Ayşenil Suadiyeli ATAOĞUL
Ayın Konuğu

 


Turquebec'in yeni Başkanı
Bekir Gülpekmez'le yaşamın içinden


Değerli Okuyucularımız, bir çoğunuzun bildiği gibi 1993 yılında kurulan; kurulduğundan beri çok aktif olan; halk oyunları çalışmalarına verdiği önem nedeniyle Türk toplumuna ve bazı Türk derneklerine koreograf Süleyman Özatılan'ı kazandıran; birçok etnik grubun katılımıyla düzenlediği 23 Nisan Bayramlarıyla ünlenen hatta Montreal Belediyesi'nin her yaz düzenlediği Çocuk Bayramının ilham kaynağı olan; Türk kültürünün Montreal ve Quebec'te en iyi şekilde tanıtılması için canı gönülden çalışan gönüllülerin gerçekleştirdiği 29 Ekim Cumhuriyet Balolarıyla meşhur; ilerici derneğimiz Turquebec Kültür ve Dostluk Derneği bir süredir hafif bir "uykuda"ydı. Ancak geçtiğimiz Genel Kurul'da Bekir Gülpekmez Başkanlığında yeni bir ekip dernek yönetimini devraldı ve üyelerine Turquebec'i uykusundan uyandırmayı vaat etti. Görüştüğümüz dernek üyelerinin çoğu, yeni Başkanı tanımadıklarını söylediler. Biz de kendisini köşemizde konuk ederek sizlere tanıtmaya karar verdik. Bekir Bey'in mesleği emlak komisyonculuğu. Aslında Montreal'e geldiğinde "Quebec'te Quebec'li gibi yaşamalı" sloganını benimseyerek okula devam etmeye karar vermiş ve 2 yıllık hızlandırılmış kolej eğitimi alarak bilgisayar yazılım uzmanı olmuş. Bir süre bu alanda çalıştıktan sonra, karar değiştirerek tekrar okula dönmüş ve yine toplam 2 yıllık bir eğitim aldıktan sonra emlak komisyoncusu olmuş. Bakın Bekir Gülpekmez bize kendisi, mesleği ve Turquebec Başkanlığıyla ilgili neler anlattı...

- Bekir Bey sizi biraz tanıyabilir miyiz?
- Turquebec'in Başkanıyım.

- Daha eskilere gitsek...
- Aslen Çanakkale Geliboluluyum ama İstanbul doğumluyum. Liseyi de orada bitirdim, Davutpaşa Lisesi, ondan sonra da ticarete atıldım. Kapalıçarşı ve etrafında iş yerlerim vardı.

- Ne iş yapıyordunuz?
- Genellikle turistlere yönelik, kuyum işleri, halı, zamanla değişti tabi, yani hangisi revaçtaysa ona yöneldim. 1993'te eşimle İstanbul'da karşılaştık, evlendik, 3 sene orada kaldıktan sonra 1996'da buraya geldik.

- Eşiniz Kanadalı mı?
- Evet Portekiz asıllı Kanadalı. 2 yaşında gelmiş buraya, Quebecois - Kebekli demekte fayda var. 2000 yılına kadar İstanbul'daki işlerim devam etti tabi, çünkü yeni bir yere geldiğimiz için ne olur, ne biter bilemediğimiz için başka çaremiz yoktu. Ama 2000 yılından sonra iki yerde birden olamayacağımı anladım. Bir karar vermem gerekiyordu. Çok çabuk adapte olan biri olduğum için de Kanada'da karar kıldım. Eşimin zaten kendi işi vardı...

- Ne iş yapıyor?
- Air Canada'da çalışıyor kendisi, 20 yıldan beri. Hem onun işinden olmaması, hem de benim çabuk adapte olabilme özelliğimden ötürü, burada karar kıldık.

- Yani 2000 yılından beri buralısınız.
- Mental olarak demeyelim. Ama fiziksel olarak, evet 2000'den beri.

