|
Kadınlara
bir sığınak:
Auberge Madeleine Kadın Sığınma Evi
Kış geliyor,
karlar başlıyor ve Noel kapımızda. Bugünlerde buraların "Christmas
Spirit" denilen o ünlü Noel Ruhuna kapılmamak elde
değil. İster inansın ister inanmasın, ister Hıristiyan olsun ister
başka dinden olsun birçok insan, "biz yeni yılı karşılıyoruz"
sloganını benimseyip evlerini, kapı önlerini, balkonlarını
çam ağaçlarıyla, renkli ışıklarla süslüyor, birbirlerine armağanlar
alıyor, şıkır şıkır giyinip çeşitli Noel partilerine koşuyorlar,
bol bol yiyip içip eğleniyor, aileleriyle, büyükleriyle zaman geçiriyorlar.
Kanada'da Noel zamanı, tıpkı ülkemizdeki dini bayramlarda olduğu
gibi yardım etkinliklerini de artıyor. Bu da o Noel ruhunun bir
parçası zaten. Bunu bilen yardım kuruluşları da, bu dönemde bağış
toplama kampanyalarını iyice yoğunlaştırıyorlar. Posta kutusuna
bırakılan broşürler, alışveriş merkezlerinde ellerinde bir çıngırakla
çığırtkanlık yapanlar, hatta özel hayatınıza hiç aldırmadan evinize
yağan telefonlar, kapınıza gelen çocuk koroları… Ne kadar şikâyet
etsek de ister istemez etkileniyoruz. Ben de o Noel ruhuna kapıldım
ve arkadaşlarla birlikte yardım edebileceğimiz bir yer buldum. Bu
konuyu araştırırken acı gerçekle bir kez daha yüz yüze geldim. Ne
yazık ki evsizler arasında bile kadınlar ikinci planda. Yeteri kadar
sığınma evi yok onlara. Üstelik Tutucu Kanada hükümeti de kadın
sığınma evlerine yapılan yardımları kısmış durumda. Şükürler olsun
ki, Quebec'te durum biraz daha iyi. Ama yine de pek de iç açıcı
değil. Yalnızca Auberge Madeleine'de bir yılda kendilerine
başvuran 4000'in üzerinde kadın geri çevrilmiş; aile içi şiddet
görerek polisi arayan kadınların sayısı sadece Montreal kentinde
15 bin. Neyse konumuza dönelim; kendilerine başvuran kadınları,
psikolojik sorunları olsa dahi koşulsuz kabul eden, onların kendi
başlarına sağlıklı bir biçimde varolabilmelerini sağlayabilmek için
ellerinden gelen her türlü hizmeti sunan, "feminist bir
yaklaşımla kadınlara acımak değil, yardım etmek için buradayız"
sloganıyla yüzlerce şanssız, umutsuz, çaresiz, aşağılanmış,
şiddete uğramış kadına barınak olan Auberge Madeleine'de
yardım kampanyalarını yürüten bir görevliyi konuk ettim gazetemize.
Umarım özellikle kadın okuyucularımız ilginç bulurlar bu söyleşiyi.
Ne de olsa kadının halinden en iyi kadınlar anlar ve de kadınlara
en iyi yine kadınlar yardım eder ... diyorum ben... Ya siz?....
***
-
Bize kendinizi tanıtır mısınız?
- Adım Anne Fourquier. Fransız asıllıyım. 15 yıl önce Montreal'e
geldim ve yerleştim. 7 yıldır burada çalışıyorum. İdari işler yapıyorum,
aynı zamanda yardım toplama işi de bana ait.
- Bu sığınma
evi hakkında da biraz bilgi verebilir misiniz?
- Burası 1984 yılında açılmış; yani 27 yıldır etkinlik gösteriyor.
- Kim
açmış?
- Değişik kiliselerin bir araya gelmesiyle oluşturulmuş. 1980'li
yıllarda bayağı sorunlar başlamış. Evsiz erkekler için oldukça fazla
sığınma evi varmış, ancak kadınlar için çok azmış. Neticede bu kiliselerde
çalışan insanlar bu konuda bir şeyler yapmaları gerektiğine inanmışlar;
bir araya gelmişler ve topladıkları yardımlarla bu eksikliği giderme
yolunda bir adım atmışlar. Bize başvuran kadınları hiç koşulsuz
olarak kabul ediyoruz. 19 yatağımız var. Ortalama kalma süresi 1
ay. Tabi duruma bağlı olarak bu değişebiliyor. Büyük bir çoğunlukla
bu kadınların ciddi sorunları oluyor, yani psikolojik sorunlar,
madde bağımlılığı, aile içi şiddet, göçmenlik sorunları, dışlanma...
