|
Dilde Yanlış Kullanım Örnekleri
Arada
bir radyo ve televizyon izlemeye çalışıyorum. Ama her izlediğimde,
kullanılan Türkçeyi duydukça izleme isteğim kırılıyor, konuyla ilgilenmiyorum,
o konuyu nasıl ortaya koyduklarıyla ve topluma nasıl bir dil becerisiyle
(!) sunduklarıyla daha çok ilgileniyorum.
Sürekli
yinelediğim gibi, kitle iletişim araçlarında çalışanlar, özellikle
izlence hazırlayan yapımcılar, sunucular, metin yazarları kullanmış
oldukları dile özen göstermeliler.
Milyonlarca
kişinin karşısına çıkıyorlar, sesleri, söylemleriyle izleyicileri,
dinleyicileri etkileyebileceklerini, yanlış kullanımla, yanlış örnek
olabileceklerini düşünmeliler.
Bir
televizyon kanalı, bir konuyu haber yapmış, izleyicinin onu 'kesinlikle'
izlemesini istiyor. Tabii onlar 'mutlakaaa' diyorlar. 'Sakın
kaçırmayın ha!' söylemleriyle, şöyle bir deyimde bulunuyor sayın
sunucu:
"....
Bütün yanları ve taraflarıyla biraz sonra Kanal ...'da."
'Yan'
ve 'taraf' sözcükleri eş anlamlıdır. Türkçe 'yan'
kulağa daha hoş geliyor, ancak burada ikisinin yan yana kullanımı
laf salatasından başka bir şey olmuyor.
"Topkapı Palace Oteli'nde sahne alan Ebru Gündeş...."
Bu söylem de kitle iletişim araçlarında oldukça 'beleşten' kullanılıyor.
'Sahne aldı' aşağı, 'sahne aldı' yukarı.
Türkçede
'sahne alınmaz', 'sahneye çıkılır'.
'Takip
ediliyor ve izleniyor'. Yine eş anlamlı iki sözcük. Birinden
birine gerek yok.
'Mecburen
onu görmek zorunda kaldım'.
Başka
bir laf salatası ile karşı karışıyayız. 'Mecburen',
ile 'zorunda kalmak' deyimleri eş anlamlıdır.
Doğrusu:
a) Mecburen onu gördüm.
b) Onu görmek zorunda kaldım.
'İşimiz
zor ve çetin'
İşimiz
ya 'zor' olur ya da 'çetin'. İkisi bir
arada olursa yine bir laf salatası olur. Oldu olacak üzerine bir
de yarım limon sıkalım, tam olsun.
"Sevinçli
bir olaya neden oldu"
'Neden
olmak' olumsuzluk belirten bir deyimdir. Doğrusu: 'Sevinçli
bir olayın gerçekleşmesini sağladı'.
'Başarısızlık
sağlamak'.
Başarısızlık
'sağlanmaz'. Sağlamak olumlu bir durumu yansıtır.
Doğrusu: Başarısız olmak.
Gazeteci
Umur Talu canlı yayında televizyonun birinde hava durumunu
sunan bir sunucu bayanın söylemini aktarıyor. Konu Irak savaşı sırasında
geçiyor. Sınırsız, koşulsuz Amerika ve İngiltere'nin uydusu olmuş
bir basın-yayın aracına örnek.
Söylem
şöyle: "Maalesef Basra' daki hava koşulları operasyonun
başarısına yardımcı olmayacak".
Yaaa!
Vah, vah sayın hava durumu sunucusu bayan! Cık, cık, çok üzüldük...
Toplumun
her kesiminde bir de şu 'okey' sözcüğü almış başını
gidiyor. Örneğin: 'Okey almak gerekir'. Bunun Türkçesi
'onay almak gerekir' olmalı.
Öykünme
ile üretici değil, ancak bilinçsizce yaşayan tüketici konumuna düşer,
kendimizi sürekli sömürtür, sonra da 'yahu adamlar yapıyor.
Bak şu Japonlara, dünyaya meydan okuyorlar. Biz adam olamayız, olamayız!'
diye dövünüp dururuz.
Doğru.
Bu gidişle biz adam olamayız. Adam olmak, bağımsız düşünmekten,
kendi değerlerinin bilincinde olmaktan ve o değerleri baş tacı edip
tüketici konumundan üretici konumuna ve ulusal bilince aşama yapmaktan
geçiyor.
MAYIS 2003
Önceki
Yazılar:
Türkçesi varken
Ulusaldan Evrensele
Dog-Shop...
'Dilini Değiştirmelisin'
Dilin Varsıllaşması Kullanmakla Olur
Bırakmak, Dökmek
70. Dil Bayramı Buruk
İnternetin Dilimize Ettikleri
Türkçe Düşünebilmek
Dil Bir İletişim Aracı
|