- 'Mental' ne zaman oldu, hâlâ olmadı mı yoksa?
- Yo, yo hayır, 2002'de filan oldu. Çünkü ne kadar ticarethane işletsek de, hayat MBA'miz (yüksek lisans) olsa da kâğıt üstünde lise mezunu gözüktüğümüz için gidip bir yerlerde bir iş yapamadık. Onun için de 2002 yılında Herzing Kolejine başladım. Bu kolej Computer Programmer Analyst, yani bilgisayar yazılım uzmanlığı eğitimi veriyor. Üniversitelerdeki 5 yıllık programı hızlandırılmış olarak, Cumartesi, Pazarlar dahil kesintisiz veriyorlar. Orayı bitirdim ve Group Cosette adında bir pazarlama şirketinde 'bilgi işlem yönetimi' bölümünde çalışmaya başladım. Ancak bir süre orada çalıştıktan sonra ofis işinin bana göre olmadığını anladım. Oradan ayrılıp birkaç arkadaşımla birlikte bir 'communication' -iletişim- şirketi kurduk. Tabi o da ofis işiydi. Bazı arkadaşlar zaman içinde ayrıldılar ve bütün bu sebeplerle o işi de bırakıp emlak işine girmeye karar verdim. Tabi burada bu iş için okula gitmek gerekiyor, Türkiye'deki gibi bakkal gibi emlakçı olunmuyor. Okulu bitirdim, devletin imtihanlarına girip geçtim ve lisansımı alarak Remax'ta çalışmaya başladım. 5 sene Remax'ta çalıştım. Başta üç sene bir emlakçının altında çalışmanız gerekiyor. Ondan sonra tekrar 'College Immobilier du Québec - Quebec Emlak Koleji'ne gittim. O da 1,5 sene sürüyor. Onu bitirip Quebec lisansımı alıktan sonra da kendi acentemi açtım.

- Neden kendi acentenizi açtınız? Yani Remax'te çalışmak sizi tatmin etmedi mi?
- Remax dünyanın en büyük şirketlerinden biri. Yıllardan beri biriktirdikleri bir tecrübe var, onu 3-5 ayda öğreniyorsunuz zaten. Ondan sonra böyle büyük bir şirkete ihtiyacınız kalmıyor.

- Böyle büyük şirketlerle çalışmanın masrafı da çok değil mi?
- Evet. Satış yapın yapmayın, ayda nereden baksanız 1000-1500 dolar ödemek zorundasınız onlara. Bunun yanında kendi masraflarınız da var. Bizim emlakçılık odamıza da yıllık ödemelerimiz var. Yani burada emlakçı olmak dışarıdan göründüğü gibi, öyle kolay bir iş değil. Masrafı çok, emeği çok, zaten okula başladığınızda size söylüyorlar; kendinizi en az 2-3 yıl idare edecek bir birikiminiz ya da aile desteğiniz olmalı diyorlar. Ancak benimki biraz istisnai bir durum oldu. Çünkü ben en baştan satışlara başladım.

- Ona da güvenerek, kendi firmanızı kurdunuz ...
- Evet, ben Group Cosette'in dışında hiç başkası hesabına çalışmadım, hep kendi kendimin patronu oldum. Onun için kendim bir şeyler yaratmak, kendi sistemimi kurmak istedim. Ama henüz tam olarak hazır değilim. Acenteyi geçen sene Montreal şehir merkezindeki Place Ville Marie'de açtık. Yanımda çalışmak isteyen çok ajan (temsilci) var, ama hem Management - Yönetim hem de kâğıt olarak hazır değilim. Şu anda bir hazırlık döneminden geçiyorum. Belki de 6 ay içinde bu işleri tamamlayıp rahata ererim. Önümüzdeki iki hafta içinde 10-15 ajan alacağım zaten. Onların tabi bana komisyon ödemeleri, bana çalışmaları gerekiyor. Onlara bir taraftan da bilgi aktarımı yapılması gerekiyor. Devamlı arayacaklar, soruları olacak her konuda; onlara bilgi vermek, güncelleştirmek gerekiyor. Bunun için bir hizmet ağı oluşturmak gerek.

- Emlakçıyla ev almanın ne gibi avantajları var? Bildiğim kadarıyla ev alanların emlakçıya komisyon ödemeleri gerekmiyor. Bu bir artı. Bunun yanında ne gibi hizmetler veriyorsunuz alıcıya?

- Şimdi, yakın tecrübelerimden konuşalım. Emlakçısız kendi başına ev almışlardan bahsedelim. Mesela bunlar aldıkları eve 'inspection' (denetim) yaptırmıyorlar. Bankayla olan işlemleri düzgün yapmıyorlar. Çünkü yanlarında onlara yardımcı olacak birileri yok. Mesela ben satın alacak müşterilerle prosedüre (işlemlere) başladığım zaman, teklif yapıldıktan sonra, en az 3 veya 4 şart öne sürüyorum. Birincisi denetim yaptıracağız, ikincisi bütün kâğıtları, yani evin krokisi, vergileri, üstünde 'leen- ihtiyat' var mı, bakılsın. Mesela ev önceden satılmış olabilir, ama yine de üstünde ihtiyatlar olabilir. Evin eski sahibi bazı tamiratlar yaptırmış, iş bitince adamla aralarında bir ihtilaf çıkmış ve ev sahibi parayı ödememiş; ya da yarısını ödemiş olabilir. Bunun üzerine tamirci ya da müteahhit belediyeye gidip, 'bu şahsın bana borcu vardır, ev satılırsa bu para ödenecek' diye kaydettirmişse ve bu durum prosedürün bir yerinde atlanmışsa, alıcı bunu ödemek zorunda kalır. Böyle bir sorunla çok yakında karşılaştık. Ben, yani ajan olmasa alıcı bunu ödemek zorunda kalabilecekti.

