|
Kutlamaların
ve Anmaların Ardından
Geçtiğimiz ay Kanada'da Türk Toplumu 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
kutlamaları ve 10 Kasım'da Atatürk'ü anma toplantılarıyla yoğun
etkinlikler içindeydi.
Kanada'da güçlenmeye
başlayan Türk toplumu artık iki kuşaktır burada olmanın deneyimiyle
yerel ve genel yöneticiliklere politik ve ekonomik olarak aday olabilecek
düzeylere gelmiştir. Özellikle aydın kadınlarımız sayıca da fazladırlar.
Türkiye'deki toplumsal gidişe de dur diyebilecek veya örnek olabilecek
bilinçli Atatürkçü kadınlar hareketini de başlatabilirler.
'Sofradaki
yeri öküzümüzden sonra gelen kadınlarımız'
Ve yine, aynı
zamanda 'uğruna hapis yattığımız kadınlarımız.' Cumhuriyet'in
kuruluşunda yavrusunu şehit vererek, bebesini boş mermi kovanı beşikte
büyüterek, 9. Alay 17. takımlarda Fatma Üsteğmenler olarak savaşarak,
zafere koşarak aldılar kadınlık haklarını... Ulu Önder Atatürk,
yarattığı ulusundaki yandaşı kadını tam bir eşitlikle görüyor ve
gösteriyordu. Hiçbir hak ve eşitlik kendiliğinden kazanılmadı. Türk
Kadınının Kurtuluş Savaşı'ndaki destansı kazanımlarıyla oldu. Büyük
Önder doğru bir önderlik yaptı. Osmanlı hukuk ve adaletinde 3 kadının
ancak birbiriyle çelişkisiz şahitliğinin 1 erkek şahitliğine eşit
sayıldığı çağdışı sistem olan Şeriat'ı, Topkapı Müzesi'ndeki tarihsel
yerine koydu.
Türk Kadını
dünyaya örnek olmuştur, geçen yüzyılın (20. yüzyıl) başından beri
toplumsal eğitime ve yönetime katılarak. Bunu geriye çevirmeye kimsenin
gücü yetmeyecektir. Türk erkeğini de kendi kadınlarını arkasına
3'üncüsünü veya 4'üncüsünü birden takmaya, kapatıp kara cahil bırakıp,
toplum dışına atmaya zorlayanların oyununu yine Türk Kadını bozacaktır.
Türk Kadınını
kapatmaya 'Hadislerden Siyasi bir İslam Yaratan', (Kuran-ı Kerim
demiyorum) tarikatların, şeyhlerin, salya sümük hocaların, Feto'cuların
ve dini istismar ederek halkın cehaletini kışkırtanların gücü yetmeyecektir.
Osmanlı nüfus
sayımlarında Rum, Ermeni vb.. azınlıklardan sonra sayılan koyun,
kedi, at, köpek, keçi, inek ve kümes hayvanlarından sonra adları
yazılan Anadolu'nun yiğit Alevi'leri de ilk defa Cumhuriyet rejiminde
insan sayılmışlardır, herkes gibi eşit haklara sahip olmuşlardır.
Ne yazık ki Cumhuriyetin kuruluşunda büyük rol oynayan Kürt ve Laz
azınlıklar bugünlerde Cumhuriyete karşı olma noktasına getirilmişlerdir.
Lazlar şeriat
ve dini sapmalarla, Kürtler ise ABD ve Avrupa emperyalizmi kaynaklı
güçlerin kışkırmaları sonucu yaratılan dil ve bölücük çalışmalarıyla
Cumhuriyet rejimine düşman haline getirilmeye çalışılıyor.
Kurtuluş Savaşı'nda
ve Cumhuriyetin kuruluşunda çimento görevini sağlamıştır diyebileceğimiz,
Anadolu Aleviliği de, tarikatların ve cemaatlerin ayak oyunlarına
getirilmeye çalışılıyor. Cumhuriyet rejimi değiştiğinde tüm yaşamsal
haklarını ve ibadet özgürlüklerini yitirebileceklerini anımsatmak
gereksizdir diye düşünüyorum.
Cumhuriyet ideolojisini
tamamen kavrayan Türk kadını hareketi tüm siyasi ve etnik kökenli
kaygıların da ötesinde bir öncelik ve önderlik konumundadır.
Türkiye'yi Cumhuriyetin
getirdiği temel hak ve özgürlüklerin gerisine çekmeye Türk Anası,
Türk Hanımı, Türk Bacısı ve Türk Kızı izin vermeyecektir.
Tarihi tekerrür
ettirmeye tarihsel gelişmenin önünde duranların gücü yetmez. Atamızın
deyişiyle, "Ma'kûs kaderimizi yeneceğiz."
Kasım 2009
Yazarın
Önceki Yazıları:
Cumhuriyeti Kutlamak!..
Örgütlenelim, Güçlenelim!..
Toplumsal Özlemlerimizin Sömürülmesine Dikkat!..
'İstikbal Göklerdedir!'
Bir Festivalin Ardından
Ali Mahzuni Şerif Carassauga Festivali'nde
"Atatürk'ün Gerçek Ölüm Nedeni"
Bizim Anadolu Gazetemiz 15 Yaşını Kutluyor
Yaşasın Tiyatro
Toplumsal Örgütlenmeye Bir Bakış
2009'a Girerken
Atatürk ve Türkiye Ayrılmaz Bir Bütündür
Amerikan Kovboy Kapitalizminin Düşüşü!...
Genç Cumhuriyet 85 Yaşına Basıyor
Bu Yıl da Yaz Bitti!
|