Celal UÇAR
Perdeci

 

Yaş Kemale Erince!..


İnsanın yaşı elliyi geçince, yaşamdan alma yaşından verme yaşına doğru geçişler oluşuyor duygularında. Verdiğin kadar güçlendiğini ve saygın kökleşmeye ulaştığını duyumsuyorsun.

Maddesel kaynaklarından, suyundan, aşından, sofrandan, beyninden, deneyimlerinden, yaşamından bölüşüp vermeye başladığında beşeri yalnızlığına karşı kalabalıklaşmayı görüyorsun, can sıkıcı tenhalıklardan, günün yetmediği koşturmanın tatlı yorgunluklarında uyuyabilmeyi beceriyorsun.

İçinde yaşadığımız toplumu kucaklamayı beceriyorsan, toplum da seni kucaklıyor ve benimsiyor. Yaşam dediğimiz de böylesi bir alışveriş. En önemlisi bu sabah da uyanabilmeyi becermişsen, demek ki varsın yaşamın içinde. Kim bilir, bir gün olmayacağız, yaşamın içinde ve hiç de bilemeden uyanamadığını, uyanamayacağız bir gün!..


Bir Ağaç gibi yaşamak!..

İnsanlığın deneyim ve edinimleriyle geldiği nokta, günümüz dünyasının üretici güçlerde eriştiği düzeye çakışamamakta. Tüm yerküre kitlesel olarak dünya tekellerinin, kontrollü teknolojik gelişmelerin ve buluşların bilinçsiz tüketicisi haline getirilmiş durumda. Bu acılı sırıtma, kafasını kuma gömen deve kuşunun deve bedeni kadar aşikâr.

Medyanın icadıyla, her gün türetilen soytarı sanatlarla (stand-up comedy, talk showlar, tv showlar, yarışmalar) çok şükür, tiyatro, şiir, roman, öykü gibi edebi ve estetik sanatların da canına ot tıkıldı. İnsandan insana duyup dokunarak süregelen iletişim ve sosyal ilişkiler her geçen gün yitiriliyor. Her sabah yeniden üretilen yerkürenin tüketim ilişkilerinde sinir bozan, aç gözlü, süper güç olma manyağı monopoller göz bebeklerimize baka baka yüzümüze karşı ekonomik köleliğimizi anımsatarak HOT-ZOT çekebiliyorlar. Eski usul zorba beylikler devrine geçiş, nükleer bir savaş sonu mağara dönemine dönüş kurgu-bilim filmlerini anımsatıyor.

Zembereğinden boşanan akışta var olabilmenin olmazsa olmaz koşulu bir arada olmak, birlikte direnmek. Birlik olmak. Kendi kendime, şu küçücük köşeden mırıldanırken, sanat, kültür, toplumculuk, özgürlük, demokrasi, barış sözcüklerini çok mu fütursuz kullanıyorum diye çok düşünüyorum. Ancak Kanada'da yaşayan kültürler içinde birlik ve dayanışmasını kurmayı başaramayan bir azınlık olmamız bu eleştirel zemini zaten oluşturmuş.


Her Yeni Yılda Yeni Umutlar Ekerim!..

Artsın, çoğalsın yeni renkler; yeni çiçekler açsın. Fikirler yarışsın. Bolluk Bereket olsun.

Bu ay yine köşemde konuğum olan Şair Babam; Nazım Hikmet RAN, yazımı, oğluna yazdığı notlarıyla bitiriyor. Sen de can kulağınla dinle oğlum Mehmet Can!........

'İki çeşit ağaç vardır. Birisi ormandaki ağaç, ötekisi açıklık kırda tek başına duran ağaç. Kırdaki tek başına ilk bakışta göze çarpar. İlk bakışta insanı hayrete düşürür. Fakat bir bakarsınız, iki bakarsınız, gözünüz gitgide alışır ona.

Onun yalnızlığındaki 'kahramanlık' gitgide kaybolur, gitgide mahzunlaşır.

Biraz daha dikkat ederseniz tek başına kırda duran ağacın bütün basit faciası gözümüzün önünden geçer. O, kırın dümdüz açıklığında komikleşir.

Kışın sıska kollarıyla bir başına titreyen, yazın bir avuç gölgesinin başında neyi ve neden beklediğini bilmeden dikilip duran bu tek ağaç zavallıdır.

Ormandaki ağaç, kırdaki ağacın büsbütün tersidir. İlk bakışta gözünüze çarpmaz. Fakat onun güzelliğini her bakışta biraz daha anlarsınız. Bütün ormanın ahenginde O ahengi tamamlayarak fakat ferdiyetten kaybetmeyerek yaşamaktadır.

Orman onu, o ormanı güzelleştirir. Kuvvetleştirir. Kışın kolları öteki kolların yanında olduğu için onda üşümenin komikliği yoktur. Yazın, gölgesi öteki gölgelerden ayrı, fakat öteki gölgelere karıştığı için bir büyük yeşil serinliğin kaynağı halindedir.

İki çeşit ağaç vardır, dedim. İki çeşidini de yazdım.

İsterim ki, oğlum ormandaki ağaca benzesin.'

Ocak 2010

Yazarın Önceki Yazıları:
Yavaş Yavaş Gençleşirler
Kutlamaların ve Anmaların Ardından
Cumhuriyeti Kutlamak!..
Örgütlenelim, Güçlenelim!..
Toplumsal Özlemlerimizin Sömürülmesine Dikkat!..
'İstikbal Göklerdedir!'
Bir Festivalin Ardından
Ali Mahzuni Şerif Carassauga Festivali'nde
"Atatürk'ün Gerçek Ölüm Nedeni"
Bizim Anadolu Gazetemiz 15 Yaşını Kutluyor
Yaşasın Tiyatro
Toplumsal Örgütlenmeye Bir Bakış
2009'a Girerken
Atatürk ve Türkiye Ayrılmaz Bir Bütündür
Amerikan Kovboy Kapitalizminin Düşüşü!...
Genç Cumhuriyet 85 Yaşına Basıyor
Bu Yıl da Yaz Bitti!