Celal UÇAR
Perdeci


Adalet! Yasa! Görev!

Bu üç kelime demokrasilerde etik değerleri yıprandırılmadan doğru anlaşılmalıdır. Aynı zamanda demokrasilerin olmazsa olmazını ifade etmektedirler. Yasama - Yürütme ve Yargı'nın birbirinden bağımsız varoluşu. Kendi başlarına karar alabilmeleri ve uygulayabilmeleri.

Geçtiğimiz yılın sonunda açığa çıkan yolsuzluk iddialarının, tutuklamaların ve savcılık soruşturmalarının ardından gelişen şaşırtıcı bu ilk olmayan uygulamalar ülkemizde ki demokrasiyi ve uygulanabilirliğini yeniden sorgulamamızı zorunlu kıldı. Ergenekon ve Balyoz tutuklamaları ve yargıları buna en çarpıcı ve şaşırtıcı örnekleri teşkil ediyordu. Akıl almaz keyfi uygulamalar ve uydurmalar ile yargı ve yürütme organları yasama organlarının (Hükümet ve Parlamento) emir erleri haline getirildi. İşte o günlerden beri kuvvetler ayrılığı ve bağımsızlığı ilkelerine gölgeler düştü.

Geçtiğimiz yüzyılın son yirmi yılından beri tüm dünya da gericilik, dini sömürü temelli tutuculuk dünya sosyalist sisteminin yıkılışıyla beraber ters orantılı bir yükseliş gösterdi. Kapitalist - Emperyalist Global tekeller kendi çıkarları ve karları uğruna hiçbir ulusal ve uluslararası hak ve özgürlükleri tanımazlıktan geldiler. Tarikatlar mafya türü gladyolar haline dönüşürken finans yönünden sömürü, talan, istismar ve soygunculuk temelinde palazlandılar. Devletleri, hükümetleri yargı ve yürütme oranlarını ele geçirme mücadeleleri verdiler. Akıl almaz servetlere kavuştular. Karşı çıkan dürüst aydınları, kişileri terör ile imha ettiler, yok ettiler.

Buna bir örnek olarak ülkemizi gösterirsek, Cumhuriyet Tarihimizin en büyük rüşvet ve soygunu ile karşı karşıya gelmişken bu hükümetleri ele geçiren global mafya-tarikat gladyöleri aynı eş değerli tavırlara bürünüyorlar. Çok kısa bir süre İtalya da patlayan skandala benzer skandal örtbas edilmeye çalışılıyor. Hem de aynı söylemlerle. 20 Ocak Aksiyon dergisinde röportajında, ünlü İtalyan Savcı (Temiz Eller Savcısı) Antonio Di Pietro açıklamaları ile söylediklerimi doğruluyor.

"Di Pietro, yolsuzluk soruşturmalarıyla ilgili olarak AKP hükümetine çok ağır eleştiriler yöneltirken, asıl darbenin hükümete değil yargı ve demokrasiye vurulacağını dile getirdi. Aksiyon dergisinin yarın yayınlanacak nüshasında yer alan özel röportaj, Türkiye'deki sancılı sürecin İtalya ile şaşırtıcı benzerliğini de ortaya koyuyor. Di Pietro, Türkiye'yi sarsan yolsuzluk operasyonlarıyla alakalı gelişmeleri yakından takip ediyor.

Antonio Di Pietro, 1992 yılında, siyaset dünyası ile iş dünyası arasındaki kirli ilişkiler ve yolsuzluklara karşı Milano savcıları öncülüğünde operasyon başlatmıştı. Tarihe "Temiz Eller" ismiyle geçen operasyonla siyaset, iş dünyası, adliye ve polisteki kirlenmelere karşı mücadele veren Di Pietro, aralarında başbakan ve bazı bakanların da bulunduğu 300'ün üzerinde siyasetçi, iş adamı, polis ve hâkimi mahkûm ettirmiş; ancak 1994'te Silvio Berlusconi'nin başbakan olmasıyla birçok engelle karşılaşmıştı.

Efsanevî Temiz Eller savcısının "İtalyan tecrübesi" ile Türkiye'ye gönderdiği önemli uyarılar özetle şu şekilde:

1- Savcılar sonuna kadar gitmeli; demokrasuyi darbe söz konusu
Savcılar yılmamalı; sonuna kadar gitmeli... Bekçi-hırsız savaşında yargı zarar görüyor, güven kaybediyor; Türk hükümetinin de yaptığı aynen budur... Yargı bağımsızlığı, demokratik bir ülkenin olmazsa olmazıdır. Vazifesini yapmaya çalışan Türk yargısının yanındayım. Türk yargısı, İtalyan yargısının aynası gibi. Türkiye'de demokrasiye darbe riski var... Son gelişmeler, bana eskiden yaşadıklarımı tekrar yaşatıyor.

2- "Dış mihrak" üçkâğıtçılığına kanmayın; bana da Amerikan ajanı dediler
Bana da "Yabancı güçlerin hizmetindesin, Amerikan ajanısın" dediler. Türk halkına yapacağım çağrı şu: (Olayların arkasında) Yabancı bir gücün olduğuna inandırmaya çalışan üçkâğıtçılığın sizi etkilemesine izin vermeyin! Gerçekleri açığa çıkarmak için tek bir savcı yeter... İtalya'da soruşturmayı durduran, incelemeleri bloke eden ve seneler boyu kamuoyunu yanlışa yönlendiren "B (Berlusconi) faktörü" oldu. Bana göre siz de "E faktörü" demelisiniz!.. E faktörünün, yani Erdoğan hükümetinin ortaya koyduğu tepkiler, B hükümetinin zamanında yaptığının fotokopisi gibi geliyor bana.

