Beste BARKİ
İlk Defa



Mezopotamya

Güneydoğu Anadolu'ya gidince Mezopotamya'nın eşiğinde olduğunuzu düşünüp duygulanıyorsunuz. Binlerce yıllık insanlık tarihinin oralarda başladığını, onlarca medeniyetin kurulup yıkıldığını, adlarını anımsamasak da her birinin getirdiklerinin günümüzde de tanınıp izlendiğini bilmek yüreğinizi kabartıyor.

Mayıs 2014'te Mardin'den göz alabildiğine uzayıp giden Mezopotamya Ovası'na doğru baktığımızda yıllar önce dinlediğimiz anılar kulağımızda çınladı. Montrealli Piyer ve Daniel Gabrian'nın anneleriyle gerçekleştirdiğimiz sohbette, 'biz Mardin'de tepeden ovaya doğru bakar, geceleri Suriye kasabalarının ışıltılarını görürdük' şeklindeki betimlemesi aklımızda yer etmişti. Kendimiz oralara gidip aynı izlenimleri yaşayınca, sanki bu güzel diyara uzun bir ayrılığın ardından yeniden kavuşmuşuz gibi olduk.

12000 yıl öncesinden gelen tarih bilgileri, okulda okuduğumuz tarih derslerinden dahi bilemediğimiz, Müslüman Arapların buralara hakim olduğu 7. yüzyıla kadar kurulan medeniyetlerin bazılarının adlarını şöyle sıralıyor: Hassuna, Samarra, Halaf, Ubaid, Uruk, Akad, Ur, Asur, Babil, Hitit, Seleusid, Part, Osroene, Adiabene, Roma.

Uzunca bir zaman öncesinde Türkiye Suriye sınırı şimdi olduğundan çok daha az korumalıymış. İki ülke arasında bölünen aileler birbirlerini ziyaret ederlermiş kolaylıkla. Bugün sınır boyunca mayın döşeli. Bazı ufak yerleşim yerleri mayın tarlalarının ortasında kalmış. Buralarda büyüyen çocukları aklımıza getirmemeye çalıştık.

Yalnız çocuklar değil, onlarca, binlerce mezhep, cemaat, kabile insanı eziyet, kıtlık, sürgün ve cinayetle boğuşuyor sınırın hemen ötesinde. Bunca yıl birlikte yaşamışlık giderek sanki hiç olmamış gibi algılanıyor ve bazı gruplar diğerlerini öldürmeyi yeğliyor. Bunu yaratan mutsuzluğu anlamak zor.

Haksızlıklar, kavgalar Türkiye'de eksik olmadı kuşkusuz. Ancak, sınır ötesinde yaşananları bilince, Anadolu'daki bolluğu, herşeye karşın var olan bilgeliği, insafı ve anlayışı görüyorsunuz. Sınıra bir saatlik uzaklıkta, dere kaynaklarında kurulan kerevetlerde aileler serinliyor, yöre yemeklerinden ziyafetler sunuluyor, kadınlı erkekli yaşamın tadına varılabiliyor. Doğanın güzelliği insanı büyülüyor.

Ilısu barajının su biriktirmeye başlamasıyla sulara gömülerek yok olacak yerlerden biri olan Hasankeyf, UNESCO'nun doğal ve kültürel 10 kıstasından 9unu karşılayarak insanlık mirası olabilecek nitelikteymiş. Ayrıca, Savur kasabasının kavak ağacı bahçelerinden geçecek olan otoyolun projeleri de başlatılmış. Yazık ki uygarlık dediğimiz bu yapılaşma dünyaya yarardan çok zarar verebiliyor.

Sınır ötesinde yaşananları düşününce böylesi daha iyi demekten başka çare yok.


Temmuz-Ağiustos 2014

Yazarın önceki yazıları:
Güneş
Salon Moov ve Kedileri
Jujube
Parkta Shakespeare
Capri, oh ce n'est pas fini!
Château Ramezay
Balonla Uçmak...
Bir Saatlik Yürüyüş
Siyah Dar Eteklik
Safir
Fırında Fasulye
İlginç Bir Deyim
Buzlu Elma Şarabı
Bout de l'Île
Haiku
Lavanta Tarlaları
Yabancıl Meyveler
Türkiye'de Aile Hekimliği ve Bir Aile Hekimi Dr. Meriç Uçar
Tükiye'de Aile Hekimliği Uygulaması
Arkadaş Yazarlar
Avrupa Kültür Başkenti İstanbul
Montreal'in Kısacık Görkemli Caddesi
Quebec'te Yemek Kültürü
Magnan Lokantası
Montreal'in Suyu
Place d'armes
Gizli Bahçe
Montreal'de Film
Küçük İtalya
Montreal'in Harikası
Montreal'de Paris'ten Bir Köşe
Yeniden Varoluş…
Montreal'e Adını Veren Dağ
Sokakların Çekiciliği
En Büyük Festival
Tasarım Şehri Montreal
Montreal'de Spor
Montreal'de Çukulata yemek
Yaşanılası Montreal