|
Kanada Türk Toplumu Nasıl Örgütlenmeli?
Kanada göçmen
yaşamında, 'mozayiği' oluşturan toplumlarda iki türlü örgütlenmeye
tanık olursunuz.
Birincisi; çağdaş
ve demokratik gelişmiş İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, İspanya,
Portekiz, İsveç, Finlandiya, Norveç, Hollanda, İrlanda, ABD, Danimarka,
Polonya, İsrail, İsviçre, Çek, Japonya, Rusya vb ülkelerin kurdukları
toplumsal birlik ve örgütlenmeler. Her adımda kendi devlet desteklerini
kayıtsız şartsız yanlarına alabilen, anavatanlarını temsil eden
diplomatların ve bürokratların kurulan toplum etkinliklerinde canhıraş
şekilde çalışmalarına tanık olursunuz.
İkincisi; gelişmemiş
ülkelerin Kanada'da yaşayan göçmenlerinin kendi ülke temsilcilerine
rağmen, onlara karşın kurdukları insan hakları ve demokrasi temelindeki
örgütlenmeler. Küba, Meksika, Kolombiya, Arjantin, Tibet, Çin, Irak,
Mısır, İran, Hindistan, Pakistan, Somali vb...
Bir de bu iki
temel örgütlenmenin dışında kalan, iki arada bir derede, gitmek
mi zor, kalmak mı zor türküsüyle ömür tüketen, ne Kanada'daki göçmenliğinden
emin, yani kalıcılığından, ne de bir gün terk edip geldiği topraklara
geri dönebileceği umudunu yitirmeden yaşayan biz Anadolu insanının
yarattığı dini ve milli birlikte olma ve en önemlisi, Gurbet Milliyetçiliği
dürtüsüyle oluşmuş örgütlenmeler.
Son 25 yılda
Kanada'ya göç eden Türklerin sayısı 50 bine ulaştı; 25 yıl öncesinde
bu sayı birkaç binin üstüne çıkmıyordu. Ermeni terör örgütü Asala'nın
korkusundan var olan örgütlenmeler, sosyal etkinlikler dışında (Folklor,
Tiyatro ve Türk geceleri) etkinlikler yapamıyorlar; toplum üyeleri
kendi çocuklarıyla bile anadilleri olan Türkçe'yi konuşamıyorlardı.
Ve her bir toplum üyesi adlarını nasıl İngilizce'ye çevirebileceklerini
düşünüyordu. Osman-Ozie, Davut-Dave, Serap-Sarah, Ali-Al, Deniz-Denise
vb... Hâlâ tanıdığımız birçok toplum büyüğümüz kendi çocuklarıyla
Türkçe anlaşma şansına sahip değillerdir.
Kısacası, Kanada
Türklerinin tarihçesinde Kanada toplumuyla uyum sağlamayı göremezsiniz;
tam tersine 'asimile' olmayla karşılaşırsınız.
Doğal olarak,
kurulan örgütlenmeler bağımsız sivil toplum örgütlenmelerinden uzak,
günün Anavatan devlet politikalarına yardımcı olabilecek Türk lobisi
temelli örgütlenmeler olarak ortaya çıktılar. Türk devletinin Ermeni
lobisine karşı Kanada Türk Toplumu örgütlenmelerine ihtiyacı vardı.
Anti-lobi çalışmaları ancak böyle yürütülebiliyordu; Kanada'nın
iç işlerine karışmadan.
Ancak toplumsal
ihtiyaç bu desteğe de bakmaksızın örgütlenmesini tamamlıyor. Sivil
Toplum kimliğine her geçen gün daha fazla kavuşuyor.
