|
Yirmi Yılın
Ardından
Hiç kimse keyfimi
bozamaz…
Hani büyük usta
demiş ya, "Bugün Pazar / Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar
/ Ve ben ömrümde ilk defa güneşin bu kadar parlak / Göğün bu kadar
mavi olduğuna şaşarak / Hiç kımıldamadan durdum / Sonra saygıyla
toprağa oturdum / Dayadım sırtımı duvara / Bu anda ne düşmek dalgalara,
ne kavga, ne hürriyet, ne karım / Toprak, güneş ve ben / Bahtiyarım!";
ben de Cemaat'mış, hükümetmiş, paralelmiş, üçgenmiş, ses kayıtları
tutulmuşmuş, bunlar birer ikişer ortaya çıkarılıyormuş, adına 'medya'
denilen bi takım basın-yayın kuruluşları taa nerelerden aranıp,
onlara neleri yayınlayıp neleri yayınlayamayacakları talimatları
verilirmiş, ortalık toz dumanmış, bi zamanlar bilmem ne ötelerine
selamlar yollayıp yedikleri içtikleri ayrı gitmeyenler şimdi boğaz
boğaza olmuşlar... Ne umurum!.. Benim yandığım, o tertemiz duygularla,
yaradanına sığınmış, tek kaygısı ağzına iki lokma atabilmek ve çocuklarına
bir yarın hazırlamaya çalışmak olan bikesim insanımızın hâlâ 'neylerse
güzel eyler' deyip sömürüldüğünün, aldatıldığının ayırdında
olmadan bitakım insanların ardından gittiğidir.
Dedim ya, kimse
benim keyfimi bozamaz bugün...
Bu yazı, gazetemizin
20 yılını doldurması dolayısıyla kısa da olsa bu yılların bir dökümünü
yapmak, hepsinin adını anamasam da, bu güzel ürünün ortaya çıkışını,
yaşamasını sağlayan dostlara bir teşekkür; onların yanında kuşkusuz
özellikle Bizim Anadolu'yu arayan, çıkışını bekleyen,
geciktiğinde kızan; sitemlerini bazan sesli, bazan sessiz dile getiren
okurlarımıza da bir gönül borcu yazısı olacak.
Geriye yaslanıp
geçen yirmi yıla baktığımda ne tür önyargılarla, bilisizliklerle
boğuştuğumuzu, birlikte daha yaşanası bir dünya için neleri göze
aldığımızı, kısır döngülerden kendimizi nasıl uzak tutmaya çalıştığımızı;
bu çerçevede Bizim Anadolu'nun nasıl zorlu bir özgörevi
olduğunun ayrımına varıyorum.
Bu ürün bir
imece anlayışıyla var oldu ve bu anlayışla yoluna devam ediyor.
Bu ürün ne Ayşe'nin, ne Fatma'nın, ne Ahmet'in ne Mehmet'indir.
Bu ürün geçmişten günümüze tüm katkıda bulunan dostların yeşertip
geliştirdiği ve sadık okurlarının ayakta tuttuğu bir üründür.
Kimi kar-kış
demeden haber ardında koştu, kimi uzak-yakın demeden kentleri bir
ucundan öte ucuna kat edip gazete dağıttı, kimi karınca kararınca
hem reklamlarıyla parasal ve hem de tinsel olarak katkıda bulundu.
Çoğu gazeteciliği Bizim Anadolu'da öğrendi, kimi usta
yazar-çizer, şair dostlar ürünün içtenliğini görüp inanarak uzak
- yakın demeden bu imeceye karşılıksız katkıda bulundu...
Hep gazetecilik
ahlakı içinde kaldık. Bizi aldattıklarını düşünenleri görmezden
geldik, kimseyi aldatmayı düşünmedik. Bizi kullanmaya çalışanlara
gülümsemeyle karşılık verdik.
İnsanları şuralı,
buralı olduğu, şu kökenli, bu kökenli olduğu ya da şuna inanan,
buna inanan olduğu için değil, insan olduğu için sevdik. Elbette
sömürüye hep toptan karşı olduk. Eleştiriyi birilerini yıpratmak
için yapmadık, toplumsal çıkarlar için ve daha iyisini bulmak için
yaptık.