3- Soruşturma ciddi hasar aldı; halkın dikkati dağıtılıyor
Türkiye'de yolsuzluk soruşturması maalesef hasar görmüş durumda. Bunun sebebi şimdiden siyaset ve yargı arasında bir çatışmadan bahsedilmesi ve kamuoyunun dikkatinin tamamen başka yöne çevrilmesi... Sadece soruşturmayı başından beri takip eden savcı derin bir bilgiye sahip olur.

Türkiye'deki bu yer değiştirmeler, soruşturmaya müthiş zarar veriyor. Soruşturmaları durdurmak, engellemek amacıyla yapılıyor, ki gerçekler gün yüzüne çıkmasın. Bütün bunları emredenler, yüksek suçlu zihinlerdir…

4 - İtalya'da da para kutuları bulduk; polis hırszdan hızlı olmalı
İtalya'da da bir süre kamu basını ve özel basın aynı kişinin elinde kaldı… Ayrıca yine burada da para dolu kutular bulundu; suçunu itiraf eden suç ortaklarına ulaşıldı… Hukuk devletinde polisler iki gruba ayrılmalı: İçişleri bakanlığına bağlı önleyici polis ve yürütmeden bağımsız, suçla savaşan bastırıcı polis… Polisin hırsızdan hızlı olabilmesi için tedbirler alınmalı.

5 - HSYK düzenlemesi ölüm vuruşu olur; hırsız, kendi hâkimini seçemez
Türkiye'de de, soruşturmayı sürdüren savcılar arasında kötülerin ve suiistimal edenlerin olduğu söylenecek. Ve bende de olduğu gibi suç ona kalacak... (HSYK düzenlemesi) Eğer kanunlaşırsa, bu bir ölüm vuruşu olur. Bu yüzden kamuoyundan bir tepki koyulmasını bekliyorum. İtalyan HSYK'sinin başkanlığını cumhurbaşkanı yapıyor ve bu da tarafsızlığın garantörü oluyor… Yargı organlarının, mesleği ne olursa olsun herkese karşı soruşturma yapma yetkisi olması lazım… Partiler ve parlamentonun egemen olduğu yargı organları, bir anlamda hırsıza hâkimini seçtirmekle eşdeğerdir…

6- Savcı ve polisler darbe değil, devlet hizmeti yapıyor; umarım bunu canlarıyla ödemezler
Türkiye'de savcıların yaptığı darbe değil, sadece devlete yapılan bir hizmet. Suçluyu, hırsızı yargılıyorlar. Basında verilen mesaja göre, yani Erdoğan'ın söylemine göre, olanların suçlusu bu soruşturmaları yapanlar; çünkü mevcut hükümeti değiştirmek istiyorlar! Yanıltıcı bir mesaj; ama muhtemeldir ki vicdanları karıştırabilir… Umarım Türkiye'de görevini yerine getirenler, İtalya'daki meslektaşlarının akıbetiyle karşılaşmaz. Burada pek çok yargıç ya da polis, görevlerini yerine getirmenin bedelini canlarıyla ödedi."

Sevgili okuyucular belki biraz uzun oldu ama bilmenizde yarar var diye düşündüm.Yeni yılda sağlık, mutluluk ve adalet diliyorum.


Ocak-Şubat 2014

Yazarın Önceki Yazıları:
Perde Açılıyor!
Gezi Parkı Direnişi Yok Edilen Sosyal Yapıyı Kuracak
Yüreklerin Kulakları Sağır
Millet Nedir?
Idle No More!
Olmak ya da Olmamak (To Be Or Not To Be)!
Cumhuriyetimizin 89. yılı Kutlu Olsun!
Kardeşim Mustafa Kemal Uçar'ın Anısına
Dört Dörtlük Bir Sanatçı, Ozan, İnsanı Ezgileyen Zülfü Livaneli!..
Kanada Türk Toplumu Nasıl Örgütlenmeli?
Ekim Ayı Eylem Ayı
Türkiye Kaybetti
Umut İnsanda! Yürek Yine İnsanda!
Seçimleri Kim Kazanacak?
ANKARA'nın TAŞINA BAK!..
Oylar Cumhuriyet'e!..
Kalemi Bir Kere Bırakırsan, Kalem Seni On Kere Bırakır!..
Ne Yapmalı
Kızım Derya Evleniyor!
Mississauga da yapılan Çokkültürlü Festival: CARASSAUGA!
En Katil Devletler, En Merhametli Ulusa Soykırım Damgası Vuruyor!..
Yenilikçi Nezihe Araz!
Yaş Kemale Erince!..
Yavaş Yavaş Gençleşirler
Kutlamaların ve Anmaların Ardından
Cumhuriyeti Kutlamak!..
Örgütlenelim, Güçlenelim!..
Toplumsal Özlemlerimizin Sömürülmesine Dikkat!..
'İstikbal Göklerdedir!'
Bir Festivalin Ardından
Ali Mahzuni Şerif Carassauga Festivali'nde
"Atatürk'ün Gerçek Ölüm Nedeni"
Bizim Anadolu Gazetemiz 15 Yaşını Kutluyor
Yaşasın Tiyatro
Toplumsal Örgütlenmeye Bir Bakış
2009'a Girerken
Atatürk ve Türkiye Ayrılmaz Bir Bütündür
Amerikan Kovboy Kapitalizminin Düşüşü!...
Genç Cumhuriyet 85 Yaşına Basıyor
Bu Yıl da Yaz Bitti!