|
Vay
Benim Köse Sakalım…
Neresinden tutsanız
dökülüyor.
Tam bir us (akıl)
tutulması yaşıyoruz.
Ülke bitmiş,
yanmış, kül olmuş… Küller üzerinde göbek atanlar, birlik için
çırpınanlara saldırıyor; o toz toprağı, başından aşağı dökülen 'elenmiş
külleri' at gözlüklerine iliştirilmiş pembe gözlüklerle
'Alis'in Harikalar Diyarı' belleyip tepiniyor ha, tepiniyor…
Ülke yanmış,
bitmiş, kül olmuş… İnanan, kendisinin inandığına inanmayanın
düşmanı olmuş, gözünü oymak için fırsat kolluyor, kendine yandaş
toplamak için türlü iftiralarla kardeşini linç etmeye çalışıyor…
Ülke yanmış,
bitmiş kül olmuş… Yüzyıllarca tavukları birbirine karışmış,
kız almış kız vermiş bu toprakların güzel insanlarını 'sen
ondan farklısın' diyerek birbirlerine kırdırmayı, ha başardı
ha başaracaklar…
Ülke yanmış,
bitmiş kül olmuş… Tüm farklılıkları içinde barındıran, hepsini,
renklerini yitirmeden saygıyla, sevgiyle, hoşgörüyle bir arada tutan,
laik ulus devlet düzeni tu-kaka edilmiş, kördüşünüyü
(inak, dogma) kılavuz belletmişler, 'sen böyle giyiniyorsun,
ben böyle giyiniyorum, o zaman sen kâfirsin'e indirgemişler…
Ülke yanmış,
bitmiş kül olmuş… Emperyalizme ilk tokadı atan, dünya paylaşımcılarını
dize getiren bir partinin, yurttaşları ve komşularıyla ateş çemberinden
çıkmak için, birlikte barış, hoşgörü içinde yaşamanın açkısı (anahtarı),
bu güzel ülkenin olmazsa olmaz ilkelerini çiğneyip emperyalizmin
kullandığı dinsel söylemi seçmesi bana başlıktaki deyimi anımsattı.
Ülke yanmış,
bitmiş kül olmuş… Bu, bana başka bir olayı daha anımsattı.
Ülkemizin emperyalizmin
kucağına iyiden iyiye oturduğu 12 Eylül 1980 sonrası yeni
Anayasa tartışmaları başlatılmıştı… Anayasa halkoylamasında
'hayır'lara yer yoktu. Bu konuda açık-gizli yayın yapan
gazeteler kapatılıyor, 'hayır'ı anımsatabilecek karikatürler
bile kapanma ve soruşturma nedeni oluyordu. Tek kanallı TRT, sadece
yeni Anayasa hakkında olumlu konuşanları yayına çıkarıyordu.
Böyle bir ortamda,
uzakta yaşayan dindar bir aile büyüğümüz 'çocuklar nasıl düşünüyorlar,
bu Anayasa'ya evet oyu mu verelim, hayır oyu mu verelim'
diye anneme haber göndermiş.
Şimdi olduğu
gibi o dönemde de halkın Anayasa'nın içeriğinden haberi yoktu, ülkeye,
kendisine ne getireceğini bilmiyordu. Kuşkusuz aile büyüğümüz de
bunlardan biriydi.
Aile büyüğümüze
şuna benzer bir haber gönderdik biz ailenin gençleri olarak:
"Bu Anayasa ülkemizi çok geriye götürecek, iç barışı temelden
sarsacak. Şu andaki olumsuz ortama bakarak, boşver
deyip 'evet' oyu vermek buna ortak olmak olur. Daha
sonra 'ellerim kırılsaydı da evet oyu vermeseydim'
dememek için, en azından kendi içimizde 'ben ortak olmadım'
diyebilmek için 'hayır' oyu verilmeli".
Aile büyüğümüz "çocuklar doğru düşünüyor"
demiş bu görüşümüze.
O günkü Anayasa
halkoylamasında biz ailece, herkesin faltaşı açılmış gözlerinin
önünde, saydam zarflarda ne olduğu belli olan 'oy'umuzu
verdik…
O aile büyüğümüz
ne yolda oy verdi bilmiyorum, ancak halkoylamasının sonucu yüzde
92,5 ile 'evet'ti.
