Ömer F. ÖZEN
Gözleyi, Gözleyi...

 

Herşeye Karşın Kazanan Yurtseverler

Balyoz davasının temyiz bölümü sürerken, Türkiye'yi bitirme tertibinin diğer ayağı Ergenekon diye anılan davada da ivedi bir biçimde bitirme yoluna gidildi.

İvedi biçimde diyorum, çünkü 60'a yakın 'sanık'ın savunması daha alınmamıştı. Gerekçesi 'karara bir etkisi olmayacağı' olarak açıklandı. Eş deyişle karar çok önceden verilmişti; çadır tiyatrosunu daha fazla uzatmak istemediler.

Kararlar açıklandığında görüldü ki, çifte müebbetler, müebbet artı 20 yıllar bol keseden bayram hediyesi gibi dağıtılmış. Bunun yanında kendi itiraflarıyla Danıştay katliamı ve Cumhuriyet Gazetesi'ni bombalama hazırlayıcısı ve azmettiricisi, savcıların 'sevgili' Osmanım'ı Osman Yıldırım'ın beraatı Türkiye'nin nasıl bir tertip içinde olduğunun en açık göstergelerinden biriydi.

Türkiye'nin her yöresinden demokratik haklarını kullanmak için yola çıkmak isteyen yurttaşların polisin marifetiyle engellenmesi tam evlere şenlik bir uygulamaydı. Otobüslerin benzin deposuna şeker koyan polisler mi dersiniz, sürücüsünü indirip otobüsü bilinmez bir yere kaçıran polisler mi dersiniz, otobüs kuruluşlarına Silivri'ye gitmemeleri konusunda baskı yapmak mı dersiniz, sürücülere 'Silivri'ye gitmeyeceğim' kâğıdı imzalatmak mı dersiniz ya da türlü türlü akıl almaz cezalar mı dersiniz... Hangisini saymalı?

Hele mahkeme salonuna girerken savunmanların ayakkabılarının bile çıkartılıp aranmak istenmesi, kara mizah öykülerine dudak ısırtacak yöntemlerden biriydi.

Hukukçuların birleştiği bir nokta vardı; o da bu verilen cezaların kesinlikle uygulanamayacağıydı.

Hiçbirinin akılcı bir açıklaması yoktu. Savların hepsi oturumlarda birer birer kanıtlarıyla çürütülmüştü. İddia makamının gösterdiği kanıtların hepsinin bir çete tarafından üretilmiş olduğu, her yanıyla döküldüğü tüm açıklığıyla ortaya konmuştu.

İddianamede suçlamanın dayanak olduğu Teğmen Mehmet Ali Çelebi'nin telefonundaki Hizbuttahrir'e ait 139 telefon numarasının polis tarafından kendisi gözaltındayken açılıp 'sehven' (yanlışlıkla) 1,5 dakikada kaydedildiği kanıtlanmasına karşın, 16 yıl ceza verilmesi; bunun yanında 'yanlışlığı' yapan polislerin ve Hizbuttahrir üyelerinin aklanması nasıl bir oyun içinde olduğumuzun bir göstergesi değilse nedir?

Davayla ilgili en doğru sözü Başbakanın Başdanışmanı Yalçın Akdoğan söyledi; 'Bu bir hesaplaşma'...

Laik, Atatürk Cumhuriyetiyle hesaplaşanlara şaşmıyorum; kendilerini ilerici, demokrat sayan, 'darbecilerden hesap sorulduğu'nu sananların davaya karşı ilgisizliğini anlamak olanaksız.

Savların gerçek olup olmadıklarını inceleme zahmetine katlanmadan, 'askerse suçludur', 'ah, şunlar ulusalcıdır', 'ben şunun siyasi görüşünü kabul etmiyorum, o halde hukuksuz yargılanmasına göz yumabilirim' yaklaşımıyla gerçekleri görmek istememeleri hukuksuzlukların üzerine tüy dikiyor.