- Bir de ajan olarak alıcının istediği tip evleri piyasadan bulup, bunları göstermek için randevuları da ayarlıyorsunuz herhalde.
- Evet. Yani görüldüğü gibi, evi git gör, bankadan parasını al, satın al diye bir şey yok. Çok uzun bir prosedür var. Üstelik aradan seneler geçer, bazı sorunlar çıkabilir. Mesela bir müşterim beni aradı, "bu evi aldık ama altından su çıkıyor" dedi. Ben diyemem ki, "evi satmışım, 3 sene olmuş, bana ne" diye. Karşı tarafın ajanıyla konuşup, 'böyle bir sorun var, nasıl anlaşabiliriz' diyorum ve yepyeni bir prosedür başlamış oluyor. Yani böyle faydaları da var. İnşallah bir problem çıkmaz, ama çıkarsa da oradayız diyorum.

- Peki diğer taraf, yani evini satan açısından nasıl oluyor? Belli bir komisyon üzerinden mi anlaşıyorsunuz? Yükümlülükleriniz nedir?
- Komisyonda belli bir standart bir yok. Yüzde 4'ten başlar, yüzde 8'lere kadar çıkar. Bazı ajanlar vardır, hafta ortası metroda, IGA'de çalışır, hafta sonunda ajanlık yapar. Şansa, senede 2 tane ev sattı mı, "Allah bereket versin" der. Onlar ucuza razı oluyorlar ama, bizde bir laf vardır, "ucuz etin yahnisi yavan olur" diye, işte o hesap. Ama normalde komisyon, dediğim gibi yüzde 4'le 8 arasında değişir ve alıcının hiçbir şey ödemesi gerekmez. Eğer bir emlak alacak ya da satacaksanız ve de başım ağrımasın diyorsanız, mutlaka bir ajanla çalışmanız gerek.

Sürecek...


Nisan 2011


Yazarın Önceki Yazıları:

"Her zaman için bir mülk sahibi olmak iyidir."
Ressam Hikmet Çetinkaya'nın kan kırmızı gelincikleri
Pencereden başka bir İstanbul ve Ali İhtiyar

Yetkin Dikinciler: "Amacım Nâzım'a benzemeye çalışmak değil, ona layık olmaya çalışmaktı..."
Atatürk ve Devrim Arabaları'nın ünlü yönetmeni Tolga Örnek'le samimi bir söyleşi
Nil Ataoğul'la Kebek'te Sendikalaşma
Resimlerim çok renkli, biçimler renklerden çıkıyor...
Avrupa Kültür Başkenti İstanbul'dan görüntüler
Toronto Başkonsolosu Bilgen, yoğun biçimde açılışa hazırlanıyor
Dr. Khadir: "Bilime inanın!"
Türkiye Turizm Fuarı'ndaydı
Kadınların duygusallığını resmeden ressam: Orhan Alpaslan
Toplumun Muhteşem Süleyman'ı Montreal Caz Festivali'nde döktürdü
"Burada bir hikâye var, bunu çekmeliyim dedim.
Ve hiçbir şey iki kez çekilmedi!"

Türkiye'den Kanada'ya sanat köprüsü ve Ressam Atanur-Asuman Doğan çifti
Montreal'de Türk Kültür Şöleni'ni başlatıyoruz
Duo Romantika'dan dört el'li sevgi damlaları…
Petro Canada'ya karşı işçilerin utkusu
Kriz gerçekten korkunç mu?
"Zekât, bu ülkede herkes tarafından gerektiği gibi uygulansa…"
Zayıflamak sorun değil, onu korumayı bilmeli!
Ressam Ali Refik Ataoğul: "Sanatçı avant-garde olmalı"
Profesyonel bir yardım toplayıcı: Eda Levi
Fethullah hareketiyle ilgili Mahçupyan:
"O ağın içinde pekişmesi sayesinde tabii ki bir siyasi güç"

Mahçupyan: "Hrant'ın ölümünü hâlâ kabullenebilmiş değilim."
"Benim planlamacıya ihtiyacım yok demeyin!"
"Çok paranız olması önemli değil, elinizdekini akıllıca değerlendirin!"
Rum Kıbrıs, Kuzey Kıbrıs yurttaşlarına pasaport veriyor
Melisa, oğlu ve torununa destek için Erivan'dan geldi
İsmail Cem İpekçi: "Kültürünüzü yitirmeyin ama, yaşadığınız topluma da karışın!"