Sonradan çok
kişinin, "elimiz kırılsaydı da 'evet' oyu vermeseydik"
diye yazıklandığını gördüm….
Hiç sevmediğim
bir görüştür ama, şu anda kısa da olsa sığınmak istediğim, Kazancı
Bedih'çe topluma yayılan Şair Rıfat'ın bir gazeli. Zaten
Şair Rıfat da ileriki dizelerinde 'benim arz etmediğim
şah vezir i padişah kaldı' diyerek, yazmış olduğu bu görüşü
onaylamadığını gösteriyor:
"Tükendi
nakd-i ömrün, dilde sermaye bir ah kaldı
Derunum derdini Lokman'a gösterdim, dedi 'eyvah!"
"Bu derdin def'i'ne çare, hakiki bir İlah kaldı…"
Türkçesi:
Yaşamımın
sonuna vardım, dilimde bana sadece bir 'ah' kaldı
Karmaşık sorunumu Lokman Hekim'e açacak oldum, bana 'eyvah!"
yanıtını verdi ve ekledi:
"Bu sorunu gidermek için sana gerçek bir kurtarıcı gerek…"
O gerçek 'Kurtarıcı'nın
sen olduğunu biliyorsun, değil mi?
17 Haziran
2014
Yazarın önceki
yazıları:
Güce Ayarlanmak
Yirmi Yılın Ardından
Devinimli Bir Yıldan Diğerine...
Doksanıncı Yılında Cumhuriyetimiz
Her şeye Karşın Kazanan Yurtseverler
Şimdi İstanbul'da Olmak Vardı
Bugün Gezi Parkı
Dünün Yarını
Nerede Kalmıştık?
Direnmek Bir Onurdur
Bizim 'Hii! Neşet!'imizdi
Elbette ki Sevgilim Elbette...
Susmayacağız
Umut Güzeldir
Selam Olsun Dağa Taşa, Yaranlara Selam Olsun!
Yeter Artık Gel Sevgili
En Büyük Atatürkçü!..
Saçlarımıza Karlar Düşmeden Önce
Direnmeye Devam
Tırlattık Ey Halkım, Hadi Tımarhaneye
Korkuluk Ol!
Orada mısınız?
İmamın Encamı'nı Ben Yazdım
Uyanacak mıyız? Yoksa Devam mı?
Küçük Adamlar Hep Küçük Kalır
Diplomasinin 11 Eylül'ü WikiLeaks 'Sızıntı'sı
/ Kanada'da Örgütlenme
Cinnet Geçiriyoruz
Karanlık Geleceğe Ortak Olmayın!
Yarına Umudum Var!
Yazık Değil mi Bu Halklara?
Kaftan Ya Da Deli Gömleği
Böyle Gitmemeli!
Yeni Yılda Eski Yıldan Düşünceler
Emperyalizme Nanik!
Onurlu Yarınlara, Kadınlarımızla
Dil Bayramınız Kutlu Olsun!
Kördüşünüler Kılavuz Olamaz!
"Ateşi ve İhaneti Gördük!"
Seni Seviyorum Ey Sevgili!
Gülmeceden Korkmak
Böyle Gelmiş Böyle mi Gidecek?
Doğa Uyanıyor, Ya Biz?
Sizsiz Eksik Olurduk
Akıl Sağlımızı Koruyalım
Toplum Belleği ve Tarihi İrdelemek
Bekle Gör, Sonra Üzülmeyesin...
Yeşeren Umutlar Boy Atıyor
Kafa Karışıklığı ve Soru Sormak
Kronik Vak'a'yım Biliyor musunuz?
Gelmiyorsun Ey Sevgili…
Evrene Seçenekli Bakabilmek
İçten miyiz Gerçekten?
Gergedanlaşıyor muyuz?
Kafa Gettolarından Çıkabilmek
Bizim Anadolu'nun 14 Yılı
Umudumu Koruyorum
Biz Iskalıyor muyuz Yaşamı?
Sağlıklı Örgütlenme, Ama Nasıl?
Yılgınlığa Yer Yok, Biz Buradayız
Bindik Bir Alamete...
Okurla Hasbihal
İlkyaz Bir Şenliktir
Emperyalizme Uşaklık Etmeden...
Türk Toplumu - Basını Nereye?
Biz Bu Filmi Görmemiş miydik?
İyi ki Oradasınız!..
Sevinelim mi?..
Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Bana
|