|
Turist ya da Yerleşik Olmak

Kısa bir süre
önce kızım Deniz İsviçre'nin Cenevre kentine taşındığında ilk işi
daha önce yaşanmışlıklarla örtüşenleri aramak oldu. Sonuçta hem
İstanbul'dan hem Montreal'den alışılagelmiş özelliklere rastgeldi.
Örneğin, bol bol Türk pideci ve kebapçı var Cenevre'de. Kendim Cenevre'ye
ziyarete gidince turist kalmak istedim, o nedenle de Türk yemekleri
yemedim.
Nerede olursa
olsun turist ya da yerleşik olmak apayrı ruh halleriyle yaşamayı
getiriyor. Turist geldiği yerin yeniliklerini algılamaya bakıyor.
Yerleşik olansa alışageldiği yaşamı yeğliyor.
Cenevre'nin
doğal güzellikleri göz kamaştırıcı. Her sokağın ucundan, şehrin
ortasındaki gölün arkasından, binaların arasından güzel dağlar görünüyor:
Kuzey batıda Jura ve güney doğuda İsviçre Alpleri.

Bir çok yere
göre de suyla daha iç içe yaşanıyor Cenevre'de. Leman Gölü ya da
diğer adıyla Cenevre Gölü, gölü aşarak akışını Akdeniz'e kadar sürdüren
Rhône nehri şehir merkezini süslüyorlar. Rhône nehri Alpler'den,
Valais'te Rhône buzulundan kaynaklanıyor. Cenevre Gölü 600 km kare
yüzölçümüyle Batı Avrupa'nın en büyük göllerinden. Gölün % 60 kadarı
İsviçre'de, geri kalanı Fransa'da. Her yer gibi burada da çevre
kirliliği 1980'lerde yüzmeye engel oluşturuyormuş. Bugün şehirdeki
plajlardan rahatlıkla suya girilebiliyor.
Cenevre'nin
ikliminin diğer bir çok Avrupa şehri gibi yağışlı olmasını beklerken
kışların ılıman, yazların çok rahat, bol güneşli ve hafif esintili
olduğunu öğreniyoruz. Şehre yakın uzaklıklarda tanıdık etkinlikleri
çağrıştıran yerlerden söz ediliyor; Chamonix, Mont Blanc, Montreux,
Lausanne...

Bir yere ilk
defa ama yerleşmeye gidince bir an önce yerleşik olmanın huzuru
isteniyor. Turist kalmak belirsizlik demek oluyor zira.
Ben nasıl olsa
geçici olduğumdan çevreme turist gözlerle bakındım. Çocukken, geçmişi
ta 1880'lere uzanan Heidi kitabının karakterleriyle tanımıştık İsviçrelileri.
Oysa İsviçrelinin sokaktaki yüzü artık Afrikalı, Asyalı, Güney Amerikalı
ve diğer Avrupalılar gibi.

Kozmopolit ve
globaller Cenevreliler. Ürün bilgilerini üç dilde yazıyorlar paketlerin
üzerine; Almanca, Fransızca ve İtalyanca. Hatta bazen bu dillere
Romanca da ekleniyor. Hiç de zorlarına gitmiyor bu durum. İngilizce'ye
açıklar. 'İngilizce söylememi ister misiniz', diye sorabiliyorlar
bazı durumlarda. Sonradan buralı olanları bile sakin mizaçlı. Herkes
birbirine saygılı davranıyor her türlü karşılaşmada. Dürüstlüğün
dışına çıkılabileceği de olası görülmüyor. Gazete kutusunun camını
açmak için parayı önceden koymanız gerekmiyor. Gazetenizi alıp sonra
ödüyorsunuz. Toplu ulaşımı kullanırken biletinizin olup olmadığı
kontrol edilmiyor her defasında. 1980'lerde Shengen vize grubuna
dahil olunduktan sonra suç oranının arttığı düşünülse de hâlâ Avrupa'nın
en güvenli şehirlerinden Cenevre.
Cenevre, yani
Ville de Géneva'nın nüfusu 194, 458. Şehir kantonu da oluşturuyor
ve varoşlarla birlikte burada yaşayanların toplam sayısı 474,169.
Dünyanın sayılı finans merkezlerinden olan şehir dünyada en çok
sayıda uluslararası örgüte evsahipliği yapıyor. Bir çok BM kuruluşu
ve Kızıl Haç'ın genel merkezi burada.
Şehirde ulaşımın
dökümüne bakınca nüfusun yarısının yürüdüğü belirtiliyor. Bir çeyreği
de toplu taşımayı kullanıyor. Geriye bir çeyrek taşıt trafiği kalıyor.
Buna karşın ille de gölün altından yol yapmayı arzulayan bir zümre
var. Çoğu kere olduğu gibi, doğaya kolayca kıyabilecek sağ görüşlü
UDC (İsviçre Halk Partisi) partisi başı çekiyor bu projede. Kanton
hükümeti ve diğer partiler karşı görüşteler. Pahalı olacağı, çevre
kirliliği yaratacağı ve şehrin zaten borcu olduğu dile getiriliyor.
Tünelin Avenue de France (Park Mon Repos) ile Port Noir (Eaux-Vives
Parkı yakını) arasında olması öngörülüyor. Yani tam Cenevre körfezinde.
Aslında bu proje neredeyse yüz yıldır tartışılagelmekteymiş. Gereksiz
ve yanlış bir çalışma olacağı izlenimini veriyor. Tabi İsviçre gibi
bir yerde 28 Eylül'de halk oylamasıyla karara bağlanıyor durum.

