|
Yeni
başkan Turquebec'e ivme kazandırmak istiyor

Değerli
okuyucularımız, Montreal'deki Turquebec Kültür ve Dostluk Derneği'nin
yeni bir Başkanı var, Gökhan Kurtoğlu. Montrealli Türklerin
çoğunun yakından tanıdığı, ancak daha fazla tanımak isteyeceklerini
düşündüğüm yeni Başkanımızla 29 Ekim Cumhuriyet Balosu öncesinde
yaptığımız söyleşiyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Yeni Başkanımız
derneğimizin etkinlikleri konusunda oldukça iddialı. Bu tavrında
başarılı olacağa benzer, çünkü derneğimizin düzenlediği Cumhuriyet
Balosu gerek katılım, gerek gösteriler, gerekse mekân ve ikram açısından
oldukça görkemli geçti. Yaklaşık 350 kişinin katıldığı balonun protokol
konukları arasında T.C. Ottava Büyükelçisi Tuncay Babalı ve
eşi, Birleşmiş Milletlere bağlı Montreal'deki Sivil Havacılık Örgütü
Türkiye Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Büyükelçi Çağatay Erciyes
ve eşi, Montreal Fahri Konsolosumuz Emin Battika ve ertesi
gün Montreal Belediye Başkanı seçilen Denis Coderre de vardı.
- Okuyucularımıza
kısaca kendini tanıtır mısın?
- 1968 İstanbul doğumluyum, ailem 4 kuşak İstanbulludur. Üniversite
dahil tüm eğitimimi İstanbul'da yaptım.
- Hangi üniversiteden
mezunsun?
- Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi Maliye Bölümünden mezunum.1992
yılının Ocak ayında da Kanada'ya geldim.
- Neden
geldin Kanada'ya?
- Aslında hep yurtdışında yaşamak istiyordum, daha doğrusu Avrupa'yı
istiyordum. 1989-90 senesinde Almanya'ya gidip dil eğitimi yaptım
ama orası çok hoşuma gitmedi. Türkiye'ye döndüm ve Almanca'mı biraz
daha geliştirmek ve de 'master"imi yapmak için Avusturya'ya
gitmeye karar verdim. Ancak tam o dönemde, gönül işi diyelim, Montreal'de
yaşayan, Türk asıllı birisiyle tanıştım. O beni kandırdı ve buraya
geldim. Benim yabancı dilim Almanca olduğu için, gelir gelmez, Concordia
ve McGill üniversitelerinde İngilizce kursuna gittim. Derken İngilizce
puanım tuttu ve master'a başlamaya hak kazandım. Ama o sırada da
göçmenlik işlerim hallolmuştu ve ben birden "neden yeniden
okula dönüyorum, ticari hayata başlayayım" dedim ve
ilk işimi kurdum. Bu bir "franchise" yani bir tür
acentelik idi.
- Konu
neydi?
- Kısaca otoyla ilgiliydi diyebilirim. Yaklaşık 7 sene bu işi sürdürdükten
sonra, anlaşmamı yenilemeyip şirketi şahsi işletmeye dönüştürerek
ve de geliştirerek 6 yıl daha bu işi sürdürdüm. 13. senenin sonunda
şirketimi sattım. Ondan beridir, yani yaklaşık 3 senedir, dünyayı
dolaştım; Çin'e gittim, Amerika'ya gittim, ne yapabilirim diye düşündüm.
Bu sırada eşime rastladım, Ülkü Yılmaz Kurtoğlu, evlendik.
- Nerede evlendiniz?
- Ankara'da evlendik.
- Gelelim
dernek işlerine, bu nasıl başladı?
- Buraya geldikten birkaç ay sonra Türk toplumuna girdim. Önce Montreal'deki
futbol kulübü Kentspor'da top oynamaya ve yavaş yavaş buradaki Türkleri
tanımaya başladım. Aydın Bey, Metin Bey, Turan Bey vardı,
takıma destek veriyorlardı. Büyükler, küçükler maçları yapıyorduk.
Böylece yaşça bizden büyük Türkleri tanıma imkânımız doğdu. İki
kez şampiyon olduk. Kupaları ve madalyaları duruyor bende. Daha
sonra da iş hayatıyla birlikte toplum içinde Türk asıllı olanlara
yardımcı olmaya başladım.