Bu arada Cumhuriyet
karşıtı siyasi güçlerin son 9 senedir Türkiye Cumhuriyeti devletini
ele geçirme planlarına paralel olarak, Kanada Türk toplumuna da
bu takıyyecilik anlayışına uygun çıkarma yapıldı. Son on yılda besleme
ve atama yoluyla iki bine yakın tarikatçı, profesyonel kadroların
Kanada Türk toplumuna çıkarma yaptıklarına, iltica ve göçmenlik
başvurularıyla getirtildiklerine gün be gün şahit olduk. Sınırsız
ve nereden geldiği belli olmayan para desteğiyle, Kanada'nın her
şehrinde maliyeti ne olursa olsun, sözde Türk festivalleri düzenlendi.
Devlet para, sanatçı ve mehter takımları desteğiyle bu çıkarmaya
arka çıktı. Yukarıdan aşağıya bir gecede 40 dernek, dostluk ve dayanışma
örgütlenmeleri oluşturuldu. Kanadalı milletvekilleri, polis şeflerine,
belediye çalışanları ve başkanlarına yemekler ısmarlandı; apar topar
Türkiye'ye bedava götürüldüler.
Yeterli öğrenci
bulamamalarına rağmen Türkiye'den öğrenci getirterek, yine çıkarma
yaparak, sözüm ona Türk okulları açıldı.
Bu sırada Kanada
Türk toplumunun gerçek sivil toplum örgütlenmesi yolunda yürüyen
ve demokratik sivil toplum zihniyetine sahip yöneticilerce yönetilen
Türk Dernekleri Federasyonu ve üye derneklerin çalışmaları,
Kanada Türk toplumunu örgütleme çalışmaları, Federasyon dışında
kurulan ve Federasyona üye olmayı kurulma amaçlarına uymadığı için
kabul etmeyen, değerli gazeteci ustamız Engin Aşkın'ın deyimiyle,
gardrop ya da rozet Atatürk'çüsü dernek ve diğer bazı tabela
örgütlenmeleri tarafından aceleyle proje olarak çalınarak topluma
etkinlik olarak sunuluyor.
Bu tartışmaya
açık ve bu sütunlara sığmayacak kadar uzun ve derin yazımı burada
kesip Anadolu insanı olarak Pir Sultan Abdal'ın dizelerine
sığınıyorum:
Yürü bre
Hızır Paşa, Senin de çarkın kırılır.
Güvendiğin Padişahın, Elbet bir gün devrilir.
Kasım - Aralık
2011
Yazarın
Önceki Yazıları:
Ekim Ayı Eylem Ayı
Türkiye Kaybetti
Umut İnsanda! Yürek Yine İnsanda!
Seçimleri Kim Kazanacak?
ANKARA'nın TAŞINA BAK!..
Oylar Cumhuriyet'e!..
Kalemi Bir Kere Bırakırsan, Kalem Seni On Kere
Bırakır!..
Ne
Yapmalı
Kızım Derya Evleniyor!
Mississauga
da yapılan Çokkültürlü Festival: CARASSAUGA!
En Katil Devletler, En Merhametli Ulusa Soykırım
Damgası Vuruyor!..
Yenilikçi Nezihe Araz!
Yaş Kemale Erince!..
Yavaş Yavaş Gençleşirler
Kutlamaların ve Anmaların Ardından
Cumhuriyeti Kutlamak!..
Örgütlenelim, Güçlenelim!..
Toplumsal Özlemlerimizin Sömürülmesine Dikkat!..
'İstikbal Göklerdedir!'
Bir Festivalin Ardından
Ali Mahzuni Şerif Carassauga Festivali'nde
"Atatürk'ün Gerçek Ölüm Nedeni"
Bizim Anadolu Gazetemiz 15 Yaşını Kutluyor
Yaşasın Tiyatro
Toplumsal Örgütlenmeye Bir Bakış
2009'a Girerken
Atatürk ve Türkiye Ayrılmaz Bir Bütündür
Amerikan Kovboy Kapitalizminin Düşüşü!...
Genç Cumhuriyet 85 Yaşına Basıyor
Bu Yıl da Yaz Bitti!
|