Ömer F. ÖZEN
Gözleyi, Gözleyi...

 

Güce Ayarlanmak

Türkiye'de ve Kebek'teki seçim propagandalarını ve sonuçlarını gördünüz.

Siyasetçi kendi açısından değerlendirip nerelerde yanlışlar yaptığını görecektir. Eğer toplum üzerinde oynanan oyunun bir parçası değilse, oyunu bozmaya yönelik girişimlerini sürdürecek, yanlışlarından çeşitli öğrenceler çıkarıp kendini topluma daha iyi anlatmanın yolunu arayacaktır.

Dediğimiz gibi, eğer zaten oyunun bir parçasıysa, topluma büyük geçmiş olsun; ikiyüzlülükler sürecek, herkes birbirini kandırmaya devam edecek, toplum bir çıkmazdan öbürüne bir çıkış yolu bulmak için çırpınacak.

Siyasetbilimci olmasak da, birçok görece olayları da içinde barındıran gelişmelerden olabildiğince toplumbilimsel olgular çıkarmaya çaba gösterelim.

Yapılan hukuksuzluklar, hile, eşkıyalık bir yana, büyük bir kesimde 'güce dayanmak', 'güce tapınmak', 'güce ayarlanmak' olgusunu hiçbir zaman gözardı etmemek gerek.

Örneğin Türkiye'de, geçen yıl yaşanan Gezi Parkı Direnişi'nin toplumda büyük değişimlerin ve uyanışın habercisi olduğu kanısı çok yaygındı. Yıllarca 'dünya olaylarından habersiz yaşadıkları' suçlaması getirilen gençler iyi bir öğrence vermiş ve kendi yöntemlerini eski yöntemlerin üzerine çıkarmışlardı. Gençler örgütlenmenin önemine varmışlardı, ancak varolan düzen örgütlenmelerinin dışında bir oluşum arıyorlardı. Bu da önemli ölçüde bir başıbozukluğu getiriyordu ki, bu gerektiği gibi yönetilemedi.

Yandaş denilen güdümlü basın-yayının her türlü yanıltma girişimleri bilinçli kesimleri pek etkilemese de, 'dışarıda yaşanan olaylardan habersiz' diye sunulan kesimin, söylenenin tersine her şeyden haberi vardı; ancak kendini 'güce ayarladığı' için, yanı başında yaşanan olumsuzlukları kendine göre yorumlamayı yeğliyor, inanmak istediği gibi davranmaya devam ediyordu.

Bunun dinle, inançla herhangi bir ilgisi yoktur. Toplumbilimsel bir olgudur. Kendini güvencede duyumsamak için gerçeklerden kaçıp kendi yalanlarına sığınma gereksinimi duyar.

Bunu yaparken kendine gerekçeler uydurur; dahası kendini haklı çıkarmak için, kendisi de o yalanının bir parçası olup şiddete kadar giden eylemlerde bulunur. Bunun içinde muhbirlik, çamur atma, kışkırtma da vardır…

Bu ne yazık ki toplumu bir kıskaç içinde sıkan sağ-tutucu kesimde bulunuyor genel olarak. Bunun örneklerini yüzyıllardır yaşadığımız gibi, son 50-60 yılda daha da yoğun yaşadık, yaşıyoruz.

Burada sıralayabileceğimiz ayrıntılar hiçbir şeyi değiştirmez. Ne kanıtlanmış yolsuzluklar, ne evrensel ve ulusal hukuku ayaklar altına alan uygulamalar 'güce ayarlanan', kendine orada yer arayan kesim için bir anlam taşır…

O nedenle Türkiye'de yaşanan seçim öncesi, seçim sırası ve sonrası için ayrıntılara girmek istemiyorum… Bunun yanıtlarını iyi bir gözlemle sizler de bulabilirsiniz…

Kebek'teki olaya gelince…

Bizce Pauline Marois ve elbette ki Kebek Partisi'nin siyasetbilimcileri, strateji adamları, yukarıda dediğim gibi oyunun bir parçası değillerse, büyük bir oyuna geldiler.

