|
Kalemi Bir Kere Bırakırsan,
Kalem Seni On Kere Bırakır!..
Böyle öğretmişti
bize yazma tutkusunu Necati Cumalı! Hem hocamız oldu, hem
arkadaşımız oldu. Zaman geldi yoldaşımız oldu, toplumsal mücadelede
ve eylemlerde.
Zamanın oteller
mafyalarına karşı, Pamukkale'yi, travertenleri kurtarma çalışmalarımızda,
Aziz Nesin ve Yaşar Kemal'i de yanına alarak gece
gündüz çalışmıştı. Usanmadan, yorulmadan yazdı, yazdı; yazdıklarını
okudu ve anlattı ve yeniden yazdı.
Susuz
Yaz'ın yazarı her zaman yazardı, hiç durmadan ve yorulmadan…
Kalemini hiç bırakmadı, ölene kadar. Çarşıya, pazara gider, esnaf,
zanaatkâr, usta, çırak herkesle konuşur, bazen hikâyesi uzun olanları
alır yanında getirirdi. Ege'nin yaz akşamlarında dinlerdi bu halkın
çocuklarının yaşam destanlarını. Bir keresinde hiç unutmam, bir
trayler şoförünü alıp getirmişti, Hirapolis'in kalıntıları arasında
sabah güneşi tanyerini ağartmaya başlayıncaya kadar uzayıp giden
iksirli rakı masamıza, yaşam üniversitemize.
'Biliyor
musun? Bu Memet Şoför Tahran'dan Berlin'e giden yeni ipek yolunun
kervancısıdır! Derdi. Yeni İpek de Petroldü. Bunda o kadar çok hikâyeler
vardır ki! Muhayyilemizi hiç zorlamadan hem de gerçeğe en yakın,
en güzel bugünün insanının hikâyesini yazabiliriz, yeter ki Şoför
Memet'i dinleyebilelim' demişti.
Necati Cumalı,
gazetemizde yazılarımı yazdığım bu köşemin adının (Perdeci)
gerçek sahibi Muhsin Ertuğrul gibi okyanusta balık oldular.
Halkın arasında yaşadılar, günlük ekmeğin, otobüs biletinin, sebze
ve meyvelerin ederlerini içinde yaşadıkları toplum bireyleri kadar
bildiler ve bilmek istediler. Hiç bir zaman bedavadan yaşamayı ve
hak etmeden ödüllendirilmeyi tasvip etmediler.
Yaşamdaki en
büyük şansım toplumcu olmayı bu büyük efsanevi kişiliklerden öğrenmek
ve uygulamak oldu. En büyük insan sevgisine bilinçli toplumculuk
felsefeleriyle ulaşılabileceğini görüp uygulama şanslarını elde
ettik. Ata'mızı, Devrimlerimizi anlayıp kavrama fırsatı bulabildik.
Bilinçli Emperyalist
ideolojik Karşı-Devrim saldırılarıyla yok edilmiş, katledilmiş ve
büyük ölçülerde sindirilerek sürülmüş bir kayıp kuşağın az sayıda
kalmış temsilcileri haline geldik. Beni ve benim gibileri hâlâ ayakta
tutan tek bir gerçeklik var; pozitif bilimlere olan inancım, Hurafe
ve Metafizik görüşlerle hesaplaşmamı çok genç yaşlarda yapmış olmam.
Yine ne şanslıyım
ki kuvvete hiç tapınmadım, el ayak hiç öpmedim. 55 yıldır ne iş
ne ekmek ne de ün unvan dilenmedim. Kendi halkımın doğrularını yürekten
dile getirdim dosta - düşmana. Anamı, babamı, çocuklarımı, torunlarımı,
kardeşlerimi, eş ve dostlarımı hesapsız, pazarlıksız sevebildim.
Kimseye kendimi sevdirmeye çalışmadım, tam tersine eleştirenimin
çokluğu her zaman beni hoşnut etmiştir.
At izinin it
izine karıştığı bugünlerde söz söylemede anlamını yitirmiş demeden,
doğru bildiklerimizi sevdiklerimizle hâlâ paylaşıyoruz. Doğru bulduklarımızı
da uygulamaktan hiç mi hiç geri de durmuyoruz.
Kalemi bırakmaya
hiç niyetlenmedim hocam! Sadece kısa bir süre ipe sapa gelmez bir
sürü saçmalığı izledim.
Şair babamızın
dediği gibi….
Olduğum
yerde olmak
Olduğum safta olmak mutlu ediyor beni çocuklarım!
Şubat 2011
Yazarın Önceki
Yazıları:
Ne Yapmalı
Kızım Derya Evleniyor!
Mississauga
da yapılan Çokkültürlü Festival: CARASSAUGA!
En Katil Devletler, En Merhametli Ulusa Soykırım
Damgası Vuruyor!..
Yenilikçi Nezihe Araz!
Yaş Kemale Erince!..
Yavaş Yavaş Gençleşirler
Kutlamaların ve Anmaların Ardından
Cumhuriyeti Kutlamak!..
Örgütlenelim, Güçlenelim!..
Toplumsal Özlemlerimizin Sömürülmesine Dikkat!..
'İstikbal Göklerdedir!'
Bir Festivalin Ardından
Ali Mahzuni Şerif Carassauga Festivali'nde
"Atatürk'ün Gerçek Ölüm Nedeni"
Bizim Anadolu Gazetemiz 15 Yaşını Kutluyor
Yaşasın Tiyatro
Toplumsal Örgütlenmeye Bir Bakış
2009'a Girerken
Atatürk ve Türkiye Ayrılmaz Bir Bütündür
Amerikan Kovboy Kapitalizminin Düşüşü!...
Genç Cumhuriyet 85 Yaşına Basıyor
Bu Yıl da Yaz Bitti!
|