Türkçe'ye Özgü Abece

Evrendeki hiçbir abece hiçbir dili gerektiği gibi seslendiremez. Dilbilimciler sesleri yazıya geçirmek için seslembilim abecesi yaratmışlardır, ancak güncel iletişim-yazışma içinde bu abecenin yeri yoktur.

Dolayısıyla toplumlar kendi dillerini seslendirmek, yaşadıklarını, uğraşlarını geleceğe taşımak, bazı antlaşmaları imza altına almak amacıyla, bunların yanında eğitim ya da iletişim için türlü abeceler yaratmışlardır.

Yazının ortaya çıktığı çağlardan önce de kişioğlu ve kızları kendilerini, yaşadıklarını anlatabilmek için yaşamakta oldukları mağaralarda ve çevrelerinde bediz (resim) aracılığıyla dile getirmeye çaba göstermişlerdir. Bunlar genelde hayvanların betimlenmesiyle ya da yaratılmış olan araç-gereçlerin çizilmesiyle oluşmuştur.

Sümerler, Etrüskler, Mısırlılar vb değişik abece denemelerinde bulunmuşlardır. Kuşkusuz birbirlerinden alıntı da yapan değişik toplumlar, abecelerle birlikte sözcük alışverişleri de yapmışlardır.

Örneğin Ermeni abecesi bir din adamı, Mesrop Maştos'un 405 yılında öğrencileriyle birlikte Diyarbakır, Urfa, Samsat gibi kentlere giderek buradaki kitaplıklarda yabancı dildeki elyazmalarını inceleyerek yaratmış olduğu bir abecedir.

Türkler, kişioğlu tarihinde değişik toplumlara değişik adlarla öncülük etmiş olmalarına karşın, kendi adlarıyla bilinen ilk yazılı belge 725-735 yılları arasında yaratılıp dikilmiş olan, bugün Moğolistan sınırları içinde bulunan Orhun ırmağı kıyısında olması dolayısıyla bu ırmağın adıyla anılan Bilge Kağan, Kültiğin (Gültekin) ve Tonyukuk yazıtlarıdır. Bu yazıtların varlığının bilinmesine karşın 1889 yılında bulunmuştur.

Göktürk ya da Orhun (Orkun) abecesi denilen abeceyle taşa kazınmış olan bu yazılar bilim dünyasında heyecanla karşılanmıştır. Yazıtlar Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Thomsen ve Rus Türklükbilimci Vasil Radlof tarafından 1893 yılında çözülerek bilim dünyasına tanıtılmıştır. Bu yazıtlarda geniş biçimde soyut kavramlara yer verildiğine göre, dilbilimcilerce Göktürk abecesinin en azından 2500 yıl öncesine dayandığı belirtilir.

Yazıtlar bugün Türkiye'nin girişimleriyle Moğolistan'da koruma altına alınıp müzeye taşınmıştır. Bu arada yazıtlar üzerinde değişik boyutta incelemeler sürdürülmektedir.

Türkler tarih boyunca, Çin, Sogd, Kiril, Arap son olarak Latin abecesi gibi biçok değişik abece kullanmışlardır. Yapısına uygun olmamasına karşın en uzun olarak Arap abecesi kullanan Türkçe'nin Anadolu'da Ermeni ve Yunan abecesiyle yapıtlar verdiği de biliniyor.

Yukarıda belirttiğimiz gibi hiçbir abece herhangi bir dili tam olarak seslendiremese de doğrudan Türk dili için yaratılmış olan Göktürk abecesini sizlere örneklerle tanıtacağız.

Ayrımına vardıysanız, başlığımızı Latin ve Göktürk olmak üzere iki abeceyle birden yazdık. Matematiksel bir dil olan Türkçe'nin abecesi de bu dile uygun olarak çok çabuk ve sağlıklı öğrenilen bir abece olarak elimizin altında bulunuyor.

Aşağıda size Orkun da denilen Göktürk damgalarını (harflerini) veriyoruz. Bu konu üzerinde yoğun olarak duracağız.


 

Ömer F. ÖZEN
Dil Yarası


Temmuz-Ağustos 2014

Önceki Yazılar:
Yazarken Yaptığımız Yanlışlar II
Geri Dönme, Katkı Koyma ya da Siniper
Bir Kitap: Ana Sütüm Türkçe
Devlet Orunlarındaki Türkçe
Beynimizin Çapı, Dilimizin Çapı
Dil Devrimi'nin 80 Yılı, İngilizce'nin Sayrılığı
Yazarken Yaptığımız Yanlışlar
Boynumuzun Borcu
Eşanlamlı Sözcükleri Kullanmak
Dilin Varsıllığı mı?

Hoş Geldin Türkçe!
Dilde Yanlış Kullanım Örnekleri
Türkçesi varken
Ulusaldan Evrensele
Dog-Shop...
'Dilini Değiştirmelisin'
Dilin Varsıllaşması Kullanmakla Olur
Bırakmak, Dökmek
70. Dil Bayramı Buruk
İnternetin Dilimize Ettikleri
Türkçe Düşünebilmek
Dil Bir İletişim Aracı