Ömer F. ÖZEN
Gözleyi, Gözleyi...

 

Gergedanlaşıyor muyuz?

Ünlü Fransız yazar Eugène Ionesco'nun 'Gergedan' adlı oyununu bilir misiniz?

Bir kentte salgın bir hastalığı ve toplumun kötüye doğru değişimini anlatır.

Kentte herkes bir süre sonra gergedana dönüşmektedir. Bundan kendilerini korumaya çalışanlar dışlanmaktadır.

Dikkat ediyor musunuz? Dünya toplumu genel olarak bir gergedanlaşmaya doğru gidiyor; kendi ulusal, bölgesel, özekinsel değerlerini korumaya çabalayanlar, bunun gereğini yerine getirmek isteyenler, yaldızlı deyimlerle ve emperyalist eylemlerle yalnızlaştırılmaya çalışılıyor.

Bunun adına 'Yeni Dünya Düzeni', bunun adına 'Küreselleşme' deniyor; demokrasiyi kendilerine göre yorumlayıp toplumların öz değerlerini ve varsıllıklarını bu gözü aç emperyalist güçlerin tabağına sürüyorlar.

Sömürü düzenini korumak için her türlü yola başvuruyorlar. Budunsal (etnik) ayrımcılığı, dinsel kördüşünü çıkmazlarını kullanıyorlar.

Bunun adına kişisel, insan hakları özgürlüğü, serbest ekonomi diyorlar; bu obur sömürü düzenini sürekli kılmak için ülkelerin tarihlerini yeniden yazmaya çalışıyorlar, tarihe mal olmuş acılar, trajediler bu uğurda güncelleştiriliyor.

İnanılmaz bir gergedanlaşma yaşanıyor.

Gergedanlaşma yaşanıyor çünkü; bireyler, yeni kuşaklar bu yaldızlı söylemlerle eğitiliyor, toplum dönüştürülüyor; toplum bireyleri bir süre sonra kendi kendine gergedanlığı kabul etmeye başlıyor.

Bu sayrılık çok bulaşıcı bir sayrılık.

Türbanla oyalıyorlar, yoksul kesimlere kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez örneğinde olduğu gibi, küçük küçük yardımlarda bulunuyorlar.

Yaygın basın-yayın deseniz, bu sömürü düzeninin ön cephesinde yerini alıyor ve toplumu 'haydi eller havaya', 'nerde eller?!' yaklaşımıyla bu düzenin yerleşmesine doğrudan katkıda bulunuyor.

Toplumlar onulmaz bir cinnet geçiriyor.

Evrenin değişik yörelerinde işleme sokulmuş olan bu düzen, bizim ülkemizde başka bir boyutta, çok abartılı bir biçimde varlığını sürdürüyor. Toplum bireyleri, aydın denilen kesimler de içinde olmak üzere ayrıntılar içinde boğuluyorlar.

O toplumların ve ülkemizin bir uzantısı olarak biz burada yaşayanlar da bu olumsuzluklardan payımızı alıyoruz.

Bazan olumsuzlukları görmemek için devekuşu gibi başımızı kuma sokuyor, kendimizi sakladığımızı, koruduğumuzu sanıyoruz.

Sorun orada, karşımızda tüm gerçekliğiyle, tüm acılığıyla duruyor.

Biz devinmezsek, biz bir şeyler yapmazsak bu sayrılık daha da yaygınlaşacak, bizi de o gergedan sürüsüne katacak.

Gergedan olmayı bu kadar çok mu istiyoruz?

Mart 2008

Yazarın önceki yazıları:
Kafa Gettolarından Çıkabilmek
Bizim Anadolu'nun 14 Yılı
Umudumu Koruyorum
Biz Iskalıyor muyuz Yaşamı?
Sağlıklı Örgütlenme, Ama Nasıl?
Yılgınlığa Yer Yok, Biz Buradayız
Bindik Bir Alamete...
Okurla Hasbihal
İlkyaz Bir Şenliktir
Emperyalizme Uşaklık Etmeden...
Türk Toplumu - Basını Nereye?
Biz Bu Filmi Görmemiş miydik?
İyi ki Oradasınız!..
Sevinelim mi?..
Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Bana

 
 Pardus... Özgürlük İçin...