Ömer F. ÖZEN
Dil Yarası


Eşanlamlı Sözcükleri Kullanmak
Dilin Varsıllığı mı?

Söyleyegeldiğimiz gibi, diller birbirlerinden sözcük alışverişinde bulunurlar. Değişik kökenli ve dilli toplumların birbirlerinden gelenek görenek alışverişlerinde olduğu gibi, bu olgu da doğaldır. Bu kaçınılmaz bir olgudur ve dünyanın özekinsel varsıllığının da bir gereğidir. Ancak bu bilimsel gerçek, başıbozukluğu, öykünmeyi hiçbir biçimde haklı gösteremez.

Bu köşede söz konusu ettiğimiz, kendi dilimizde, ekinsel gelişimimize koşut olarak anlatım olanaklarımızı genişletmek ve kendi kaynaklarımızdan yararlanmak konusudur.

Her dil kendi özekini içinde değerlenir, yeni açılımlara ulaşır; işlenirse o dil varsıllaşır.

Yine biz burada yazılarımıza Türkiye Türkçesini konu ediniyoruz. Anadolu'nun değişik yörelerinde, değişik ağızlarda değişik söylemler vardır; bulunabilir, doğaldır. Bu olgular her dilde vardır. Çünkü dil devingendir, sürekli bir gelişme gösterir. Ama bilinçli bir gelişmeden yana olunursa, o dil gelişir ve daha da varsıl olur.

Dil kişinin yurdudur, bayrağıdır, kimliğidir. Bunun önemine varmamış bir kişi, kendi kendine yabancılaşmaya başlar.

Bazan başka dillerden alınmış -özenti olsun, zorlama ya da doğal olsun- deyimlerle, sözcüklerle, dilinin varsıllaştığını öne sürenler de bulunabiliyor.

Örneğin, 'sözcük'le 'kelime'yi bir tümcede ya da bir sonraki tümcede kullanarak, bunun da 'dilimizin bir zenginliği' olduğunu savunan iyi niyetli insanlarımız oluyor.

Hayır efendim, bu, dilimizin bir varsıllığı değildir! Bu bazı alışkanlıklardan kopamamaktır. Eğer o değilse, dilde özleşmeye karşı olanların sırtını sıvazlamak, onlara hoş görünmektir.

Bu tür düşüncelerle hiçbir yere varılamaz. Ne kadar iyi niyetli olunursa olunsun, 'Hangi Türkçe' gibi bazı sorular sormak, dilde gericilere ödün vermek anlamına gelmektedir.

Harf Devrimi ve ona bağlı olarak Dil Devrimi de Türkiye Cumhuriyeti'nin kazanımlarından biridir. Bunda zayıflık göstermek, karşı devrimcilerin ekmeğine yağ sürmek anlamına gelir.

Atatürk'ün kalıtı Türk Dil Derneği'ni devletleştirip işlemez bir kurum durumuna getiren hukuk tanımaz 12 Eylül faşizminin kurmuş olduğu yeni Türk Dil Derneği, yayınlamış olduğu sözlüklerle ve 'îmla' kılavuzlarıyla sorunları çoktan çözülmüş olan yazımda kargaşaya neden oldular. Örneğin yerine oturmuş birleşik 'ilkokul, ortaokul, kuşburnu' gibi ilk anlamarından çok daha değişik anlam ve anlatımlara kaynaklık eden nice sözcükleri ayrı yazmaya başladılar.

Dilin gelişmesi ve varsıllaşması, o dilde yazsınsal ve uygulayımsal yaratımlarla olur. Başka bir özekinden öykünmeyle ya da kolaya kaçarak ödünç alınan sözcükler, dilimizin kısırlaşmasına, giderek yok olmasına neden olur.

Biz diyoruz ki, dil devrimine inananlar, bu kaygıyı içlerinde duyanlar, daha duyarlı olmalı, dilde özleşme karşıtlarına ödün verecek konuma düşmemeliler.

TEMMUZ 2003

Önceki Yazılar:
Hoş Geldin Türkçe!
Dilde Yanlış Kullanım Örnekleri
Türkçesi varken
Ulusaldan Evrensele
Dog-Shop...
'Dilini Değiştirmelisin'
Dilin Varsıllaşması Kullanmakla Olur
Bırakmak, Dökmek
70. Dil Bayramı Buruk
İnternetin Dilimize Ettikleri
Türkçe Düşünebilmek
Dil Bir İletişim Aracı