Herhangi gizli bir gündemimiz olmadığı gibi, hiçbir zaman arkamızda
kimse de olmadı. Hep saydam olduk. Biz gücümüzü insan değerlerinin,
toplum değerlerinin hâlâ yaşadığına inanan okurlarımızdan aldık,
bu güçle de yolumuza devam ediyoruz.
20 yaşımızı
kutlarken, kuşkusuz her şeyden önce bizi dikkatlice ve eleştirel
gözle izleyen, yanlışlarımız olduğunda bizi düzelten, okuyan, ona
gözü gibi bakan, üzerine titreyen okurlarımız başta olmak üzere,
eksiklerim olursa bağışlana, ta başından beri Bizim Anadolu'ya
can veren dostlar Ayşenil Suadiyeli Ataoğul, Beste Barki, Vartan
Hezaran, Engin Aşkın, Osman Bolulu, Celal Uçar, Şevket Çorbacıoğlu,
Prof. Emrullah Güney, Deniz Bevan, Beysun Örstan, Yalçın Diker,
Bahar Çınarlı, Sevim Onuralp, Birol Uzunmehmetoğlu ve bu yayının
var olmasına, ayakta durmasına katkıda bulunan tüm dostlara bir
kez daha teşekkür ediyor, iyi ki varsınız diyorum...
Hep birlikte
nice 20 yıllara!..
Ocak-Şubat
2014
Yazarın önceki
yazıları:
Devinimli Bir Yıldan Diğerine...
Doksanıncı Yılında Cumhuriyetimiz
Her şeye Karşın Kazanan Yurtseverler
Şimdi İstanbul'da Olmak Vardı
Bugün Gezi Parkı
Dünün Yarını
Nerede Kalmıştık?
Direnmek Bir Onurdur
Bizim 'Hii! Neşet!'imizdi
Elbette ki Sevgilim Elbette...
Susmayacağız
Umut Güzeldir
Selam Olsun Dağa Taşa, Yaranlara Selam Olsun!
Yeter Artık Gel Sevgili
En Büyük Atatürkçü!..
Saçlarımıza Karlar Düşmeden Önce
Direnmeye Devam
Tırlattık Ey Halkım, Hadi Tımarhaneye
Korkuluk Ol!
Orada mısınız?
İmamın Encamı'nı Ben Yazdım
Uyanacak mıyız? Yoksa Devam mı?
Küçük Adamlar Hep Küçük Kalır
Diplomasinin 11 Eylül'ü WikiLeaks 'Sızıntı'sı
/ Kanada'da Örgütlenme
Cinnet Geçiriyoruz
Karanlık Geleceğe Ortak Olmayın!
Yarına Umudum Var!
Yazık Değil mi Bu Halklara?
Kaftan Ya Da Deli Gömleği
Böyle Gitmemeli!
Yeni Yılda Eski Yıldan Düşünceler
Emperyalizme Nanik!
Onurlu Yarınlara, Kadınlarımızla
Dil Bayramınız Kutlu Olsun!
Kördüşünüler Kılavuz Olamaz!
"Ateşi ve İhaneti Gördük!"
Seni Seviyorum Ey Sevgili!
Gülmeceden Korkmak
Böyle Gelmiş Böyle mi Gidecek?
Doğa Uyanıyor, Ya Biz?
Sizsiz Eksik Olurduk
Akıl Sağlımızı Koruyalım
Toplum Belleği ve Tarihi İrdelemek
Bekle Gör, Sonra Üzülmeyesin...
Yeşeren Umutlar Boy Atıyor
Kafa Karışıklığı ve Soru Sormak
Kronik Vak'a'yım Biliyor musunuz?
Gelmiyorsun Ey Sevgili…
Evrene Seçenekli Bakabilmek
İçten miyiz Gerçekten?
Gergedanlaşıyor muyuz?
Kafa Gettolarından Çıkabilmek
Bizim Anadolu'nun 14 Yılı
Umudumu Koruyorum
Biz Iskalıyor muyuz Yaşamı?
Sağlıklı Örgütlenme, Ama Nasıl?
Yılgınlığa Yer Yok, Biz Buradayız
Bindik Bir Alamete...
Okurla Hasbihal
İlkyaz Bir Şenliktir
Emperyalizme Uşaklık Etmeden...
Türk Toplumu - Basını Nereye?
Biz Bu Filmi Görmemiş miydik?
İyi ki Oradasınız!..
Sevinelim mi?..
Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Bana
|