|
"Ateşi
ve İhaneti Gördük!"
Size de olur mu bilmem, bazı olaylar yaşar ya da izlersiniz;
'biz bu filmi daha önce görmüştük' dersiniz. Oynanan aynı
ya da benzer oyunları anımsar, deneyimler, acıların yaşandığı dönemleri
göz önüne serer; yeniden aynı yanlışlara düşülmemesi için çırpınır
durursunuz.
Ama olmaz; öylesine
allanır pullanır ki bitakım olaylar, gerçek amacı öylesine saklamışlardır
ki, Anadolu'daki deyimle birilerinin 'gözüne kül serpilmiştir'
göremez, algılayamaz olmuştur.
Ya da öylesine
allanıp pullanmıştır ki, yeni kuşaklar ardında yatan gerçek amaçları
göremez olmuşlar ve yağlı ipe boyunlarını kendiliklerinden uzatırlar.
Bugün Türkiye'de
(bazıları Türk sözcüğünden, Türkiye sözcüğünden de nefret eder duruma
gelmiştir; bazıları da aman kimseyi küstürmeyelim diye özekinsel
gerçekleri de göz ardı ederek, gerçek kimliklerinden utanır olmuşlardır.)
yaşanan olayların ve yaşamış olduğumuz ülkeye yansımaları da
aynı, tarihin yinelenmesi acısını getiriyor.
Hangi ozan söylemişti;
'hiç tarihten ders alınmış olsaydı, tekerrür eder miydi?'
diye?
Yeni kuşaklara
özellikle yakın tarihimizi çok iyi okumalarını, çok iyi irdemelerini
salık veririm her fırsat buldukça. Gerçekte sadece genç kuşaklara
değil sözüm; öyle bir dönem içinde yaşıyoruz ki, her şeyi çok çabuk
unutabiliyoruz.
Okuduğumuz kitapları
yeniden yeniden okuyup günümüz olaylarını tarihsel olaylarla karşılaştırıp
bıkıp usanmadan inceleyip yeni kuşakların da yanlışa düşmemelerini
sağlamamız gerekiyor.
24 Temmuz, Lozan
Barış Antlaşması'nın 86. yıldönümü.
Lozan
Antlaşması'na nasıl ulaşabildiğimizi iyice öğrenmeliyiz.
Bu nedenle eski-yeni
kuşak demeden, özellikle Mustafa Kemal Atatürk'ün ünlü 'Söylev'ini
başucu kitabı olarak hep yakınımızda bulundurup bugünün olaylarını
iyice anlamaya çalışmalıyız.
Lozan öncesi
olayları iyice öğrenirsek, hem bölge olaylarını, hem bugün neden
ille de Atatürk'ü bize unutturmaya çalıştıklarını daha iyi
kavrayabiliriz.
Ne demişti Nazım
Hikmet, o büyük ozan?:
"Ateşi
ve ihaneti gördük
ve yanan gözlerimizle durduk
bu dünyanın üzerinde.
İstanbul 918 Teşrinlerinde,
İzmir 919 Mayısında
ve Manisa, Menemen, Aydın, Akhisar:
Mayıs ortalarından
Haziran ortalarına kadar
yani tütün kırma mevsimi,
yani, arpalar biçilip
buğdaya başlanırken
yuvarlandılar...
Adana,
Antep,
Urfa,
Maraş :
düşmüş
dövüşüyordu..."
Ateş ve ihanet
devam ediyor. Aman dikkat!
Temmuz 2009
Yazarın önceki
yazıları:
Seni Seviyorum Ey Sevgili!
Gülmeceden Korkmak
Böyle Gelmiş Böyle mi Gidecek?
Doğa Uyanıyor, Ya Biz?
Sizsiz Eksik Olurduk
Akıl Sağlımızı Koruyalım
Toplum Belleği ve Tarihi İrdelemek
Bekle Gör, Sonra Üzülmeyesin...
Yeşeren Umutlar Boy Atıyor
Kafa Karışıklığı ve Soru Sormak
Kronik Vak'a'yım Biliyor musunuz?
Gelmiyorsun Ey Sevgili…
Evrene Seçenekli Bakabilmek
İçten miyiz Gerçekten?
Gergedanlaşıyor muyuz?
Kafa Gettolarından Çıkabilmek
Bizim Anadolu'nun 14 Yılı
Umudumu Koruyorum
Biz Iskalıyor muyuz Yaşamı?
Sağlıklı Örgütlenme, Ama Nasıl?
Yılgınlığa Yer Yok, Biz Buradayız
Bindik Bir Alamete...
Okurla Hasbihal
İlkyaz Bir Şenliktir
Emperyalizme Uşaklık Etmeden...
Türk Toplumu - Basını Nereye?
Biz Bu Filmi Görmemiş miydik?
İyi ki Oradasınız!..
Sevinelim mi?..
Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Bana
|