|
Gergedanlaşıyor
muyuz?
Ünlü Fransız
yazar Eugène Ionesco'nun 'Gergedan' adlı oyununu
bilir misiniz?
Bir kentte salgın
bir hastalığı ve toplumun kötüye doğru değişimini anlatır.
Kentte herkes
bir süre sonra gergedana dönüşmektedir. Bundan kendilerini korumaya
çalışanlar dışlanmaktadır.
Dikkat ediyor
musunuz? Dünya toplumu genel olarak bir gergedanlaşmaya doğru gidiyor;
kendi ulusal, bölgesel, özekinsel değerlerini korumaya çabalayanlar,
bunun gereğini yerine getirmek isteyenler, yaldızlı deyimlerle ve
emperyalist eylemlerle yalnızlaştırılmaya çalışılıyor.
Bunun adına
'Yeni Dünya Düzeni', bunun adına 'Küreselleşme' deniyor;
demokrasiyi kendilerine göre yorumlayıp toplumların öz değerlerini
ve varsıllıklarını bu gözü aç emperyalist güçlerin tabağına sürüyorlar.
Sömürü düzenini
korumak için her türlü yola başvuruyorlar. Budunsal (etnik) ayrımcılığı,
dinsel kördüşünü çıkmazlarını kullanıyorlar.
Bunun adına
kişisel, insan hakları özgürlüğü, serbest ekonomi diyorlar; bu obur
sömürü düzenini sürekli kılmak için ülkelerin tarihlerini yeniden
yazmaya çalışıyorlar, tarihe mal olmuş acılar, trajediler bu uğurda
güncelleştiriliyor.
İnanılmaz bir
gergedanlaşma yaşanıyor.
Gergedanlaşma
yaşanıyor çünkü; bireyler, yeni kuşaklar bu yaldızlı söylemlerle
eğitiliyor, toplum dönüştürülüyor; toplum bireyleri bir süre sonra
kendi kendine gergedanlığı kabul etmeye başlıyor.
Bu sayrılık
çok bulaşıcı bir sayrılık.
Türbanla oyalıyorlar,
yoksul kesimlere kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez örneğinde olduğu
gibi, küçük küçük yardımlarda bulunuyorlar.
Yaygın basın-yayın
deseniz, bu sömürü düzeninin ön cephesinde yerini alıyor ve toplumu
'haydi eller havaya', 'nerde eller?!' yaklaşımıyla bu düzenin
yerleşmesine doğrudan katkıda bulunuyor.
Toplumlar onulmaz
bir cinnet geçiriyor.
Evrenin değişik
yörelerinde işleme sokulmuş olan bu düzen, bizim ülkemizde başka
bir boyutta, çok abartılı bir biçimde varlığını sürdürüyor. Toplum
bireyleri, aydın denilen kesimler de içinde olmak üzere ayrıntılar
içinde boğuluyorlar.
O toplumların
ve ülkemizin bir uzantısı olarak biz burada yaşayanlar da bu olumsuzluklardan
payımızı alıyoruz.
Bazan olumsuzlukları
görmemek için devekuşu gibi başımızı kuma sokuyor, kendimizi sakladığımızı,
koruduğumuzu sanıyoruz.
Sorun orada,
karşımızda tüm gerçekliğiyle, tüm acılığıyla duruyor.
Biz devinmezsek,
biz bir şeyler yapmazsak bu sayrılık daha da yaygınlaşacak, bizi
de o gergedan sürüsüne katacak.
Gergedan olmayı
bu kadar çok mu istiyoruz?
Mart 2008
Yazarın önceki
yazıları:
Kafa Gettolarından Çıkabilmek
Bizim Anadolu'nun 14 Yılı
Umudumu Koruyorum
Biz Iskalıyor muyuz Yaşamı?
Sağlıklı Örgütlenme, Ama Nasıl?
Yılgınlığa Yer Yok, Biz Buradayız
Bindik Bir Alamete...
Okurla Hasbihal
İlkyaz Bir Şenliktir
Emperyalizme Uşaklık Etmeden...
Türk Toplumu - Basını Nereye?
Biz Bu Filmi Görmemiş miydik?
İyi ki Oradasınız!..
Sevinelim mi?..
Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Bana
|