Ömer F. ÖZEN
Dil Yarası



Hoş Geldin Türkçe!

Bu sayı köşemizi Türkçe duyarlısı araştırmacı -yazar- çevirmen Mehmet Ali Sulutaş'ın yazıtına ayırmak istiyorum. Bakın neler yazıyor:

"Türk demek Türkçe demektir; ne mutlu Türküm diyene!"
Mustafa Kemal Atatürk

Çoğu kez, belleğimizi yoklamaya veya sözlüğe bakmaya üşenir olduğumuzdan, yazacağımız ya da söyleyeceğimiz Türkçe sözcükler yerine, başka dillerden, sanki özenip beğendiğimiz kelimeleri kullanıveriyoruz. Kolaycılığın, kısa yoldan iş bitirmenin bir başka göstergesi olan bu yolu seçiyoruz..

Oysa dil, düşüncenin yuvası, onun bir açılımıdır. Dil özgürlüktür, yaşamın harcıdır, sözün aynasıdır, anlatım aracıdır. Prof. Oktay Sinanoğlu'nun dediği gibi, "dil, gönlü yüzdüren gemidir". Dil yozlaşırsa, kültür de yozlaşır, davranış da, millet de, ülke de...

"Hangi Türkçe?" diye sormaya gerek var mı? Sıkça kavga edercesine, "sözcük" yerine "kelime" tartışmasına gerekçe nedir? Yeri geldiğinde "kelime", yeri geldiğinde "sözcük" demek / yazmak dilimizin zenginliği sayılmaz mı?

Ama, özellikle İngilizce, Fransızca, İtalyanca kelimeler Türkçe'yi kuşatmış durumda. Özenti mi denir, özensizlik mi, aymazlık mı, aşağılık duygusu mu? Her ne denirse densin, gerçek ortada. Son 15 - 20 yıldır, özellikle İngilizce kelimeler, köylüsünden kentlisine, öğretmeninden öğrencisine, yazarından okuruna, milletinden vekiline, bakanından bakmayanına günlük özel ve genel yaşamımızı yönlendirir hale geldi.

Kaygımıza, "hoş(ça) kal!" ya da "güle güle!" güzellemesi yerine, "bay-bay" (bye-bye) saçması kök saldı bile dilimize diyerek başlayalım. Oldu olacak, bir de "bayan-bayan" deyimi uydurup yerleştirsek bir yerlere de kullansak bari, demek geliyor içimizden. Türkçe kelimeleri kullanmanın daha kolay ve anlaşılır olduğunu bildiğimiz için, yabancı sözcükleri kullanmayı ve kullananları doğrusu anlayamıyoruz, yadırgıyoruz.

Küreselleşme, bilgisayar kullanımı, örütbağ (internet) aracılığıyla iletişim kolaylığı, dil yozlaşmasına yol açmamalı. Türkçe bu gereksinimleri karşılayabilecek zenginliktedir. "Tuş" yerine "düğme", "tuşla" yerine "tıkla" diyebiliriz. Biraz daha bilinçli çaba göstermek zorundayız. "Türkiye'nin kurtuluşu, Türkçe'nin kurtuluşuna bağlıdır".

Çoğu kez yanlış anlam verilerek yanlış yerde kullanılan yabancı kelimeler yerine öz Türkçe sözcüklerden bir örneklemeyi aşağıda özümlemeye sunuyoruz:

"Parlamento" yerine "meclis"; laf üreten, laf yapan anlamına gelen "parlamenter" yerine "millet vekili" (mebus); ayak yolu, yüz numara, hacet yeri, hela, apteshane, kenef, tualet (tuvalet değil) anlamına gelen "Kabine" yerine "Bakanlar Kurulu" yeğlenmeli.

Latince kökenli "paradigma" yerine "dizi, öğe, kip, tip"; Fransızca kökenli "paradoks" yerine "aykırı düşünce, ikilem"; "dezenformasyon" yerine "yanlış bilgi(lendirme) verme" dense daha anlaşılır bir Türkçe konuşulmuş / yazılmış olur kanısındayız.

Dükkan, şirket, gazete, dergi adlarını yabancı dilde koymak da neyin nesi? Bakın: "Empati" = gönüldeş(lik), "Sempati" = duygudaş(lık) = şefkat, "Restaurant" = lokanta = aşevi, "Shop" = dükkan, "Market" = bakkal, çarşı, pazar, "Shopping Center" = alış-veriş merkezi, "Cafe" = kahve, "Kuaför" = berber, "Fast-food" = tez-yemek, "Take-out" = al-git / al-götür.

Birkaç örnek de sık kullanılan yabancı kelimelerden verelim: hardware = donanım, software = yazılım / çizeylem, montaj = kurgu / kurma, teknoloji = teknik bilim, ideoloji = ülkülem, ambulans = cankurtaran, erozyon = aşınma / kayma, medya = basın - yayın, brifing = bilgilendirme, servis = hizmet, terör = yıldırma / korkutma, provokasyon = kışkırtma, legal / illegal = yasal / yasadışı.


HAZİRAN 2003


Önceki Yazılar:
Dilde Yanlış Kullanım Örnekleri
Türkçesi varken
Ulusaldan Evrensele
Dog-Shop...
'Dilini Değiştirmelisin'
Dilin Varsıllaşması Kullanmakla Olur
Bırakmak, Dökmek
70. Dil Bayramı Buruk
İnternetin Dilimize Ettikleri
Türkçe Düşünebilmek
Dil Bir İletişim Aracı