- Dışlanma
derken...
- Dışlanma, çeşitli nedenlerle toplumun bir parçası olamama durumudur.
Yani toplumun bir parçası olmayınca, izole oluyorsun. Aile desteği
yok, arkadaş desteği yok; tamamen yapayalnız ve tek başınasın. Bu
da evsizliği körüklüyor.
- Ama
siz onlara el uzatıyorsunuz...
- Evet buraya geliyorlar. Biz onlara sağlıklı bir toplu yaşam ortamı
sunuyoruz, destek veriyoruz. Hatta onlara oldukça kapsamlı bir destek
verebilmek için profesyonel kurumlarla da çalışıyoruz. Burada onlara
dadılık yapmak ya da acımak için bulunmuyoruz. Kendi başlarına sağlıklı
bir biçimde ayakta durabilmelerini sağlayabilmek için feminist bir
yaklaşım içindeyiz. Onlara kendilerine güvenmeyi ve kendi başlarına
bir şeyler başarabilmeyi özendirmeye gayret ediyoruz. Böylece içinde
bulundukları zorluklardan adım adım ilerleyerek kurtulmaları mümkün
olabiliyor. İç hizmetler ve dış hizmetler olmak üzere değişik hizmetlerimiz
var. Dış hizmet olarak bizde kalıp ayrılmış olan konuklarımızla
sürekli bağlantıyı korumaya çalışıyoruz. Çünkü onların iyi olduklarından
emin olmak istiyoruz. İç hizmetlerimiz ise en az 19 sorunlu kadına
konaklama ve barınma; bireysel müdahale, yani uzman danışmanlarımız
kendileriyle bire bir haftalık seanslar yaparak durumlarını düzeltecek
adımlar atmalarını sağlayacak yöntemler öneriyorlar. Psikolojik
yardım; bu da daha hassas ve kritik durumda olanlara veriliyor.
Ayrıca grup etkinliklerimiz var. Mesela iş ve ev arama seansları,
sonra her ay sanat kursları düzenleniyor. Böylece kadınlar kendilerini
ifade edebilme olanağı buluyorlar; sanatla uğraşmak onları pozitif
enerjiyle dolduruyor, kendilerine güvenlerinin artmasını sağlıyor,
bir şeyler başarabildiklerini görüyorlar. Özellikle de, yıl sonlarında
büyük bir sergi düzenliyoruz, bu onların çok hoşuna gidiyor, kendi
yarattıkları eserlerini çerçevelenmiş olarak, topluma açık yerlerde
sergileniyor görmek onlara çok iyi geliyor. Sunduğumuz bu hizmet
hem iç hem de dış hizmet sayılabilir. Ayrıca dış hizmet olarak 24
saat danışmanlık yapıyoruz. Örneğin eski konuklarımızdan biri başka
bir sığınma evinde kalıyor dahi olsa istediği an bizi arayabilir,
sorunları varsa anlatabilir ya da yiyecek, giyecek gibi bağışlarımızdan
yararlanabilir, gelip yemek yiyebilir. Yine eski konuklarımız buradaki
grup etkinliklerine de katılabilirler. Ayrıca, kendilerine bir ev
tutmuş olanları ya da hastanede olanları düzenli bir şekilde arayıp
sorarız. Bu ilgi onların evsizlikten kurtulmalarını ya da yeniden
evsiz kalmamalarını sağlıyor.
- Yani
bir yerde onların ailesi oluyorsunuz.
- Aynen; izole bir durumda olsalar da, dışarıda hiçbir destekleri
olmasa da bizim düzenli olarak onları aramamız, bizim burada olduğumuzu
hissetmek, istedikleri anda burayı arayabileceklerini bilmek, hem
onlar için bir güvence oluyor hem de bizim onlarla bağlantımızı
sürdürmemizi sağlıyor. Bir kadın kendine bir ev bulmuşsa ona destek
vermek çok daha önemli oluyor. Çünkü o çok büyük bir adım atmıştır.
Onun bu adımlara devam etmesi, başarılı olması için teşvik görmesi
şarttır.
- Sizi
nasıl buluyorlar?
- Değişik yollardan. Bildiğiniz gibi bir iletişim ağı yani 'network'
var. Sığınma evleri birbirlerini biliyorlar. Polisten bilgi alabiliyorlar,
aile içi şiddete maruz kalmış kadınlar sorunlarını polise intikal
ettirirlerse, polis bu kadınlara değişik sığınma evleri önerir.
