|
Dil Devrimi'nin 80 Yılı,
İngilizce'nin Sayrılığı
Bir kaç yıl önce bir dost Montreal'in batısındaki bir semtte
'Restaurant' yerine bir lokantanın tabelasında 'Eaterie'*
yazısını görünce, Türkçe / dil duyarlılığımızı bildiğinden,
'Yok daha neler?! Ömer Özen, Türkçe bitti İngilizce'ye mi kafayı
taktın?' demiş, 'Çek elini İngilizce'den Ömer Özen!'
diye tepki göstermiş, bunu da bize telefonda yinelemişti.
Telefonda gülümsemiştik
bu tepkiye. Sonra 'Eaterie' söylemini araştırdığımda
birkaç zamandan beri özellikle Avustralya'da ve ABD'nin bazı batı
illerinde 'Restaurant / Lokanta' yerine kullanılmakta
olduğunu öğrendim. Tabii ki benim parmağım yoktu bunda...
Bi takım kişilerin
'küreselleşme'nin doğal gereği olarak 'İngilizce'yi körlemesine
bilir bilmez kullanıp Türkçe'ye verdiği zararı görmeden savunmalarına
karşın, yıllar önce İstanbul'da yabancı dil öğrenimi görürken, bir
Fransızca öğretmeninin 'Ne kadar şanslısınız biliyor musunuz;
Atatürk gibi bir önderiniz bir devrim yaratıp dilde yenileşmenin
önünü açmış ve Türkçe'ye kanatlarını vermiş. Fransızca da bu devrimi
kesinlikle yaşamalı' demesini anımsadım...
Ama
Türkçe'nin yaşamış olduğu devrimi yaşaması gereken sadece Fransızca
değil. Dilbilimciler özellikle İngilizce'nin de bu devrimi yaşaması
gereğine inanıyorlar.
Batı dillerinin
eski Yunanca ve Latince'nin gölgesi altında büyük bir yazım ve sesletim,
dolayısıyla öğretim sorunu yaşamakta olduğunu gören dilbilimciler
bunun önünü almaya çabalıyorlar.
Dünyanın değişik
yörelerinde yazım ve söylem olarak değişik biçimde kullanılan İngilizce
için en azından Kanada'da İngilizce temel alınarak yeni bir abece
yaratıp yeni bir yazım dili yaratmaya çabalayanlar var.
Kökeni 1960'lara
dayanan İngilizce'de yeni bir yazım biçiminin gerekliliğini savunan
dilbilimci Jonathan Keitz (Kates) 1986 yılında yayınlamaya
başladığı 'El Gazet Di Torronto' adlı gazetesinde
de savunmuş olduğu yazım biçimini ve Kanada İngilizcesi'nin olması
gerektiği biçimde örnekler veriyor.

Yazım ve sesletimin
kolaylaştırıldığı yeni 'Kanadio' abecesinde 32 Latin-İngilizce
harf bulunuyor. 'Qq' ve 'Xx' gibi yazım
imlerinin kaldırılmış olduğu yeni Kanada dili abecesinde örneğin
'Quebec-City', 'Kwebek-Sitti' olarak
yazılıyor.
Jonathan
Keitz'in başında olduğu ve El Gazet Di Torronto adlı
gazetenin yayımından başka 'Internatial Unio For Kanadio /
Kanadaca İçin Uluslararası Birlik' derneği de İngilizce'deki
yeniliği yaymaya çalışıyor.
Yayınlamış olduğu
basın bildirilerinde İngilizce'nin büyük bir karışıklık yaşadığına
dikkat çeken 'Internatial Unio For Kanadio', büyüklü
küçüklü değişik yenileştirmelere ve iyileştirmelere gereksinim duyulduğunu,
böylece çeşitli uluslararası kuruluşlarda çeviri sorunlarının da
önüne geçilebileceğini, bu sorunları da Kanadacanın (Kanadio)
ortadan kaldırabileceğini öne sürüyor.
Türkçe'nin Herhangi
Bir Abece Sorunu Yok
Bu arada Türkiye'de
Latin abecesine geçişin 80. yılını kutladığımız bu yıl, Türkçe'nin
geçirmiş olduğu devrimsel geçişe de gönderme yapan El Gazet
Di Torronto, Kanadio ve Türk abecesinin karşılaştırmasını
yaparak yayınlamış olduğu bildiride Türkçe'ye dayanarak yeni Kanada
abecesini tanıtıyor.
Türk Dil Devriminin
80. yılında yayınlamış olduğu basın bildirisinde Atatürk'ün
amacının 'öztürkçe' ile daha çağcıl, daha Avrupasal,
daha pratik ve kolay öğrenilebilecek bir dil yaratmak olduğunu bildiren
'Internatial Unio For Kanadio', ancak Atatürk'ün
bu amacına ulaşamadığı ve yazımda büyük karışıklık yaşandığını öne
sürüyor.
