Ömer F. ÖZEN
Gözleyi, Gözleyi...

 

Korkuluk Ol!..

Din adamı bir yakınımız vardı. Erbakan'ın ne denli dindar olduğunu basit bir dille anlatırdı:

"Dini bütün adam canıım, sakalına bıçak değmemiştir..."

Bunu derken de bıyık altından gülerdi belli belirsiz.

Ne demek istediğini anlardık.

Ailesine çok çektirdi; 'mekruh', 'din karşıtı' diyerek evdekilere naylon çorap giydirmedi. Yıllarca evine radyo, televizyon sokmadı. Diş fırçası yerine misvak kullandı. Yanlış uygulamaları dolayısıyla bir oğlunun kanına girdi. Kendisi de kahrından gitti...

Gerçekte bağnaz biri değildi... Ama çevresinin kendisini görmek istediğinin dışına çıkamazdı.

Çevre bir umarsızlık içindeyse, size de bir rol biçer ve o çerçevede davranmanızı ister.

İsteği kendi kurtuluşudur, siz umurunda değilsinizdir.

Rahatsız olmak istemez. Yeni düşünceler, açıklık korkutur onu.

Eğer çevreye, geniş topluma bir zararı yoksa, bırakacaksınız kendi küçük dünyasında mutlu mutlu yaşasın.

Ama bu ilkel, çemberin dışına çıkmaktan korkan, kendisine dokunulmasını istemeyenin, bu ilkel duyguları sömürülür, bi takım emperyalistler ve onların işbirlikçi ağababalarınca, kitle iletişim araçlarınca kullanılır, sonra da 'halk böyle istiyor' diye körüklenirse, durum tehlikeli boyutlara uzanır...

Emperyalizm iki yüzyıldan fazla bir zamandır doğunun varlıklarını denetim altına almak istiyor.

Özellikle toplumların dinsel duygularını sömürerek, olmazsa silahla bastırarak, yine o halkların içinden işbirlikçiler bularak emperyal emellerini sürdürmeye çabalıyor.

Tam işi bitirdim derken Mustafa Kemal ve bir avuç Türk arabasının tekerine çomak soktu. Onunla yetinmedi, diğer mazlum halklara da örnek oldu.

Artık bu meşale tüm doğu ülkelerinde yanacaktı.

Günümüzdeki kavga da budur.

Dünü doğru okuyup doğru anlayamazsak doğru çözümlere ulaşamayız.

Daha önce İngiltere, Fransa, İspanya ya da emperyal amaçlar besleyen daha bikaç küçük devletin yerini İkinci Paylaşım Savaşı'ndan sonra ABD aldı; bazan tek başına, bazan da bu eski sömürücü devletlerle birlikte dünya dediğimiz yerküreyi kendi çıkarları doğrultusunda biçimlendirmeye çalıştı, çalışıyor...

Ülkemiz özelinde, 70'li yılların acısını tüm toplum çok bedel ödeyerek yaşadık...

Yöneticilerin yetersizlikleri, hırsları dolayısıyla bölgemiz kan gölüne döndü...

Bugün oynanan oyun dünden farklı değil. Belki biraz biçim değiştirmiş olabilir ama, farklı değil.

12 Eylül, sonrasında Özal dönemi, sonra Ecevit'in başına getirilenler, 1996 yılından beri hazırlanan ikili... ve 9 yıllık bir iktidar...

Yine sömürülen toplumun dinsel duyguları. Büyük tabloda ise ülkenin teslim alınması.

Şu, adına 'Ergenekon' denilen tertip tek başına neyin ne olduğunu anlatmaya yetiyor.

Daha önce bi takım ülkücüler, bi takım solcular kullanılıyordu.

Bugün yine kendine solcu diyen ya da liberal diyen ve emperyalizmin kucağında lolipoplarla beslenen bir kesim... Ve yanında emperyalizmin doğrudan taşeronluğunu yapan cemaatler...

Bazıları bilinçli olarak bu taşeronluğu yerine getiriyorlar, çünkü çıkar hesapları var.

Ama aralarında beyinleri uyuşturulmuş, yıkanmış çok temiz insanlar, gençler de var.

Kendilerini kurtaramıyorlar. Bu işbirlikçilerin amaçlarının ayrımında olmadan, kendilerince Tanrı için çabaladıklarını sanan çok temiz yürekli Anadolu insanı da var.

Özellikle bu temiz insanları o çemberden kurtarmak için yılmadan çalışmak, onları uyarmak gerekir.

O yüzden 12 Haziran seçimleri ülkemiz ve ülkemizle birlikte doğu halkları için çok önemlidir.

Yine aldanır mı halkımız 12 Haziran'da? Olursa, elbette dünyanın sonu gelmeyecektir.

İsmet İnönü'nün 60'larda söylediği bir söz vardır: "Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır..."

Mücadele yeni bir boyut kazanır sadece...

O halde, şimdilik 12 Haziran'ı almak için tüm Anadolu halkı el ele verip emperyalizmin oyununu bozmaya bakmalı.

Yarın daha güzel bir gün olacak, ama senin elinle.

Karanlığı senin ellerin yırtacak...

"Benden geçti mi demek istiyorsun / Aç iki kolunu iki yanına / Korkuluk ol!.."*

* Rıfat Ilgaz


Mayıs 2011

Yazarın önceki yazıları:
Orada mısınız?
İmamın Encamı'nı Ben Yazdım
Uyanacak mıyız? Yoksa Devam mı?

Küçük Adamlar Hep Küçük Kalır
Diplomasinin 11 Eylül'ü WikiLeaks 'Sızıntı'sı / Kanada'da Örgütlenme
Cinnet Geçiriyoruz
Karanlık Geleceğe Ortak Olmayın!
Yarına Umudum Var!
Yazık Değil mi Bu Halklara?
Kaftan Ya Da Deli Gömleği
Böyle Gitmemeli!
Yeni Yılda Eski Yıldan Düşünceler
Emperyalizme Nanik!
Onurlu Yarınlara, Kadınlarımızla
Dil Bayramınız Kutlu Olsun!
Kördüşünüler Kılavuz Olamaz!
"Ateşi ve İhaneti Gördük!"
Seni Seviyorum Ey Sevgili!
Gülmeceden Korkmak
Böyle Gelmiş Böyle mi Gidecek?
Doğa Uyanıyor, Ya Biz?
Sizsiz Eksik Olurduk
Akıl Sağlımızı Koruyalım
Toplum Belleği ve Tarihi İrdelemek
Bekle Gör, Sonra Üzülmeyesin...
Yeşeren Umutlar Boy Atıyor
Kafa Karışıklığı ve Soru Sormak
Kronik Vak'a'yım Biliyor musunuz?
Gelmiyorsun Ey Sevgili…
Evrene Seçenekli Bakabilmek
İçten miyiz Gerçekten?
Gergedanlaşıyor muyuz?
Kafa Gettolarından Çıkabilmek
Bizim Anadolu'nun 14 Yılı
Umudumu Koruyorum
Biz Iskalıyor muyuz Yaşamı?
Sağlıklı Örgütlenme, Ama Nasıl?
Yılgınlığa Yer Yok, Biz Buradayız
Bindik Bir Alamete...
Okurla Hasbihal
İlkyaz Bir Şenliktir
Emperyalizme Uşaklık Etmeden...
Türk Toplumu - Basını Nereye?
Biz Bu Filmi Görmemiş miydik?
İyi ki Oradasınız!..
Sevinelim mi?..
Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Bana