Geçici bir süre
için Cenevre'de olmak ve etrafa turist gözüyle bakınmak fazla heyecan
verici değildi açıkçası. Hep denir ya, İsviçre ve İsviçreliler tekdüzedir
diye. Sanırım gerçek payı olan bir görüş bu. Dünyanın nüfusu en
zengin yerlerinden Cenevre. Nüfusa oranla milyoner sayısı kabarık.
Böyle bir yere gelince bazı beklentiler oluşuyor insanın aklında.
Oysa öğle saatinde nehir kıyısındaki kafelerden birine oturunca
bakıyorsunuz pek bir tasarım endişesi yok çevrenizde. İş yerlerinden
bir şeyler atıştırmaya gelen gençler ne bir kişisel stil ne de günün
modasına uygunluk sergiliyorlar. Ismarladığınız sandviçin içindeki
peynir üç günde ancak bitirebileceğiniz kalınlıkta ve yalnızca bir
domates dilimi ile bir marul yaprağı eşliğinde sunulmuş. Değişiklik,
yaratıcılık, heyecan ve arayış yok görünürde. Tümüyle de haksızlık
etmemek üzere bölge çiftliklerinden yemeye çalıştıklarını, organik
üretime önem verdiklerini de söylemeden geçmemeliyiz tabi.
19. yüzyıldan
beri sürdürülen güzel bir botanik bahçesi var Cenevre'de. İklim
de her şeyin yetişmesine elverişli. Buna karşılık şehrin her yeri
çiçeklerle bezenmiş değil. Özel yerlerde de bu yönde bir çabaya
rastlanmıyor. Tabi, yine haksızlık etmemek gerekir. Kır çiçeği tohumları
kullanıyorlar şehir çiçekliklerinde ama bunlar solduğunda da görüntüye
fazla kulak asmıyorlar.
Pahalılıkta
Avrupa'da dördüncü şehir Cenevre. Monaco'dan sonra da en çok milyonerin
yaşadığı yer. Cenevre, eski paraya sahip çok cimri bir zengini anımsatıyor
insana. Hayli de borca girmiş bir eski zengin.
Eylül-Ekim 2014
Yazarın önceki
yazıları:
Mezopotamya
Güneş
Salon Moov ve Kedileri
Jujube
Parkta Shakespeare
Capri, oh ce n'est pas fini!
Château Ramezay
Balonla Uçmak...
Bir Saatlik Yürüyüş
Siyah Dar Eteklik
Safir
Fırında Fasulye
İlginç Bir Deyim
Buzlu Elma Şarabı
Bout de l'Île
Haiku
Lavanta Tarlaları
Yabancıl Meyveler
Türkiye'de Aile Hekimliği ve Bir Aile Hekimi
Dr. Meriç Uçar
Tükiye'de Aile Hekimliği Uygulaması
Arkadaş Yazarlar
Avrupa Kültür Başkenti İstanbul
Montreal'in Kısacık Görkemli Caddesi
Quebec'te Yemek Kültürü
Magnan Lokantası
Montreal'in Suyu
Place d'armes
Gizli Bahçe
Montreal'de Film
Küçük İtalya
Montreal'in Harikası
Montreal'de Paris'ten Bir Köşe
Yeniden Varoluş…
Montreal'e Adını Veren Dağ
Sokakların Çekiciliği
En Büyük Festival
Tasarım Şehri Montreal
Montreal'de Spor
Montreal'de Çukulata yemek
Yaşanılası Montreal
|