- Turquebec
dernek yönetimine katılmaya nasıl karar verdin? Daha önce hiç talip
olmamıştın bu göreve sanırım.
- Evet doğru. Ancak uzun yıllardır Turquebec'e üyeyim. Hatta derneğin
ilk Başkanı olan Prof. Akif Bulgak'la yakın arkadaşlığımız
vardı. O yüzden kuruluş çalışmaları sırasında tüm aşamaları gördüm.
Daha sonra profesyonel yaşama geçtiğimde de hep derneğin yanında
oldum. Düzenlenen tüm sosyal etkinlikler, yani 23 Nisan, Cumhuriyet
Baloları, Türk Sanat Müziği Korosunun gösterileri gibi toplantılara
katılmaya çalıştım. Fakat son yıllarda, dernekte bir düşüş gördüm.
Tabi bu beni son derece üzüyordu, çünkü sonuçta ben burada öğrenci
olduğum dönemde, paraya ihtiyacım varken, göçmenlik evraklarım bile
gelmemişken, sırf futbol takımında olduğumdan dolayı arkadaşım Yüksel
beni işe almıştı; sırf ek gelir sağlayayım diye. Bu beni çok duygulandırmıştı.
Derneğin düşüşü de beni geçmişe götürdü. Düşündüm ki, insanlar birbirlerinden
kopuyorlar, dernekteki üye sayısı çok azaldı, bir yeri yok, kütüphanesi
yok, çocuklara bir eğitim sağlanamıyor. Folklor ve 23 Nisan kutlamaları
sıfırladı, bu beni çok üzüyordu. Derneğe destek vermeye karar verdim.
Önce gözlemci olarak, yedek üye olarak bir sene takip ettim durumu.
Kanada'ya yeni gelen eşimi de, yeni yaşama uyum sağlamasına yardımcı
olur diye yönetime girmesi için teşvik ettim. Girdi, ancak kendisinin
emeklilik işlemlerini gerçekleştirebilmesi için Türkiye'de olması
gerekiyordu. O yüzden onun yerine toplantılara ben katılmaya başladım.
- Böylece
yedek üyelikten asil üyeliğe yükselmiş oldun.
- Aynen; ancak dönemin bitmesine zaten çok az zaman kalmıştı, o
yüzden bunu kâğıt üzerine geçirmemiştik. Tabi toplantıları izlemeye
başladım, eksiklikleri gördüm ve sonucunda da bunun böyle olmaması
gerektiğini, böyle giderse derneğin daha da zayıflayaraktan kaybolacağını
düşündüm. Arkadaşlarıma ve çevremdeki insanlara da bunu söyledim.
Şu an sektör değiştirme aşamasında olduğum için boş zamanımı derneğe
ayırmaya karar verdim. Laf aramızda, şu an dernek tüm zamanı almaya
başladı. Bu işin profesyonelce yapılmasından yanaydım, o yüzden
de hem Yönetim Kurulu üyeliğine hem de Başkanlığa adaylığımı koydum.
Sağ olsun arkadaşlar da desteklediler. Yönetim Kuruluna yeni bir
arkadaş daha kazandırdım, Emanuel Leylem. O da uzun zamandan
beri benimle birlikte toplantılara gelen bir insandır. Amacım derneğe
yeni bir hava getirmek. Zaten herkesin amacıdır bu, tüm yeni yönetimler
bunu ister.
- Ne gibi
yenilikler planlıyorsunuz?
- Yeniliklerden bir tanesi pikniğimiz; senelerdir istiyoruz, yapılmıyor.
İlk bununla başladık. Montreal tepesindeki Beaver Lake Parkı'nda
bir piknik düzenledik ve ilk kez Türk döneri ikram ettik konuklarımıza.
Yaklaşık 200 kişi geldi. Bu başlangıç için çok büyük bir başarı.