Tüm bunlara
karşın Atatürk'ün dünya çapında en büyük dil devrimcisi olarak
tanındığına da yer veren bildiride Türkçe'nin dilbilgisi, sesletimbilim
(fonetik) bakımından İtalyanca-Latince ve Kanadaca'ya yakın olduğunu,
ancak büyük eksiklikleri bulunduğunu, sorunların çözülmesinde
'Toronto Türkçesi'nin (Turkiano-Torronto) muhteşem
olabileceğini bazı yazım biçimleriyle örneklendirerek savunuyor.

Daha da ileri
giderek Turkiano-Torronto'nun özellikle Orta Asya'da
bulunan diğer Türk Cumhuriyetlerine de örnek olabileceğini ileri
süren 'Internatial Unio For Kanadio', Kanadio'nun
kılavuzluğunda söz konusu yenileşmelerle bu ülkelerin uluslararası
dillere uyum sağlayacağını savlıyor.
"Şu anda kullandığımız biçimiyle Türk
abecesi her ses için bir harf temelinden yola çıkılarak gerçekleştirilmiş
ve dilimizin gereksinimlerine sorunsuzca yanıt vermektedir."
Bölgesel etkileşimi ve ekinsel gerçekleri göz ardı eden savlardan
önce, İngilizce'de yaşanan karışıklık ve düzensizlikte düşünce birliğinde
olsak bile, böyle bir şeyin gerçekleştirilme olanaksızlığını gözler
önüne sermek durumundayız.
Katılmadığımız
görüş, her şeyden önce Türkiye Türkçesi'nin Atatürk'ün dil
devrimiyle karışıklık yaşadığı savı.
Arapların ve
Türkiye'de bazı kesimlerin savladığı, 'bu dil devrimiyle geçmişimizden
koptuğumuz' safsatası zaman içinde zaten geçerliliğini yitirmiştir.
Ünlü harflerin
bulunmadığı Arap abecesinin Türkçe'ye uymadığı, büyük bir yazım
kargaşası yarattığı en yetkin dilciler tarafından da kabul edilmiştir.
Türkçe Latin abecesine geçmekle ve dil devrimiyle dildeki sorunlarını
büyük ölçüde çözümlemiştir.
Hiçbir abecenin,
hiçbir dili yüzde yüz karşılamadığı bilinen bir gerçektir. Buna
karşın Türk abecesi başka dillerden ödünç almış olduğu az sayıdaki
sözcüğün yazım ve sesletimi dışında dilimizin gereksinimini karşılamaktadır.
Şu andaki en
büyük sorun 'küreselleşme', 'tecimsel dil' savlarıyla dilimizi
işgal eden ve sorumsuzca kullanılan İngilizce'dir.
İngilizce'nin
yazım ve sesletimde büyük dağınıklık yaşadığı görüşünü paylaştığımızı
yukarıda belirtmiştik. Bunu ortadan kaldırmak için yapılan çalışmaları
da saygı ve sevgiyle karşılıyoruz.
Ancak bir Cumhuriyet
düzenini bile tartışamayan Kanada kamuoyunda bu çalışmaların ne
kadar önemi vardır?
Ayrıca 1960'ların
sonunda uzunluk ölçü birimlerinde metre düzenine geçmiş ve o tarihlerden
bu yana okullarda da bu yönde eğitim verilmesine karşın, hâlâ toplumda
emperyal uzunluk ölçü birimlerinin (pouce - pieds / inch -
feet) kullanıldığı Kanada'da, dilde böyle bir değişim, yenileştirme,
iyileştirme yapılabilir mi?
Sanırım bunları
yapabilmek için her ülkeye bir Mustafa Kemal Atatürk gerekiyor.
80 yıl önce
Türk abecesini değiştirmek için görüş almış olduğu bilim adamlarının,
dilcilerin 5 yılla 25 yıl arasında ancak geçiş yapılabileceğini
söylemesine karşın, 'ya üç ayda ya da hiç' diyebilen
devrimci bir Atatürk gereklidir bu değişimleri gerçekleştirebilmek
için. Ve bu hızlı değişimledir ki, bir anda okur yazar oranı yükselmiştir
Türkiye'de.
Şu anda kullandığımız
biçimiyle Türk abecesi her ses için bir harf temelinden yola çıkılarak
gerçekleştirilmiş ve dilimizin gereksinimlerine sorunsuzca yanıt
vermektedir.
Biz biraz daha
ileriye gidelim ve şunu söyleyelim; matematiksel bir yapısı olan
Türkçe'yi örnek alarak Batı dilleri de kendi devrimlerini yapmalıdırlar...
Bir Atatürk
bulabilirlerse kuşkusuz...
* Yemek
yeri, yemek evi…
Ağustos 2008
Önceki Yazılar:
Yazarken Yaptığımız Yanlışlar
Boynumuzun Borcu
Eşanlamlı Sözcükleri Kullanmak
Dilin Varsıllığı mı?
Hoş Geldin Türkçe!
Dilde Yanlış Kullanım Örnekleri
Türkçesi varken
Ulusaldan Evrensele
Dog-Shop...
'Dilini Değiştirmelisin'
Dilin Varsıllaşması Kullanmakla Olur
Bırakmak, Dökmek
70. Dil Bayramı Buruk
İnternetin Dilimize Ettikleri
Türkçe Düşünebilmek
Dil Bir İletişim Aracı
|