Davayı hemen herkesten önce okuyup inceleme yapan ve konuyla ilgili rapor yazan İngiliz gazeteci Gareth Jenkins tamamen tarafsız ve bağımsız olarak yapmış olduğu değerlendirmede vardığı sonuç, 'Ergenekon' diye bir örgütün var olmadığı, Gülen cemaatinin ise bu davanın tetikçisi olduğu yolundaki açıklamasıydı. Gülen Cemaatinin kalemşorları onu da topa tuttular kuşkusuz...

Hukukçularsa 'kararların yok hükmünde' olduğunu söylüyorlar...

Prof. Kemal Alemdaroğlu gibi Teğmen Mehmet Ali Çelebi de koşa koşa tutuklanmaya gitti; annesine 'vatan görevine gittiğini' söyledi...

Tasalanmayın, bu oyunlar bozulacak…

Yılgınlık yok; bu kara bulutlar gidecek ve yurtseverler kazanacak...


Temmuz - Ağustos 2013

Yazarın önceki yazıları:
Şimdi İstanbul'da Olmak Vardı
Bugün Gezi Parkı
Dünün Yarını
Nerede Kalmıştık?
Direnmek Bir Onurdur
Bizim 'Hii! Neşet!'imizdi
Elbette ki Sevgilim Elbette...
Susmayacağız
Umut Güzeldir
Selam Olsun Dağa Taşa, Yaranlara Selam Olsun!
Yeter Artık Gel Sevgili
En Büyük Atatürkçü!..
Saçlarımıza Karlar Düşmeden Önce
Direnmeye Devam
Tırlattık Ey Halkım, Hadi Tımarhaneye
Korkuluk Ol!
Orada mısınız?
İmamın Encamı'nı Ben Yazdım
Uyanacak mıyız? Yoksa Devam mı?
Küçük Adamlar Hep Küçük Kalır
Diplomasinin 11 Eylül'ü WikiLeaks 'Sızıntı'sı / Kanada'da Örgütlenme
Cinnet Geçiriyoruz
Karanlık Geleceğe Ortak Olmayın!
Yarına Umudum Var!
Yazık Değil mi Bu Halklara?
Kaftan Ya Da Deli Gömleği
Böyle Gitmemeli!
Yeni Yılda Eski Yıldan Düşünceler
Emperyalizme Nanik!
Onurlu Yarınlara, Kadınlarımızla
Dil Bayramınız Kutlu Olsun!
Kördüşünüler Kılavuz Olamaz!
"Ateşi ve İhaneti Gördük!"
Seni Seviyorum Ey Sevgili!
Gülmeceden Korkmak
Böyle Gelmiş Böyle mi Gidecek?
Doğa Uyanıyor, Ya Biz?
Sizsiz Eksik Olurduk
Akıl Sağlımızı Koruyalım
Toplum Belleği ve Tarihi İrdelemek
Bekle Gör, Sonra Üzülmeyesin...
Yeşeren Umutlar Boy Atıyor
Kafa Karışıklığı ve Soru Sormak
Kronik Vak'a'yım Biliyor musunuz?
Gelmiyorsun Ey Sevgili…
Evrene Seçenekli Bakabilmek
İçten miyiz Gerçekten?
Gergedanlaşıyor muyuz?
Kafa Gettolarından Çıkabilmek
Bizim Anadolu'nun 14 Yılı
Umudumu Koruyorum
Biz Iskalıyor muyuz Yaşamı?
Sağlıklı Örgütlenme, Ama Nasıl?
Yılgınlığa Yer Yok, Biz Buradayız
Bindik Bir Alamete...
Okurla Hasbihal
İlkyaz Bir Şenliktir
Emperyalizme Uşaklık Etmeden...
Türk Toplumu - Basını Nereye?
Biz Bu Filmi Görmemiş miydik?
İyi ki Oradasınız!..
Sevinelim mi?..
Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Bana