Kebek Partisi hükümetinin en büyük yanlışlarından biri Liberal Parti'nin yıllarca dosya altı ettiği 'laiklik konusu'nun üzerine mal bulmuş mağribi gibi atılmasıydı. Laiklik yasa tasarısını topluma anlatamayan Kebek Partisi, azınlık hükümeti olduğunu da bir anda unutmuştu. İkinci bir yanlışı da sözde kamuoyu yoklamalarına güvenerek daha ikinci yılına gelmeden erken seçim kararı almasıydı. Kuşkusuz üçüncü bir yanlışı da, son anda basın ve basımevi imparatoru Pierre Karl Peladeau'yu seçimlerde aday göstermesiydi. Peladeau kendi bölgesinde seçildi ancak, olumsuz etkisi diğer bölgelerde oldu. Ne de olsa o, lokavt uygulayan bir patrondu.

Diğer partiler, özellikle Liberal Parti, hiç gündemde olmamasına karşın 'referandum' denilen 'bağımsızlık halkoylaması' konusunu işleyerek Marois'yı sıkıştırdı.

Kebek halkı da bir buçuk yıl önce neden gönderdiğini unuttuğu Liberal Parti'yi yeniden başa getirdi.

Hem Türkiye'ye hem de Kebek'e hayırlı olsun!..

***

Sizi 09-15 Mayıs arası gerçekleştirilecek 6. Montreal Türk Filmleri Şenliği'ne bekliyoruz. Kalabalık gelin!...


Mart-Nisan 2014

Yazarın önceki yazıları:
Yirmi Yılın Ardından
Devinimli Bir Yıldan Diğerine...
Doksanıncı Yılında Cumhuriyetimiz
Her şeye Karşın Kazanan Yurtseverler
Şimdi İstanbul'da Olmak Vardı
Bugün Gezi Parkı
Dünün Yarını
Nerede Kalmıştık?
Direnmek Bir Onurdur
Bizim 'Hii! Neşet!'imizdi
Elbette ki Sevgilim Elbette...
Susmayacağız
Umut Güzeldir
Selam Olsun Dağa Taşa, Yaranlara Selam Olsun!
Yeter Artık Gel Sevgili
En Büyük Atatürkçü!..
Saçlarımıza Karlar Düşmeden Önce
Direnmeye Devam
Tırlattık Ey Halkım, Hadi Tımarhaneye
Korkuluk Ol!
Orada mısınız?
İmamın Encamı'nı Ben Yazdım
Uyanacak mıyız? Yoksa Devam mı?
Küçük Adamlar Hep Küçük Kalır
Diplomasinin 11 Eylül'ü WikiLeaks 'Sızıntı'sı / Kanada'da Örgütlenme
Cinnet Geçiriyoruz
Karanlık Geleceğe Ortak Olmayın!
Yarına Umudum Var!
Yazık Değil mi Bu Halklara?
Kaftan Ya Da Deli Gömleği
Böyle Gitmemeli!
Yeni Yılda Eski Yıldan Düşünceler
Emperyalizme Nanik!
Onurlu Yarınlara, Kadınlarımızla
Dil Bayramınız Kutlu Olsun!
Kördüşünüler Kılavuz Olamaz!
"Ateşi ve İhaneti Gördük!"
Seni Seviyorum Ey Sevgili!
Gülmeceden Korkmak
Böyle Gelmiş Böyle mi Gidecek?
Doğa Uyanıyor, Ya Biz?
Sizsiz Eksik Olurduk
Akıl Sağlımızı Koruyalım
Toplum Belleği ve Tarihi İrdelemek
Bekle Gör, Sonra Üzülmeyesin...
Yeşeren Umutlar Boy Atıyor
Kafa Karışıklığı ve Soru Sormak
Kronik Vak'a'yım Biliyor musunuz?
Gelmiyorsun Ey Sevgili…
Evrene Seçenekli Bakabilmek
İçten miyiz Gerçekten?
Gergedanlaşıyor muyuz?
Kafa Gettolarından Çıkabilmek
Bizim Anadolu'nun 14 Yılı
Umudumu Koruyorum
Biz Iskalıyor muyuz Yaşamı?
Sağlıklı Örgütlenme, Ama Nasıl?
Yılgınlığa Yer Yok, Biz Buradayız
Bindik Bir Alamete...
Okurla Hasbihal
İlkyaz Bir Şenliktir
Emperyalizme Uşaklık Etmeden...
Türk Toplumu - Basını Nereye?
Biz Bu Filmi Görmemiş miydik?
İyi ki Oradasınız!..
Sevinelim mi?..
Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Bana