|
Bindik Bir Alamete...
Binmişiz bir
alamete, gidiyoruz kıyamete....
Bizler yurttan
binlerce kilometre uzakta da olsak, gözümüz gönlümüz orada ve kim
ne derse desin, kimliğimiz, kişiliğimiz, geçmişimizle, ekinsel gelişimimizle
biçimleniyor.
Türlü baskılar
arasında gidilen seçimler ülkemizin önünü açacağına, daha çok karanlığa
soktu. Ve şimdilerde görüyoruz, seçimlerde oynanan oyunları.
Daha da altından
neler çıkacak, hep birlikte göreceğiz.
Dostlarla konuştuğumuzda,
kimileri bunun toplumsal bir olay olduğunu, toplumsal bir gelişim
olduğunu ve toplumun bir çok acıyı yaşayarak daha iyiye varacağını
söylüyorlar.
Bazı dostlar
da dünyanın değişmekte olduğunu, tüm bunların birer demokrasi gereği
olduğunu, tüm bunlara katlanmamız gerektiğini söylüyorlar.
Ama nedense
sözü edilen demokrasi, küreselleşme mavallarında hep yitiren biz
oluyoruz.
Ülkemizdeki
işbirlikçiler, yeni dünya düzeni adına, küreselleşme adına tüm ulusal
kaynaklarımızı yabancıların denetimine veriyorlar; haraç mezat herşeyi
satıyorlar. İnsanlarımızın dinsel duygularıyla oynayıp, dini pazarlıyorlar.
Adına da insan hakları özgürlüğü, bireysel tercih diyorlar.
Budunsal ayrımlara,
azınlık ayrımcılığına koşullandırıyorlar. Ülkemizin birliğini, binlerce
yıldan gelen toplumsal değerlerini yerle bir ediyorlar ve bundan
kazanç sağlıyorlar.
Ülke çıkarını
koruyup kollaması gereken adına 'medya' denilen kesim, kendi ülkesi
yerine emperyalist girişimlerin savunucusu oluyor ve yurdumuzun
temel ilkeleri Atatürk ilkelerini bile tartışma konusu yapabiliyorlar.
Evet, burada,
Kuzey Amerika'daki yaşamımız ve kimliğimiz yurdumuzun esenliğiyle
doğru orantılıdır.
Bölgesel ve
kafa gettolarına düşmeden, sağlıklı çözümlere gitmemiz gerekiyor.
Hâlâ özlediğimiz
düzeyde bir örgütlenmeye ne yazık ki gidemedik.
Bebelerimizi
kendi kimliklerini yitirmeden yetiştirmeye çalışırken, yaşadığı
dünyadan da soyutlamamalıyız.
Nerede olursak
olalım, çevremizde, dünyamızdaki olayları anlayabilmek, yeni ve
sağlıklı çözümler üretebilmek için bize sunulanları körlemesine
kabul etmeden, ardında neler olabileceğine kafa yormamız ve sürekli
soru sormamız gerekiyor.
Bize dayatılan
bir yaşam biçimini onaylamadan önce, kendi ulusal ve toplumsal çıkarlarımızı
öne alıp çözümlememizi sağlıklı yapmalıyız.
Yaşam bir siyasettir;
siyasetten korkmadan, toplumsal duyarlılıklarımızı çekincesizce,
korkusuzca savunmamız ve ulusaldan evrensele, diğer toplumlarla
birlikte, uyum içinde yaşamak istediğimizi, ancak bizim de kimlik
ve kişiliğimize saygı gösterilmesini anımsatmalıyız.
Temmuz - Ağustos 2007
Yazarın
önceki yazıları:
Okurla Hasbihal
İlkyaz Bir Şenliktir
Emperyalizme Uşaklık Etmeden...
Türk Toplumu - Basını Nereye?
Biz Bu Filmi Görmemiş miydik?
İyi ki Oradasınız!..
Sevinelim mi?..
Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Bana
|