Ömer F. ÖZEN
Dil Yarası



Boynumuzun Borcu

Çeviri başlı başına bir iş, bir olaydır.

Çeviri yaparken, özellikle çeviri yapmakta olduğunuz dilleri çok iyi bilmelisiniz.

Bir deyimi bir dilden başka bir dile getirdiğinizde, o deyimin yerine oturup oturmadığını iyi bilmelisiniz.

Kuzey Amerika özekini içinde herhangi bir ayrıştırma, çözümleme yapmadan Türkçeye çarpık söylemler getiriyoruz. Bu belki o anda günü kurtarmaya yönelik bir yöntem olur ama, önemsenmezse, hiçbir dilde kendinizi anlatacak bir konuma ulaşamayacağınızı da bilmelisiniz.

Bir de basın - yayın araçlarındaki çevirileri düşünün. Onların sorumlulukları daha da ağır. Kendi diline yeterince egemen olmayanların elinde haber, film gibi bazı iletişim ürünleri iletilerini gerektiği gibi veremiyor, çarpık, sakat kalıyor.

Çok kısa olarak bir kaç filmden aktardığım bir kaç çeviri yanlışından söz edeyim.

Bay Başkan

Bir filmde şöyle bir söz söyleniyor:
"Kızınızı geri getireceğiz Bay Başkan!"

Söz konusu olan ABD Başkanı'nın kızıdır ve dedektifler Başkanın kızını bulup getirme sözü veriyorlar.

Batı dillerinde Mister, Monsieur gibi deyimler bir saygı sözü olarak her yerde kullanılırlar.

Mister President, Monsieur President, Mister Speaker... vb deyimler Türkçede 'Bay' ile karşılanmaz.

Türkçe'de karşınızdaki kişinin konumu gereği saygı deyimi olarak 'Sayın' sözcüğü kullanılır. Dolayısıyla bu 'Bay Başkan' değil, 'Sayın Başkan' biçiminde olmalı.

Ancak bu sözcük kurumlara karşı da kullanılmaz, kişilere yönelik olarak kullanılırlar.

Örneğin, 'Sayın Radyo Kanada' diye bir söylem sakat bir söylemdir.

Eğer yetkilinin adı bilinmiyorsa, şöyle bir söylem daha uygundur:

'Sayın Radyo Kanada yetkililerine...' vb..

İkinci bir konu, yine batı dillerinden sorgulamadan aktarılan 'Sevgili ...' deyimi.

İngilizcede 'Dear', Fransızca'da 'Cher, chère' sözcükleri Türkçeye güzel bir deyimle 'Sevgili' olarak çevriliyor.

Ancak bunlar o dillerde bizim kullandığımız anlamda kullanılmıyor.

Bir zamanlar Türk basınında at nalı puntolarla İngiltere Başbakanı'nın dönemin Başbakanı Sayın Ecevit'e 'Sevgili Bülent' diye hitap ettiğini, o basın organının bundan ne denli gurur duyduğuna tanık olmuştuk.

Tabii o basın organının niyeti okurları da bu gurur duymaya ortak etmekti.

Bunlar bir takıntının, aşağılık duygusunun ürünleri.

Bu tür sözcükler Batı'da resmi niteliktedirler ve Türkçede daha çok 'Değerli...' söylemiyle karşılanırlar.

Her dil kendi içinde güzel.

Tarihte hep karşılıklı alışverişler olmuştur.

Ama bugün özellikle bir dilin hegemonyası, öbür dillerin yozlaşmasına neden oluyor.

Bizim konumuz Türkçe.

Onu korumak, yeni kuşaklara varsıl bir dil bırakmak boynumuzun borcu..

Bu bilinçle...

EKİM 2003

Önceki Yazılar:
Eşanlamlı Sözcükleri Kullanmak
Dilin Varsıllığı mı?

Hoş Geldin Türkçe!
Dilde Yanlış Kullanım Örnekleri
Türkçesi varken
Ulusaldan Evrensele
Dog-Shop...
'Dilini Değiştirmelisin'
Dilin Varsıllaşması Kullanmakla Olur
Bırakmak, Dökmek
70. Dil Bayramı Buruk
İnternetin Dilimize Ettikleri
Türkçe Düşünebilmek
Dil Bir İletişim Aracı