|
Evrene Seçenekli
Bakabilmek
Kendilerini
dünyanın ağaları olarak belirleyip evrenin değişik yörelerinde borularını
öttürmeye çalışan, sömürü düzenlerini sürdürmek için çabalayan emperyalist
güçler, türlü oyunlarına karşın direnenleri gördükçe, tasarılarının
nasıl oluyor da yürümediğini algılamaya çalışıyorlar.
Ne güzel deyimler
vardır bizim Türkçemizde: 'Evdeki hesap çarşıya uymuyor bi türlü'.
Yüzyıllardır
oynanan oyun tüm hızıyla, Binbir Surat gibi sürekli yüz değiştirerek
sürüyor.
Birinci Paylaşım
Savaşı'yla bir düzen getirmeye çalıştılar, önlerinde en büyük engel
Osmanlı'ydı. Budunsal (etnik) farklılıkları körüklediler, dindaşları
birbirine vurdurdular; yüzyıllardır barış içinde, iç içe kaynaşmış
toplumları ayrıştırarak birbirlerine düşman ettiler, Osmanlı'yı
yıktılar; ama kurmak istedikleri düzeni istedikleri gibi düzenleyemediler,
çünkü tam o sırada Rusya'da Bolşevik Devrimi, Anadolu'daysa Kemalist
Devrim arabalarının tekerine çomak soktu.
İkinci Paylaşım
Savaşı'nda oyunun ikinci perdesini sahneye koydular. Ama Birinci
Paylaşım Savaşı'nda mazlum uluslara önderlik eden Kemalist Devrim
halkları uyandırdı.
Demek ki kendilerini
dünyanın ağaları sanan güçlere başkaldırıp başarı da kazanılabiliyordu.
Oyun sürüyor.
Bi yandan BOP'larla, ki, birileri ulusal ve bölgesel çıkarları düşünmeden,
yağlı ipe boyunlarını uzatırcasına kendilerini eşbaşkan ilan edenler,
öte yandan başka birileri emperyalistlerin kucağında oturup müritlerini
gözü yaşlı söylevlerle uşaklık etmek için yetiştiriyorlar; kuşkusuz
bu arada gözleri ve mideleri doymayan emperyalistler de bu işbirlikçilerle
yollarına devam etmeye çalışıyorlar.
Ekonomik çöküntüye
düşen emperyalistler, örneğin yeni bir ekonomik güç olmaya başlayan,
ama ondan daha önemlisi, kendilerinin denetleyemeyeceği yeni ekonomik
işbirliklerine önderlik eden Çin'e karşı kamuoyu oluşturmak için
türlü oyunlar oynamaya bayılıyor (Çin'den gelen oyuncakların maddelerinin
zararlı olduğunu işleyen dünya basın-yayınını anımsayın). Halbuki
o oyuncakları yine batılı şirketlerin her türlü maddelerini sağlayıp
Çin'de yaptırdıklarını dünya kamuoyunun gözünden ustaca saklarlar.
Çin'in büyümesini
önlemek için çeşitli oyunlar sergileyen batı dünyası, gerçekte ucuz
işgücü sağlamak için fabrikalarını oralara taşıdıklarını, kârlarının
üzerine kâr kattıklarını nedense yine kamuoyundan saklamaya çalışırlar.
Batı dünyasının
yaldızlı yaşamı bizi öylesine köreltmiştir ki, biz artık kendi ulusal,
bölgesel çıkarlarımızı görmez, savunamaz olmuş, onun ağzıyla konuşur,
onu savunur olmuşuz.
Öte yandan olumsuzluklar
öylesine bizi yıldırmış ki, kendimizce dev güçler yaratmış, bu güçlere
karşı çıkmanın yararsız olduğunu kabullenmişizdir: 'Dünyanın
süper güçlerine karşı gelinir miymiş?'
Yüzyıl önce
de bu görüşler vardı: "Biz kendimizi yönetemeyiz, birileri
gelsin'di de, bizi yönetsin"di...
Bunun böyle
olmadığını, Mustafa Kemal gösterdi; o yenilmez denilen güçlerin
yenilebileceğini dünyaya kanıtladı. Önemli olan, içimizdeki bu güce
inanıp haklı kavgayı yürütebilmekti. Onun için sürekli devrim sürecine
girildi laik Cumhuriyet'le; toptan kalkınmanın yolu bulunmuştu.
Ama ne yazık
ki, su uyur düşman uyumazdı, oyunlar sürüyordu...
Bir yüzyıl sonra
Sevr'i anımsatan haritalara tavır gösteremeyenler, ancak Banu
Avar gibi Türkiye'den bakan, yurtsever gazetecilerin uyarıcı
izlencelerini yayından kaldırırlar, emperyalistlerin dümen suyuna
giderlerdi. Kemalistler dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, bu
oyunları boşa çıkaracaktır.
Mayıs 2008
Yazarın önceki yazıları:
İçten miyiz Gerçekten?
Gergedanlaşıyor muyuz?
Kafa Gettolarından Çıkabilmek
Bizim Anadolu'nun 14 Yılı
Umudumu Koruyorum
Biz Iskalıyor muyuz Yaşamı?
Sağlıklı Örgütlenme, Ama Nasıl?
Yılgınlığa Yer Yok, Biz Buradayız
Bindik Bir Alamete...
Okurla Hasbihal
İlkyaz Bir Şenliktir
Emperyalizme Uşaklık Etmeden...
Türk Toplumu - Basını Nereye?
Biz Bu Filmi Görmemiş miydik?
İyi ki Oradasınız!..
Sevinelim mi?..
Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Bana
|