Bu bende bir ışık yaktı tabi. Aslında tüzüğümüzde şöyle bir şey
yazıyor Atatürk ilkeleri ve T.C. ilkelerinin ışığı altında, Kanada'daki
kanunlara saygı üzerine kurulmuş bir dernek. Biz de bu derneğin
bir devamıyız. Amacı Türk kültürünü yaymak. Fakat son zamanlarda
aldığı destek gittikçe azaldı. Desteği sağlayan, bunu devam ettiren
insanlar gene bizim üyelerimiz, fakat dernek bundan uzaklaştı. Yeniden
sosyal, kültürel çabaları arttırmak için bir gaz verdik bu piknikle.
Bundan sonra gelebilecek en büyük şey bayramlaşmaydı. Bulunduğumuz
ortam, Türkiye'de de Gezi (Parkı) olaylarının çıkması bir kargaşa
ve konjonktürde bir değişiklik olacak mı olmayacak mı, onun söylemleri
içerisinde burada da bir platform kuruldu, o platformla beraber
olmak, fakat platformun içinde bulunmamak gibi bir düşünce içerisindeydim.
Çünkü bizim tüzüğümüzde yazılı olduğu gibi biz bir din derneği değiliz,
yalnızca bir kültür derneğiyiz ve üyelerimiz arasında farklılık
yaratmadan birlikte olmamız gerekiyor. "Bayramlaşmaya"
katılımcı olaraktan gitmeyi fakat bu platform içerisinde sadece
derneğimizi temsil etmeyi amaçladım. Bu tutumum tabi ki Büyükelçimiz
tarafından da anlayışla karşılandı.
1950'lerden
beri burada bulunan bir Türk toplumu var. Derneğimiz 1992-93 yıllarında
tekrar yapılanmaya başladığında biz onların devamı olarak görev
aldık, çünkü o zamanki büyüklerimiz bu kültür içerisinde yoğrulmuş
insanlardı. Onu devam ettirmek arzusunda olduğum için bir yandan
tabi demokratik, saygılı, özgürlük yanlısı, onun yapılanmasını ve
işletmesini desteklemek durumundayım dernek başkanı olarak. Aynı
zamanda toplumun içerisinde herhangi bir yakınma ya da huzursuzluk
varsa, ona da kulak vermek durumundayım. Bu bayramlaşma çok güzel
bir olaydı. Biz her sene her iki bayramı da kutlamış, bayramlaşma
yapmışızdır. Ancak bu kez büyük bir şekilde yapıldığı için, biz
de bunun önünde olmamak için, aynı döneme denk gelen Bayramlaşmamızı
kaldırıp, onun yerine toplum bir olsun diye onlara konuk olarak
katıldık ve hemen arkasından da bir piknik düzenledik. Yani buna
bir alternatif (seçenek) olaraktan değil, bunun bir devamı olaraktan
yapıldı piknik.
- Peki
bayramlaşmayı kim yaptı?
- Montrealli dernekler tarafından kurulan bir platform.
- Hangi dernekler?
- Daha çok din etkili dernekler bunlar. Daha doğrusu hepsi din etkili
dernekler. Hepsinin başında Müslüman lafı geçiyor. Ama bizim derneğimizin
bambaşka bir özelliği var; kültür ağırlıklı bir dernek. Dil, din,
ırk ayrımı gözetmiyor. İşte ben bu sorumlulukları göz önünde bulundurarak,
eğer bizim bu bayramlaşmanın içerisinde bulunmamız gerekiyorsa aynı
zamanda diğer üyelerimizin, yani Süryani, Hıristiyan, Levanten olanların
dini bayramlarına da Müslümanlarınkiyle aynı eşitliği vermek, görevim
gereği bu ahengi bozmamak durumundayım. Biz Turquebec Yönetim Kurulu
olarak o bayramlaşmaya gidip, Türk toplumunun diğer temsilcileriyle
birlikte bir kaynaşma olsun istedik.

- Cumhuriyet
Balosu yapıyor musunuz?
- Cumhuriyet Balosu tabi ki 23 Nisan kutlamalarından sonra derneğimizin
en büyük etkinliklerinden bir tanesi. En büyük özelliği de bu sayede
tüm dernek üyelerini, Kanadalı, Kebekli Türk dostlarımızı bir araya
toplayabilmek, bunun yanında politik liderleri kaynaştırmak. Büyükelçilik,
Sivil Havacılık, Fahri Konsolosluk gibi Türkiye'nin temsilcileri
olan kuruluşları da davet edip, hep birlikte güzel bir gün geçirmek,
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu kutlamak. Bundan önceki kutlama
yemeklerinde sayının alçalıp yükselmesiyle çeşitli şeyler yaşandı.
