|
Örgütlenelim,
Güçlenelim!..
İlk bakışta ne anlamlı bir slogan diyebilirsiniz. Örgütlü gücün
bilinç yapısında eğitim yoksa, sürekli kendisini yenileme yoksa,
yineleme (Kendini tekrar) değil, örgütler de kuru kalabalıklarla
işgal ediliyor demektir. İşlevlerini yerine getiremiyorlar demektir.
Kadroların eğitimi esas alınmadığı için niteliksiz toplum önderleri
oluşuyor. Hiçbir toplumsal ihtiyaca cevap veremeyen örgütler oluşuyor
demektir.
Suya sabuna
dokunmayan, kendi yaratıcı inisyatiflerini yitirdiği ya da hiç olmadığı
için yağcılık, el etek öpme veya biat etme temelinde toplumsal kurumları
veya bunu temsil eden vakıf, dernek veya federasyonları elde tutmaya
çalışan, oturdukları koltukları fazlaca ısıtmış bu kişilerin değiştirilmesinin
ve örgütlenmelerin yeniden gözden geçirilmesinin zamanı geldi ve
geçiyor. Böyle bir değişimden sözedilince herkesin aklına genç ve
dinamik kişiler geliyor. Bence bu da çok göreceli. Her gencin bilimsel
ve kültürel değerlerin sürekli eğitimi ve yaygınlaşmasında sorumlu
olacaklarını düşünmek biraz da safdillilik olabilir.
Bir dostumun
söyleminde belirttiği gibi 1990'lı yılları Türkiye'de yaşamış veya
o yıllarda yetişmiş kuşağa 'mikroskopla' bakmalı. Büyük Önder
Atatürk'ün başlattığı Türk Devrimini öğrenme ve savunma ihtiyacı
ve bilinci taşıma eylemi tamamen kitlelere unutturulduğu, başarısız
hükümetlerin ülke çıkarlarını hiç düşünmeden kendi keselerini doldurdukları,
devleti ve milleti soyup yağmaladıkları yıllarda okullarını bitirenlerde,
ne yazık ki bireysel kurtuluş veya kitlelere yaygınlaşan argosuyla
'Bir Şekilde Yırtarım' mantığı hakim. Son yıllarda üniversite gençliğinde
yapılan anketin genel sonucu da bu mantıkla cevaplanıyor.
Yine başka bir
arkadaşımın deyimi ile 'hepimiz Devrimciyiz, Atatürk'çüyüz,
lafta. Gerçekte hiç birimizde okuma ve araştırma bilinci oluşmamış,
kulaktan dolmalarla yaşamımıza devam ediyoruz.'
Derneklere,
vakıflara veya Federasyona seçilen arkadaşların özellikle ülke çıkarlarımızı
ve Türk devriminin ilke ve amaçlarını tartışarak yeniden eğitime
sunmalarında hem kendileri hem de kitleler için verimli ve öğretici
olacağını düşünüyorum. Özellikle de bu yıllarda çok önem taşıyor.
Bir yandan irticanın
hükümette gözle görünür tırmanışı, ülke ekonomisinin dışa bağımlılığını
artırılması, doğal kaynaklarımızın ve topraklarımızın Türkiye düşmanlarına
satılması, Türk Devrimiyle yaratılan bağımsızlık anlayışının bilinçlerden
çıkarılması. Ekonomide, kültürde ve siyasette bağımsız Türkiye anlayışını
savunulmaması, Türkiye düşmanı lobilerin çalışmalarını artırmaları,
yine ne yazık ki hükümet eliyle yürütülen, ülke çıkarlarına zarar
verecek ve toplumun bölünmesini sağlayacak, dil ve milli birliğe
darbe vuracak 'Kürt açılımı' gibi projelerin yürürlükte
olması, mücadelenin cephelerini kadrolara, liderlere gösteriyor.
Örgütlenmelerin hangi acil toplumsal temellerde olması gerektiğini
belirliyor. Bu dönemlerde yönetici olmak, toplum liderliğine soyunmak
eski bir deyişle 'Ateşten Gömlek Giymek'le eşdeğerdedir.
Yeni seçilen
Yönetim Kurulunun Federasyonumuza hayırlı olmasını ve toplumsal
çıkarlarımızla ilgili mücadelelerde başarılı olmasını diliyorum.
Eylül 2009
Yazarın Önceki
Yazıları:
Toplumsal Özlemlerimizin Sömürülmesine Dikkat!..
'İstikbal Göklerdedir!'
Bir Festivalin Ardından
Ali Mahzuni Şerif Carassauga Festivali'nde
"Atatürk'ün Gerçek Ölüm Nedeni"
Bizim Anadolu Gazetemiz 15 Yaşını Kutluyor
Yaşasın Tiyatro
Toplumsal Örgütlenmeye Bir Bakış
2009'a Girerken
Atatürk ve Türkiye Ayrılmaz Bir Bütündür
Amerikan Kovboy Kapitalizminin Düşüşü!...
Genç Cumhuriyet 85 Yaşına Basıyor
Bu Yıl da Yaz Bitti!
|