Sosyal yardım uzmanları, sağlık kuruluşları yani CLSC'ler
bizi arayıp yer olup olmadığını sorabiliyorlar. Hatta internetten
bile ulaşabiliyorlar bize. Tabi ki adresimiz yok orada, ama telefon
numaramız var, bizi arayabiliyorlar.
- Yataklarınızın
hepsi doluysa ne yapıyorsunuz?
- Maalesef arayanları geri çeviriyoruz. Ancak bunu mümkün olduğunca
azaltmak için, çok büyük bir projemiz var ve gerçekleşmek üzere
Quebec devletinden aldığımız yardımla büyük bir ev aldık. Şu an
onarım ve düzenlemeler yapılıyor. Önümüzdeki Eylül ayında oraya
taşınmayı planlıyoruz. O zaman çok daha fazla yerimiz olacak. Ama
şu anda bizi aradıklarında yerimiz yoksa maalesef yapabileceğimiz
fazla bir şey yok. Onları başka evlere yönlendiriyoruz ve sık sık
bizi aramalarını istiyoruz, çünkü her an yer açılabiliyor. Ne yazık
ki bu Montreal'in en büyük sorunlarından biri; kadınlar için yeterince
sığınma evi yok. Size rakamlar da verebilirim, bir yılda 4442 kadın
yer olmadığı için geri çevrilmiş.

- Gerçekten
çok acıklı bir durum. Kadınları kabul etmek için bazı kriterleriniz
var mı?
- Hayır, yer olduğu sürece hiçbir ayrım yapmıyoruz.
- Yaş?
- 18 ve üstü. Çocuk kabul etmiyoruz. Buraya gelen kadınların birçoğunun
çocukları var, ancak çeşitli nedenlerle çocukların vesayeti onlarda
değil. Bu da çok üzücü ve yıpratıcı bir şey o kadınlar için. Psikolojik
sorunluları da aldığımız için çocuklu kadınları kabul edemiyoruz.
Evsiz kadınların yaşları gittikçe yükseliyor. Şu an evsiz kadınların
yaş ortalaması 45'lerde. Oysa 10 yıl önce 30'lardaydı. Geçen yıl
burada 80 yaşının üstünde bir kadın da kaldı.
- Peki
ya bağış ve yardımlar? Devlet yardımı aldığınızı söylemiştiniz az
önce.
- Evet, Quebec devletinden yardım alıyoruz, Federal devletten de
alıyoruz ama, o çok az, sadece belli projeler için. Bağışların büyük
bir bölümü şahıslardan, şirketlerden, sendikalardan, değişik dini
gruplardan, kiliselerden, toplum örgütlerinden geliyor.
- Burada
dini hizmet veriyor musunuz?
- Hayır. Sığınma evimiz kiliseler tarafından kurulmuştur ve dini
gruplarla kiliselerden yardım kabul ediyoruz, ancak burada böyle
bir hizmetimiz yok. Biz "Konuşma özgürlüğü"ne
inanıyoruz.
- Bir
kadın burada en çok ne kadar kalabilir ve bu süre dolunca onlara
gitmelerini mi söylüyorsunuz?
- Ortalama kalma süreleri 1 ay kadar. Ama duruma göre 3 ay kalanlar
da oluyor. Mesela bir ev bulmuş ama biraz beklemesi lazım, o zaman
onlara hoşgörü gösterebiliyoruz. Çünkü evsizlikten kurtulmalarını
ve ileriye yönelmelerini istiyoruz. Belli bir süre kalanları başka
sığınma evlerine yönlendiriyoruz.
- Buraya
sadece karınlarını doyurmak için de gelebiliyorlar değil mi?
- Tabi, özellikle eskiden bizde kalmış olanlar gelirler. Zaten buradaki
kadınların çoğu eskiden bizde kalanlar.
- Hep
geri gelirler mi?
- Evet, genelde öyle olur. Geri gelenler ya psikolojik sorunlu olanlar
ya da uyuşturucu, alkol gibi şeylere bağımlı olanlardır. Bunların
tedavisi zordur. Bu sorunu kökünden halletmeden evsizlikten kurtulmak
imkânsız sayılabilir. Bu yüzden bu kadınlar hep geri gelirler ve
hayatları sığınma evlerinde geçer. Aile içi şiddet görenlerin de
işleri çok zordur. Gidecek yerleri olmadığı için evlerine dönerler,
ama genelde aynı muamele tekrarlandığı için yine sokaklarda bulurlar
kendilerini.
- Peki
buradaki kadınları nasıl kontrol ediyorsunuz? Diyelim ki hiç odadan
ya da yataktan çıkmıyor, bu durumda ne yapıyorsunuz?
