|
Şimdi İstanbul'da
Olmak Vardı
Ey Sevgili nerdesin?
Almalar al olanda,
sen bana yar olanda...
Bekledim de
gelmedin... Üç gün dedin, beş gün dedin, yıllar oldu gelmedin...
Bak laleler,
bak sümbüller açtı; kardelenler yardı toprağı, 'yol açın,
ilkyazı getiriyoruz' dediler. Dallar sürgün, asma aşkın
verdi karış karış, yeryüzünü renk cümbüşüne çevirdiler...
Bir ölü toprağı
serpilmişti 12 Eylül karabasanından sonra. Özal çocukları doğmuştu,
'bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler' deyi,
emperyalizmin yeni dünya düzenine koşulmuşlar, özgür düşünce, özgün
yaratım yerine liberalizmin yedeğinde avunuyorlardı.
Bu koşullardan
semiren, kişi oğlu ve kızının inançlarını sömüren yine emperyalizmin
arabasına binenler geldi...
En az seksen
yıldır cehalete karşı savaşım verip alt edildiği düşünülürken, cehaletin
örgütlü olarak gelip yerleşmesi öngörülememişti; kendilerine ilerici,
solcu diyen, ancak emperyalizmin yedeğinde liboşlaşanların
'demokrasi', 'insan hakları' mavalları altında...
Bilgi dışlanmış,
bilgisizlik baş tacı edilmiş, bayağılık kültürün yerini almış, gazetelerde,
radyo ve televizyonlarda cirit atıyordu... 'Sanatçı' adı
altında ekranlara çıkarılanların, 'ben kitap okumam'
sığ söylemleri milyonlarca kişiye kablolardan, uydulardan, antenlerden
aktarılıp yayılıyordu...
Çoğu çevrede
'yitirdik' yılgınlığı oluştu; düzene yamananlar, 'aman
belki bir ihale kaparım' saflığıyla sahte tutuculuğu, sahte
dindarlığı hortlattılar...
Ama yeni bir
kuşak geldi, 'yitmiş bir kuşak, bunlardan ne köy olur ne kasaba'
sanılarını yerle bir etti. Bu çocuklar kavganın, savaşımın
yöntemini, anlamını değiştirdiler.
"Pencereler
dışarı bakılmak için yapılmıştır" diyen öğretmene
"ya hamamın, öğretmenim" diye soran çocuklar tüm
kalıpları yıkmaya geldiler...
Sağlam bir karşı
çıkışla, zekâ oyunlarıyla, gülmeceyle yerleşmiş kanıları yerlere
serdiler...
Birileri hakaret
edip kışkırtmaya çalıştıkça, bu çocuklar daha da olgunlaşıyor, -duran
adam gibi- daha akılcı eylemlerle yanıt veriyorlar; hakaretler,
kışkırtmalar bumerang olup sahiplerine çarpıyor...
İşte burada
büyük Önder Atatürk'ün Bursa Demeci anımsanmaz mı?:
"Türk genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir.
Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim
biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en
küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, 'Bu
ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet
örgütü vardır' demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla;
nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. Polis gelecek, asıl
suçluları bırakıp suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, 'Polis
henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir' diye düşünecek,
ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır.
Yine düşünecek, 'Demek adliyeyi ıslah etmek, rejime göre
düzenlemek lazım' diyecek.
Onu hapse
atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana,
başbakana ve Meclise telgraflar yağdırıp haklı ve suçsuz olduğu
için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek
ki, 'Ben
inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde
haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya
koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.'
İşte benim anladığım Türk genci ve Türk gençliği!"
***
Ey Sevgili,
önderinin izinden giden genç kendini daha nasıl ifade etsin?
Öyle özlemişim
ki bir akşam üstü Boğaz vapurunda sana sokulup çay içmeyi, kuşlara
simit atmayı...
Ama ille de
ille, Taksim'de Gezi Parkı'nda türküler söyleyip direnişin, dayanışmanın
tadına varmayı...
'Şimdi
İstanbul'da olmak vardı anasını satıyım...'
Ama 'Her
Yer Direniş, Her Yer Gezi Parkı' değil mi?
Hadi gel, Montreal'de
de olur, Toronto, Vankuver'de de!
Yeter ki gel,
gel sevgili! Bu çocuklar bizim çocuklarımız...
Korkularından
arın, gel! Bu çocuklar yarınlarımız...
Haziran
2013
Yazarın önceki
yazıları:
Bugün Gezi Parkı
Dünün Yarını
Nerede Kalmıştık?
Direnmek Bir Onurdur
Bizim 'Hii! Neşet!'imizdi
Elbette ki Sevgilim Elbette...
Susmayacağız
Umut Güzeldir
Selam Olsun Dağa Taşa, Yaranlara Selam Olsun!
Yeter Artık Gel Sevgili
En Büyük Atatürkçü!..
Saçlarımıza Karlar Düşmeden Önce
Direnmeye Devam
Tırlattık Ey Halkım, Hadi Tımarhaneye
Korkuluk Ol!
Orada mısınız?
İmamın Encamı'nı Ben Yazdım
Uyanacak mıyız? Yoksa Devam mı?
Küçük Adamlar Hep Küçük Kalır
Diplomasinin 11 Eylül'ü WikiLeaks 'Sızıntı'sı
/ Kanada'da Örgütlenme
Cinnet Geçiriyoruz
Karanlık Geleceğe Ortak Olmayın!
Yarına Umudum Var!
Yazık Değil mi Bu Halklara?
Kaftan Ya Da Deli Gömleği
Böyle Gitmemeli!
Yeni Yılda Eski Yıldan Düşünceler
Emperyalizme Nanik!
Onurlu Yarınlara, Kadınlarımızla
Dil Bayramınız Kutlu Olsun!
Kördüşünüler Kılavuz Olamaz!
"Ateşi ve İhaneti Gördük!"
Seni Seviyorum Ey Sevgili!
Gülmeceden Korkmak
Böyle Gelmiş Böyle mi Gidecek?
Doğa Uyanıyor, Ya Biz?
Sizsiz Eksik Olurduk
Akıl Sağlımızı Koruyalım
Toplum Belleği ve Tarihi İrdelemek
Bekle Gör, Sonra Üzülmeyesin...
Yeşeren Umutlar Boy Atıyor
Kafa Karışıklığı ve Soru Sormak
Kronik Vak'a'yım Biliyor musunuz?
Gelmiyorsun Ey Sevgili…
Evrene Seçenekli Bakabilmek
İçten miyiz Gerçekten?
Gergedanlaşıyor muyuz?
Kafa Gettolarından Çıkabilmek
Bizim Anadolu'nun 14 Yılı
Umudumu Koruyorum
Biz Iskalıyor muyuz Yaşamı?
Sağlıklı Örgütlenme, Ama Nasıl?
Yılgınlığa Yer Yok, Biz Buradayız
Bindik Bir Alamete...
Okurla Hasbihal
İlkyaz Bir Şenliktir
Emperyalizme Uşaklık Etmeden...
Türk Toplumu - Basını Nereye?
Biz Bu Filmi Görmemiş miydik?
İyi ki Oradasınız!..
Sevinelim mi?..
Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Bana
|