkadaş. Öğretmeni öteleyip, salt
imamı öne çıkaranı sorgularım arkadaş.
Evet, Abdülhamit
döneminde okul sayısı, cami sayısının çok önündeydi. Günümüzde,
padişah özentisi içinde olanlar bu gerçeği tersine çevirdi.
Bilindiği gibi,
R-cep Cami için, Selatin camisidir, buyurdular. Selatin camisi;
Osmanlı döneminde sultan veya sultanın ailesi tarafından İstanbul'un
tepelerine inşa edilen camilere deniyor.
7 Tepeli İstanbul
Yarımadası'nın 'Çamlıca tepesi hariç' tüm tepelerinde
'Sultanların' Selatin camileri vardır. Son tepeyi
de R-cep kaptı. Kendisinden sonraki sultanlara tepe bırakmadı. Bu
haksızlık bence.
Belli mi olur;
ikinci Boğaz inşa etmek isteyenler, tepeler inşa ettirip gelecekteki
sultanları tepesiz bırakmayabilirler.
Evet; İstanbul'a
hakim en son tepeye de hakim oldular. Akıl verenlere, akıl vermek
gerekir; çünkü bu verdikleri akla, gün gelecek tarihin sayfalarında
gülecekler. Doğru, asıl alay edilecekler, % 50 ile o'nu sultan şımarıklığına
itenlerdir.
Hiç duyulmamış
bir dernek ortaya çıkıyor (sonradan kurulduğu anlaşıldı), Selatin
Camisi için proje yarışması düzenliyor ve bugüne dek verilen en
yüksek özdeksel ödülü veriyor. Kimse; "iki günde kurulan
bu dernek, bu ödül parasını nereden buldu?" sorusunu
sormuyor. Verilen kısa sürede (ülkenin saygın projecileri bile bu
sürenin yetersiz olduğunu söylediler ve yarışa katılmadılar) projeler
tamamlandı. Fakat, ancak iki proje ikinciliğe laik görülebildi.
Yani birinci yok. İkincilerden biri tercih edildi. Tercih edilen
proje 2 türbanlı bayanın projesi idi.
Hiç çekinmeden
de, kendilerine yapılan servisi yadsıyabildiler.
Neymiş efendim;
projelerinin kazandığını medyadan öğrenmişler. Gülünesi durum.
Minarelerdeki
şerefe sayısının, camiyi kaçıncı sultanın yaptığını işaret ettiği
kesin bayanlara söylenmiştir. Bu camiyi sayın Abdullah Gül yaptırmış
olsa, 11 şerefeli olacağını biliyorlardır, artık. Cami, büyük olasılıkla,
Gül sonrası Cumhurbaşkanınca yaptırılacağına göre, 12 şerefeli
olarak dizayn etmişlerdir.
İyi ki, Cumhuriyet
ilan edildi de, Cumhurbaşkanlığı esas alındı ve şerefe sayısı 12'de
kaldı. Eğer, Osmanlı İmparatorluğu devam etmiş olsaydı, 48 şerefeli
inşa edilecek devasa camiye İstanbul Yarımadası yetmezdi. Dahası,
tüm tepeler yıkılır, R-cep camisi dikilirdi. Son padişahlar, belki
de bunun yüzünden cami inşa edemediler.
Çamlıca Camisi,
Türbe-Camiye dönüştürülür ise şaşırmayalım; çünkü, Cami avlularına,
dahası kutsal alanlara gömülmek bunların vazgeçilmezi.
Deha Mimar
Sinan'ın tüm metrelerini geçen ve "biz tüm za-manların
en büyüğüyüz" böbürlenmesini (böbürlenme padişah senden
büyük Allah var) işaret eden diğer metreler beni fazla ilgilendirmiyor
(sadece gülüyorum). İlginç de gelmiyor. Bana ilginç gelen; Cami'nin
72,5 metre yüksekliğinde olacağı ve bunun da İstanbul'u oluşturan
72,5 milleti simgeleyeceğidir.
Soruyorum;
"Bu buçuk hangi millet? İslamiyet'te, Allah'ın kulunu, bir
başka kulun aşağılamasının günahların en büyüğü olduğu gerçeği nasıl
es geçilir?"