- Dediğim gibi biz onlara bakmak ya da acımak için değil, onlara
yardım edip kendi ayaklarının üstünde durmalarına katkıda bulunmak
için buradayız. Onlara yardım için birçok hizmet türü sunuyoruz.
Gerisi kendilerine kalmış; çaresizlikten kurtulmak isteyip istemediklerine
de bağlı. Biz onlara elimizden geleni yapıyoruz. Mesela 19 kişi
devamlı kalabiliyor ama 27 yatağımız var; en azından çaresiz bir
şekilde bize koşanları o anda geri çevirmemeye çalışıyoruz. Burada
onlara bir yuva atmosferi sağlamaya çalışıyoruz. Her şeylerini burada
bırakıp, çıkıp gidip ev, iş arayabiliyorlar. Yine akşam eve döner
gibi buraya geliyorlar. Onlara hayatlarını yeniden düzene koymaları
için gereken her şeyi sağlamaya çalışıyoruz. Tabi bunu tek başına
yapmamız olanaksız. Sürekli bağışa ve gönüllü yardımlara ihtiyacımız
var. Bu şanssız kadınlara yardımımızı sürdürmemize katkıda bulunmak
isteyenler bize telefonla ulaşabilirler. İlginiz için teşekkürler.
- Son
bir soru; sığınma evinizin adı neden Madeleine?
- Bu konuda bazı söylemler var ama inanır mısınız kimse tam olarak
bilemiyor, bazıları bununla dalga bile geçiyorlar.
- Bir
insan, özellikle de kadın olarak sizi tebrik ediyorum. Çok büyük
bir iş başarıyorsunuz, ellerinize sağlık.
Kasım-Aralık
2011
Yazarın
Önceki Yazıları:
Walstreet'ten Sonra Montreal İşgali
Gösteri biçimi vurmalı çalgı müziğini
Türkiye'ye getiren adam, Jozi Levi
Gülpekmez: "Yanlış yapılan şeyler
varsa düzeltmemiz için çözüm önerin diyoruz"
Turquebec'in yeni Başkanı Bekir Gülpekmez'le
yaşamın içinden
"Her zaman için bir mülk sahibi
olmak iyidir."
Ressam Hikmet Çetinkaya'nın kan kırmızı
gelincikleri
Pencereden başka bir İstanbul ve Ali
İhtiyar
Yetkin Dikinciler: "Amacım Nâzım'a
benzemeye çalışmak değil, ona layık olmaya çalışmaktı..."
Atatürk ve Devrim Arabaları'nın
ünlü yönetmeni Tolga Örnek'le samimi bir söyleşi
Nil Ataoğul'la Kebek'te Sendikalaşma
Resimlerim çok renkli, biçimler renklerden
çıkıyor...
Avrupa Kültür Başkenti İstanbul'dan görüntüler
Toronto Başkonsolosu Bilgen, yoğun biçimde
açılışa hazırlanıyor
Dr. Khadir: "Bilime inanın!"
Türkiye Turizm Fuarı'ndaydı
Kadınların duygusallığını resmeden ressam:
Orhan Alpaslan
Toplumun Muhteşem Süleyman'ı Montreal
Caz Festivali'nde döktürdü
"Burada bir hikâye var, bunu çekmeliyim
dedim.
Ve hiçbir şey iki kez çekilmedi!"
Türkiye'den Kanada'ya sanat köprüsü ve
Ressam Atanur-Asuman Doğan çifti
Montreal'de Türk Kültür Şöleni'ni başlatıyoruz
Duo Romantika'dan dört el'li sevgi
damlaları…
Petro Canada'ya karşı işçilerin utkusu
Kriz gerçekten korkunç mu?
"Zekât, bu ülkede herkes tarafından
gerektiği gibi uygulansa…"
Zayıflamak sorun değil, onu korumayı
bilmeli!
Ressam Ali Refik Ataoğul: "Sanatçı
avant-garde olmalı"
Profesyonel bir yardım toplayıcı: Eda
Levi
Fethullah hareketiyle ilgili Mahçupyan:
"O ağın içinde pekişmesi sayesinde tabii ki bir siyasi güç"
Mahçupyan: "Hrant'ın ölümünü hâlâ
kabullenebilmiş değilim."
"Benim planlamacıya ihtiyacım yok
demeyin!"
"Çok paranız olması önemli değil,
elinizdekini akıllıca değerlendirin!"
Rum Kıbrıs, Kuzey Kıbrıs yurttaşlarına
pasaport veriyor
Melisa, oğlu ve torununa destek için Erivan'dan
geldi
İsmail Cem İpekçi: "Kültürünüzü yitirmeyin
ama, yaşadığınız topluma da karışın!"
|