Ömer F. ÖZEN
Gözleyi, Gözleyi...

 

Böyle Gelmiş, Böyle mi Gidecek?


İşsizlik diz boyunu geçti.

İktisadi bunalım evreni kasıp kavuruyor.

Kapitalist düzenin gelişmekte olan ülkelere önerdiği, kabul etmezlerse ne yapıp edip komşularıyla aralarını bozarak ya da o ülkelerin iç renklerini birbirlerine düşürerek, pazarlarını elde ederek egemenlik kurdukları ve oburlukları artık kendilerini de vurduğundan; 'bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler' anlayışı da yerle bir oldu...

Marks'ı yeniden keşfe çıktılar. Bankaları, sigorta kuruluşlarını kurtarmaya, başka bir deyişle, küçük ülkelere söyledikleri 'devleti küçültün' anlayışını kendileri terk ederek her alana müdahale etmek durumunda kaldılar.

Batının iktisadi düzeni çökerken, kamuoyunun dikkatini başka yöne çekmek için her türlü şaklabanlığı da göz ardı etmiyorlar.

Yeni, değişik terimler, kavramlar ortaya atarak kendi tarihsel suçlarının üzerini kapatıp başka halkları, toplumları birbirlerine düşürmeyi çok iyi biliyorlar.

Bazı küçük halklar da, emperyalist devletlerin kendilerinin ela gözlerine aşık olduklarını sanarak bu oyunlara alet oluyorlar, binlerce yıl birlikte yaşamış oldukları komşularına düşman kesiliyorlar.

Öte yandan halkların, toplumların dinsel inançlarını sömürerek egemenlik kuran emperyalistlere hizmet eden, dini kullanan, köprüyü geçinceye dek demokrasiyi kullanan kördüşünü (dogma) içindeki kesimler de, bir yandan her türlü yolsuzlukla ceplerini doldururken, gerçek demokrasi aşıklarını, yurtseverleri de değişik yöntemlerle, iftiralarla, yalan üretimlerle alt etmeye çalışıyorlar.

Bilim, sanat yoksunu bu çevrelerin her şeyi para olmuş; dini, inancı da kâr amacıyla kullanıyorlar.

Sosyal devlet anlayışı yerine kulluğu; alın teri, emek yerine dilenciliği yerleştirerek, inanç sömürüsü yaparak, demokrasiyi, insan hakları kavramlarını bir başörtüsüne indirgemeyi çok iyi biliyorlar.

En garibi de koca koca üniversiteler bitirmiş, sözüm ona bilim okumuş, ilerici olması gereken ve bu tür oyunları ilk onların görmesi gerekirken, ilericilik adına, insan hakları, bireysel yaşam hakkı adına bu oyunları destekliyorlar....

Şevket Çorbacıoğlu arkadaşımız bunlara 'sınırsız sorumsuz demokrasi avcıları' tanımlamasını uygun buluyor...

Biz de burada, bir yandan çocuklarımıza bayram sevinci aşılamaya çalışırken, paylaşmayı, sevgiyi, saygıyı aşılayıp ortak değerlerimizi ortaya çıkarmaya uğraşırken, öte yandan bizim tarihimizin başkalarının yazmasına seyirci kalıyoruz...

Kılımızı kıpırdatmıyor, sürekli yazıklanıp duruyoruz.

Peki toplumsallık nereye gitti, sorumluluk nereye gitti?

Ali'nin, Veli'nin külahıyla uğraşmaktan ne zaman bıkacak ve sorumluluğumuzu ele alacağız?

Böyle gelmiş hep böyle mi gidecek?

***

22 - 31 Mayıs arasını kendinize ayırın. Montreal'de Türk Kültür Günleri, Türk Sineması Günleriyle yaşamınızı renklendirmeye çalışın...


Nisan 2009

Yazarın önceki yazıları:
Doğa Uyanıyor, Ya Biz?
Sizsiz Eksik Olurduk
Akıl Sağlımızı Koruyalım
Toplum Belleği ve Tarihi İrdelemek
Bekle Gör, Sonra Üzülmeyesin...
Yeşeren Umutlar Boy Atıyor
Kafa Karışıklığı ve Soru Sormak
Kronik Vak'a'yım Biliyor musunuz?
Gelmiyorsun Ey Sevgili…
Evrene Seçenekli Bakabilmek
İçten miyiz Gerçekten?
Gergedanlaşıyor muyuz?
Kafa Gettolarından Çıkabilmek
Bizim Anadolu'nun 14 Yılı
Umudumu Koruyorum
Biz Iskalıyor muyuz Yaşamı?
Sağlıklı Örgütlenme, Ama Nasıl?
Yılgınlığa Yer Yok, Biz Buradayız
Bindik Bir Alamete...
Okurla Hasbihal
İlkyaz Bir Şenliktir
Emperyalizme Uşaklık Etmeden...
Türk Toplumu - Basını Nereye?
Biz Bu Filmi Görmemiş miydik?
İyi ki Oradasınız!..
Sevinelim mi?..
Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Bana