M.Al. Birand'ın
32. Gün Programına çıkan bir arkadaş; "Biz Çamlıca tepesine,
Cami inşa ederek, Çamlıca yöresini Baz istasyonlarından temizleyeceğiz,
çünkü, yabancılar buralardan ev tutmuyorlar" dedi.
Benim, dinden
ve yoksuldan geçinenlerde, öylesi bir yabancı hayranlığı oluştu
ki, anlamak ve anlatmakta güçlük çekiyorum. Hani onlar kâfir ve
gâvur idi?!
Her ne ise,
yabancıları baz istasyonunun yaydığı radyasyondan korumak için,
ille de Cami mi yapmak gerekiyordu? İnsanlarımızın sağlığı düşünülerek,
o Baz İstasyonları, çok önceleri sökülemez miydi?
Arkadaşlar,
ben sorguladım, biraz da siz sorgulayın, sinirlerim bozuluyor!
Öğretmenim,
özür dilerim. Sakın sen kendini suçlama, öğretememişiz diye üzülme.
Onlar hiçbir zaman öğrenmek istemediler, sadece siz Öğretmenlere,
öğrendik oyunlarını oynadılar ve o oyunlarıyla şimdi ülkemin üzerinde
horon tepiniyorlar, tepilmeleri yakındır.
ŞEVKET
ÇORBACIOĞLU
Teknopolitikalar Platformu
evesbere@mynet.com
0506 609 00 32
Ekim-Kasım
2012
Yazarın önceki
yazıları:
Çocuklar Yarın(larda) Kime Emanet Edilmek
İsteniyor?
Samsun'da TOKİ'nin Neden Olduğu Facia
ve Afet Yasası
19 Mayıs Atatürk'ü Anmayı ve İnterneti
Sınırlayan Otoritarist Yaklaşım
Kadın, Nedir Senin Adın?
Devletçiliğe Dönüş Yapan Türkiye
Yükselen Türkiye'de Halk mı Yoksa Birileri
mi Yükseliyor?
İçeride Antilaik Dışarıda Laik
Eski Coşkulu Seçimlere Ne Oldu?
Türkiye'de Alternatif Tarih mi Yazılıyor?
Temiz Kramponlar Operasyonu ve Futbol
Endüstrisini Paylaşım Savaşı
19 Mayıs'ta Atatürk ile Değişen Ülkemin
Yazgısı 12 Haziran'da Tekrar Değişir mi?
CHP'yi Eleştirmenin Dayanılmaz Zamansızlığı
ve Zeminsizliği
Y-azarlar Tutuklanmalıdır ve Salınmamalıdır
Demokrasi Şehidi Uğur Mumcu ve Aciz
Ölü Tasnifçileri
Haydarpaşa Yıkıldı Garı
Türban ve First Leydi Wulff
Başbakan'ın Çılgın İstanbul Projeleri
Evet; % 58, Hayır; % 42
Askeri ve Sivil Darbelere Hayır Demek
İçin
Hayır Demenin 12 Eylül'ü
30 Ağustos 1923 ve 12 Eylül 2010 Emperyalizme
"Hayır!" Demenin Amentüsüdür
Sıvas-Madımak ve Auschwitz-Reishtag
Birkaç İnsan ve 23 Nisan
Elazığ Depreminde Suçlu Kerpiç Evler(miş)
Kürt Otonomisi ve Ermeni Haritası
Haiti Depreminin Çağrıştırdıkları
Gripin ve Domuz Gribi
Türkiye İslam Cumhuriyeti
2013'te 1. Yılını Kutlayacak
G-8'i Besleyecek 11'ler ve Pasif Laiklik
ve de Taksim'deki İMF Meydan Savaşı
Çatalca, Trakya, Marmara Afetinin Uyarısı
Ben Dinlencede Balbay İçeride - 2
Ben Dinlencede Balbay İçeride - 1
Çin İ-Çin Cin Diyebilir miyiz?
Cumhuriyet(imizin) Faşistleri
(1 Mayıs'ta Taksim Edenler) ve Cumhuriyet
Meydanı
Obama Bor'a mı Geldi, Ankara'ya mı?
Nöbetçi Anketçi Tahran Erdem
Balbay'a Saldırmak
Eee-Recebim Nedir Bu Ekonomik Paritesizlikler?
Yeni Yıl, Yeni Umutlar
Postemperyalistlerin ve Benim Ermeni
Özürüm
29 E-KİM?
Kendimizle Savaşmak
|