Ömer F. ÖZEN
Gözleyi, Gözleyi...

 

Akıl Sağlımızı Koruyalım

Montreal durur durur, sonra karla bir vurur ki, eski - yeni gelen dinlemez, göçmen - yerli dinlemez herkesin feleğini şaşırtır.

Bu kez de öyle oldu.

Bir vurunca pir vuruyor.

Duydum, Vankuver'i de vurmuş.. Herhalde orada daha fazla yaşam felce uğramıştır.

Biz Montrealliler biraz şımarığız bu konuda; hemen kar arındırma araçları yolları, sokakları açmazsa bağırıp çağırır tepki gösteririz...

Ama yoluna giriyor; halk Gilles Vigneault'nun dediği gibi 'benim ülkem ülke değil, kıştır' gerçeğinin ayrımına varıp kendini mevsim koşullarına uyarlıyor.

Peki bizler ne zaman bir şeylerin ayrımına varacağız, bilemem...

Anayurtta seçim kütüklerinin sağlıksız yazıldığı tartışmaları almış başını gidiyor. Ülkenin laik geleneğine inananlarına, yurtseverlere, Atatürkçülere gözdağı verilip mahkemelere çekiliyor, yaygın basının tanımlamasıyla F tipi örgütlenmenin, ABD ajanlığıyla kendi ülkesine ihanet pahasına türlü oyunlar oynadığı ayyuka çıkmış durumda.

Polis kılığında lokanta basıp ellerine kelepçe vurup saçlarından sürüyerek kadın kaçıranlara karşı, yurttaşın korkudan - polisin yasadışı da içinde herşeyi yapabileceğini kabul eden bir alışkanlıkla- karışmaması, toplumun ne tür bir dönüşüm içinde olduğunu korkunç bir görüntüyle gözler önüne seriyor.

Pişkin pişkin, 'kimlik sorun' diyen yetkililere inanan ve sıcağı sıcağına yaşanan olaylar da, kimlik sorulunca yurttaşın başına neler gelebileceği, 12 Eylül karabasanından bu yana nasıl bir korku toplumu yaratılmış olduğunun kanıtlarını gösteriyor.

Gazetelerinde kadınların töre cinayetlerine kurban gittiği yazılırken, televizyon dizilerinde töreler desteklenirken, 70 yaşındaki yazar bozuntuları 14 yaşındaki çocuklara sarkıntılık yapar, 'ben ilgilenmeseydim kötü yola düşerdi' diyerek ekranlardan kokuşmuş eylemlerini utanmadan ballandıra ballandıra anlatıp bunları dine bağlayanlar olurken, bu tür insanları resmi raporlarla aklayıp mahkemelerden kurtarıldığı bir ülkede daha nelerin yaşanabileceği, akıl sağlığı yerinde olanların da sokaklara çıkıp kafalarına huni, boyunlarına saat takıp 'herşey tıkırında, herşey tıkırında, dini bütün hükümetimin, ABD'nin, AB'nin sayesinde herşeyimi satıp savrup ne güzel yaşıyorum, ne güzel yaşıyorum, herşey tıkırında' tekerlemeleriyle gezineceği günler kesinlikle yakındır.

Biz kendimizi korumaya çalışalım olabildiğince.

21 Aralık'ta Montreal'de öyküleriyle, şiirleriyle üç dilde İlyas Halil şenliğine katılmaya çalışın.

2008'in bu yazısını daha şen, kahkahalı bir yazıyla bitirmek isterdim ama, gelişmeler buna izin vermiyor.

Yine de umut yeni yılda.

Yeni yılınız kutlu olsun!

Aralık 2008

Yazarın önceki yazıları:
Toplum Belleği ve Tarihi İrdelemek
Bekle Gör, Sonra Üzülmeyesin...
Yeşeren Umutlar Boy Atıyor
Kafa Karışıklığı ve Soru Sormak
Kronik Vak'a'yım Biliyor musunuz?
Gelmiyorsun Ey Sevgili
Evrene Seçenekli Bakabilmek
İçten miyiz Gerçekten?
Gergedanlaşıyor muyuz?
Kafa Gettolarından Çıkabilmek
Bizim Anadolu'nun 14 Yılı
Umudumu Koruyorum
Biz Iskalıyor muyuz Yaşamı?
Sağlıklı Örgütlenme, Ama Nasıl?
Yılgınlığa Yer Yok, Biz Buradayız
Bindik Bir Alamete...
Okurla Hasbihal
İlkyaz Bir Şenliktir
Emperyalizme Uşaklık Etmeden...
Türk Toplumu - Basını Nereye?
Biz Bu Filmi Görmemiş miydik?
İyi ki Oradasınız!..
Sevinelim mi?..
Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Bana