|

Türkiye
Bildiğiniz Gibi Değil 6- Ömer F. Özen
Sanalla
gerçeği karıştıran izleyici sokakta gördüğü oyuncuya bağırıyor:
"Yeter
artık, göster çocukları annesine!"
Bir radyo
izlencesinde sunucu konuğuna şöyle diyebiliyordu: "Elinden
ben tuttum ha senin... Yoksa bugünlere kolay gelemezdin." N'olmuştu
bu topluma? Hoşgörü, alçakgönüllük, 'bir elin verdiğini öteki el
görmemeli' felsefesi nerede kalmıştı?
Kurulan özel
televizyonlar kolaya kaçarak çuvalla, özellikle ABD'den almış oldukları
film ve izlenceleri bilir bilmez kanallarında bu yeni tüketim toplumuna
pompalamaya başladılar.
Onlar da öğrenmeye
çalışıyorlardı. Bu öğrenme sırasında topluma çok zararları da dokunuyordu.
Bazıları ayakta
durmak için kâr etmek zorundaydılar, bazıları kara para aklıyordu.
Bu arada yeni bir toplum da oluşuyordu.
Basın-yayın
organı da olan bu kurumların bir çoğu bol bol paralar vererek TRT'de
yetişen konuşmacıları, gazetecileri, teknik adamları alıyorlardı
ama, hepsi de bu olanağa sahip değillerdi. Bir çoğu da olur olmaz
kişileri konuşmacı, gazeteci olarak almaya başladı; bunlar da
'reyting' uğruna akıllarına geleni ekranlardan ya da radyo
dalgalarından söylüyorlardı.
Örneğin bir
radyo izlencesinde bir sunucu konuğuna şöyle diyebiliyordu: "Elinden
ben tuttum ha senin... Yoksa bugünlere kolay gelemezdin."
Konuk umarsız bir biçimde suskun kalıyordu...
Ancak bu bir yere gelip tıkanacaktı. Paket ve öykünme izlenceler
bir yere gelip dayanacaktı; öyle de oldu.
İşte o zaman
kendi insanının sorunlarına eğilen dizi yapmayı keşfettiler.
Çarpık da olsa
yöresel ağırlıklı diziler ekranları kaplamaya başladı. Bu dizilerin
yapım giderlerini karşılamak için katkıda bulunacak kuruluşlar bulmaya
ve dizilerin yayınlandığı saatlere reklamlar almaya başladılar.
'Reyting' kurumu da oluşturulunca, izlenirlik durumlarına
göre reklam pastası da büyümeye başladı. Yeri geldi, reklamlar arasında
dizi izlenmeye başlandı. Yeni bir tüketim toplumu yaratılmıştı.
Bu arada toplum
da umarsızlığa düşüp gerçek yaşamdan koparak dizilere göre yaşamaya
başlıyordu.
Kanallar
diziler aracılığıyla kılıçları çekmişler, bir zamanların Brezilya
dizilerine parmak ısırttırırcasına uzun bölümlerle topluma çeki
düzen veriyorlardı.
Öyle ki, toplum
bireyleri sokakta görmüş oldukları bir dizi oyuncusuna şöyle bağırabiliyorlardı:
"Yeter artık, çocukları annesine göster!"... Söz
konusu olan televizyonda bir diziydi, kurmaca bir filmdi; filmin
erkek kahramanı senaryo gereği ayrı olduğu eşine çocuklarını göstermiyordu.
Örneğin başka
bir dizide kaymakam rolü oynayan bir oyuncuya sokakta bir teyze
'Kaymakam Bey, benim oğlanın şu işini görür müsün' diye
yardım isteyebiliyordu.
Dizilerde dedikodu,
hukuksuzluklar, yasadışı davranışlar, entrikalar mı vardı? Toplum
bireyleri de her gece görmüş oldukları bu kurmaca filmlerden etkilenip
insan ilişkilerinde aynı davranışları gösteriyorlardı... Artık kimsenin
kimseye güveni kalmamıştı. Kim kimin açığını yakalayacak, öbürünü
nasıl alt edecek diye düşünüyor, ona göre davranıyorlardı.
Bir zamanlar
ancak para ödeyip beyaz perdede gördükleri oyuncular her akşam kendi
yaşamlarına benzeyen konularla, gerçek dışı, abartılı da olsa, en
son teknolojiyle evlerinde 'arz-ı endam' ediyorlardı.
Gerçek yaşamla
masal birbirine karışmıştı...
 |
| Herkes
Hürrem olmuştu... |
Toplum ayrışıyor,
birbirine güvenmiyor, dahası, yaşam biçimleri dolayısıyla birbirlerine
düşman bile kesiliyorlardı; tüm kadınlar Muhteşem Yüzyıl
dizisindeki Hürrem olmuştu...
Televizyonlar,
'reyting', daha fazla izlenebilmek uğruna, her türlü
uçukluğu ve abartıyı yapmak için birbirleriyle yarış biçimindeydiler...
Bu da bir başka
algı yönetimi miydi?
Ocak-Şubat
2015
Sürecek
(Türkiye
Bildiğiniz Gibi Değil - 5) Toplumda dönüşüm doğal mı, yaratılmış
mı?
(Türkiye Bildiğiniz Gibi Değil - 4) Bu tür
örtünme bir inanç gereği mi, moda mı?
(Türkiye Bildiğiniz Gibi Değil - 3) Denizli,
Karahayıt insanı sıcak kanlı ve yardımsever...
(Türkiye Bildiğiniz Gibi Değil - 2) Karahayıt'ın
kırmızı suları sağlık dağıtıyor
(Türkiye Bildiğiniz Gibi Değil - 1) Fazıl Say
besteleriyle A Capella Dinletisi
|