Ömer F. ÖZEN
Gözleyi, Gözleyi...


Bindik Bir Alamete...

Binmişiz bir alamete, gidiyoruz kıyamete....

Bizler yurttan binlerce kilometre uzakta da olsak, gözümüz gönlümüz orada ve kim ne derse desin, kimliğimiz, kişiliğimiz, geçmişimizle, ekinsel gelişimimizle biçimleniyor.

Türlü baskılar arasında gidilen seçimler ülkemizin önünü açacağına, daha çok karanlığa soktu. Ve şimdilerde görüyoruz, seçimlerde oynanan oyunları.

Daha da altından neler çıkacak, hep birlikte göreceğiz.

Dostlarla konuştuğumuzda, kimileri bunun toplumsal bir olay olduğunu, toplumsal bir gelişim olduğunu ve toplumun bir çok acıyı yaşayarak daha iyiye varacağını söylüyorlar.

Bazı dostlar da dünyanın değişmekte olduğunu, tüm bunların birer demokrasi gereği olduğunu, tüm bunlara katlanmamız gerektiğini söylüyorlar.

Ama nedense sözü edilen demokrasi, küreselleşme mavallarında hep yitiren biz oluyoruz.

Ülkemizdeki işbirlikçiler, yeni dünya düzeni adına, küreselleşme adına tüm ulusal kaynaklarımızı yabancıların denetimine veriyorlar; haraç mezat herşeyi satıyorlar. İnsanlarımızın dinsel duygularıyla oynayıp, dini pazarlıyorlar. Adına da insan hakları özgürlüğü, bireysel tercih diyorlar.

Budunsal ayrımlara, azınlık ayrımcılığına koşullandırıyorlar. Ülkemizin birliğini, binlerce yıldan gelen toplumsal değerlerini yerle bir ediyorlar ve bundan kazanç sağlıyorlar.

Ülke çıkarını koruyup kollaması gereken adına 'medya' denilen kesim, kendi ülkesi yerine emperyalist girişimlerin savunucusu oluyor ve yurdumuzun temel ilkeleri Atatürk ilkelerini bile tartışma konusu yapabiliyorlar.

Evet, burada, Kuzey Amerika'daki yaşamımız ve kimliğimiz yurdumuzun esenliğiyle doğru orantılıdır.

Bölgesel ve kafa gettolarına düşmeden, sağlıklı çözümlere gitmemiz gerekiyor.

Hâlâ özlediğimiz düzeyde bir örgütlenmeye ne yazık ki gidemedik.

Bebelerimizi kendi kimliklerini yitirmeden yetiştirmeye çalışırken, yaşadığı dünyadan da soyutlamamalıyız.

Nerede olursak olalım, çevremizde, dünyamızdaki olayları anlayabilmek, yeni ve sağlıklı çözümler üretebilmek için bize sunulanları körlemesine kabul etmeden, ardında neler olabileceğine kafa yormamız ve sürekli soru sormamız gerekiyor.

Bize dayatılan bir yaşam biçimini onaylamadan önce, kendi ulusal ve toplumsal çıkarlarımızı öne alıp çözümlememizi sağlıklı yapmalıyız.

Yaşam bir siyasettir; siyasetten korkmadan, toplumsal duyarlılıklarımızı çekincesizce, korkusuzca savunmamız ve ulusaldan evrensele, diğer toplumlarla birlikte, uyum içinde yaşamak istediğimizi, ancak bizim de kimlik ve kişiliğimize saygı gösterilmesini anımsatmalıyız.


Temmuz - Ağustos 2007

Yazarın önceki yazıları:
Okurla Hasbihal
İlkyaz Bir Şenliktir
Emperyalizme Uşaklık Etmeden...
Türk Toplumu - Basını Nereye?
Biz Bu Filmi Görmemiş miydik?
İyi ki Oradasınız!..
Sevinelim mi?..
Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Bana

 
 Pardus... Özgürlük İçin...