|
Böyle
Gelmiş, Böyle mi Gidecek?
İşsizlik diz boyunu geçti.
İktisadi bunalım
evreni kasıp kavuruyor.
Kapitalist düzenin
gelişmekte olan ülkelere önerdiği, kabul etmezlerse ne yapıp edip
komşularıyla aralarını bozarak ya da o ülkelerin iç renklerini birbirlerine
düşürerek, pazarlarını elde ederek egemenlik kurdukları ve oburlukları
artık kendilerini de vurduğundan; 'bırakınız yapsınlar, bırakınız
geçsinler' anlayışı da yerle bir oldu...
Marks'ı yeniden
keşfe çıktılar. Bankaları, sigorta kuruluşlarını kurtarmaya, başka
bir deyişle, küçük ülkelere söyledikleri 'devleti küçültün' anlayışını
kendileri terk ederek her alana müdahale etmek durumunda kaldılar.
Batının iktisadi
düzeni çökerken, kamuoyunun dikkatini başka yöne çekmek için her
türlü şaklabanlığı da göz ardı etmiyorlar.
Yeni, değişik
terimler, kavramlar ortaya atarak kendi tarihsel suçlarının üzerini
kapatıp başka halkları, toplumları birbirlerine düşürmeyi çok iyi
biliyorlar.
Bazı küçük halklar
da, emperyalist devletlerin kendilerinin ela gözlerine aşık olduklarını
sanarak bu oyunlara alet oluyorlar, binlerce yıl birlikte yaşamış
oldukları komşularına düşman kesiliyorlar.
Öte yandan halkların,
toplumların dinsel inançlarını sömürerek egemenlik kuran emperyalistlere
hizmet eden, dini kullanan, köprüyü geçinceye dek demokrasiyi kullanan
kördüşünü (dogma) içindeki kesimler de, bir yandan her türlü yolsuzlukla
ceplerini doldururken, gerçek demokrasi aşıklarını, yurtseverleri
de değişik yöntemlerle, iftiralarla, yalan üretimlerle alt etmeye
çalışıyorlar.
Bilim, sanat
yoksunu bu çevrelerin her şeyi para olmuş; dini, inancı da kâr amacıyla
kullanıyorlar.
Sosyal devlet
anlayışı yerine kulluğu; alın teri, emek yerine dilenciliği yerleştirerek,
inanç sömürüsü yaparak, demokrasiyi, insan hakları kavramlarını
bir başörtüsüne indirgemeyi çok iyi biliyorlar.
En garibi de
koca koca üniversiteler bitirmiş, sözüm ona bilim okumuş, ilerici
olması gereken ve bu tür oyunları ilk onların görmesi gerekirken,
ilericilik adına, insan hakları, bireysel yaşam hakkı adına bu oyunları
destekliyorlar....
Şevket Çorbacıoğlu
arkadaşımız bunlara 'sınırsız sorumsuz demokrasi avcıları' tanımlamasını
uygun buluyor...
Biz de burada,
bir yandan çocuklarımıza bayram sevinci aşılamaya çalışırken, paylaşmayı,
sevgiyi, saygıyı aşılayıp ortak değerlerimizi ortaya çıkarmaya uğraşırken,
öte yandan bizim tarihimizin başkalarının yazmasına seyirci kalıyoruz...
Kılımızı kıpırdatmıyor,
sürekli yazıklanıp duruyoruz.
Peki toplumsallık
nereye gitti, sorumluluk nereye gitti?
Ali'nin, Veli'nin
külahıyla uğraşmaktan ne zaman bıkacak ve sorumluluğumuzu ele alacağız?
Böyle gelmiş
hep böyle mi gidecek?
***
22 - 31 Mayıs
arasını kendinize ayırın. Montreal'de Türk Kültür Günleri, Türk
Sineması Günleriyle yaşamınızı renklendirmeye çalışın...
Nisan 2009
Yazarın önceki
yazıları:
Doğa Uyanıyor, Ya Biz?
Sizsiz Eksik Olurduk
Akıl Sağlımızı Koruyalım
Toplum Belleği ve Tarihi İrdelemek
Bekle Gör, Sonra Üzülmeyesin...
Yeşeren Umutlar Boy Atıyor
Kafa Karışıklığı ve Soru Sormak
Kronik Vak'a'yım Biliyor musunuz?
Gelmiyorsun Ey Sevgili…
Evrene Seçenekli Bakabilmek
İçten miyiz Gerçekten?
Gergedanlaşıyor muyuz?
Kafa Gettolarından Çıkabilmek
Bizim Anadolu'nun 14 Yılı
Umudumu Koruyorum
Biz Iskalıyor muyuz Yaşamı?
Sağlıklı Örgütlenme, Ama Nasıl?
Yılgınlığa Yer Yok, Biz Buradayız
Bindik Bir Alamete...
Okurla Hasbihal
İlkyaz Bir Şenliktir
Emperyalizme Uşaklık Etmeden...
Türk Toplumu - Basını Nereye?
Biz Bu Filmi Görmemiş miydik?
İyi ki Oradasınız!..
Sevinelim mi?..
Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Bana
|