20 yıldır herkesin kendi istekleri vardı, bunları dile getirdiler.
Bu kulak dolgunluğuyla birlikte, kendi fikirlerim ve Yönetim Kurulu'ndaki
arkadaşlarımın da desteğiyle bu sene daha büyük ortamda yapmaya
karar verdik ve projelendirmeye başladık. Bu yılki balo bugüne kadar
yapılmışların en büyüğü olacak. Çünkü 90. yılımızı kutluyoruz. Oldukça
güzel bir rakam. Bunun verdiği ivmeyle Montreal'de Côte de Liesse'deki
Crown Plaza Oteli'nde 400 kişilik bir salon kiraladık. Geçen yıl
180 kişi gelmişti, bunu iki katına çıkarmayı hedefledik. Yani hem
üye sayımız arttırmamız hem de Türkiye'den yeni gelen göçmenlerimizi
bu kuruluşumuzun altında toplamak gerekiyor. Bu amaçla büyük bir
kampanya başlattık. Hepimiz bir taraftan küçük küçük toplantılar
yaparak, durumu anlatmaya çalıştık. Şu an geçen seneye göre üye
sayımızda iki misli bir artış var.
- Bu çok
güzel de, dernekten üye yenileme için uyarı gelirdi eskiden, artık
hiç gelmiyor. Tabi insanlar da bunu kendileri takip edemiyorlar.
Üyelere hatırlatmak, biraz ısrarcı olmak gerekmiyor mu?..
- Şimdi ben, özel sektördeki çalışma disiplinimden dolayı edindiğim
deneyimlerle bunu sistematik bir hale getirmeye çalışıyorum. Bir
kere her şey bize sıfırlanmış olarak geldi. Derneği devraldığımızda
elimizde bir dosya bile yoktu. Kimler üyeydi, bugüne kadar neler
yapılmıştı, finansal raporumuz neydi, hiçbir bilgi mevcut değildi.
O yüzden her şeye sıfırdan başladık. Ben buna Turquebec'in yeniden
doğuşu diyorum. Piknikte üye kaydına başladık ve Yönetim Kurulu
olarak bir karar aldık; her sene Genel Kurul ve seçimlerden sonra
ilk etkinlik piknik olacak ve ondan sonraki iki ay içerisinde de
üyelikler toplanacak. Bunu da ben bu sene kişisel olaraktan üzerime
aldım. Şahsen herkesi tek tek telefonla arayarak, gidip konuşarak,
"eğer bir derdiniz varsa bunları çözmeye çalışalım" diyerek
üye sayısını ikiye çıkarttım. Bir reklam ya da herhangi bir şey
yapmadık. Çünkü yoğunluğumuz çok fazla, üzerime düşen görevler çok
fazla, bunları paylaştırdık tabi. Sadece Yönetim Kurulu Başkanıyla
olacak bir şey değil. Bu dönem içerisinde iki kez Ottava'ya gittik;
biri yeni Yönetim Kurulu'nu tanıştırmak, diğeri de Bayramlaşma içindi.
Çok güzel temaslarda bulunduk.
- Peki
dernek maddi bir destek alıyor mu T.C. devletinden?
- Şu anda Türkiye'de bu iş yeni bir oluşum içinde. Eskiden sadece
Büyükelçilik vardı. Büyükelçilikten ama az, ama çok bir destek alınırdı.
Ancak şimdi Başbakanlığa bağlı, Yurtdışı Türkler ve Akrabalar Topluluğu
Başkanlığı diye bir kuruluş var. Öğrendiğimiz kadarıyla da bunlar,
Türkiye'nin dışında kurulan bu gibi kuruluşlara, proje kapsamında
yardım yapıyor. Geçen sene yedek üyeliğim döneminde onlarla bir
temasta bulundum, Emin Bey'in yazıhanesinde bir rastlantı
sonucu birlikte olduk. Bu sene Montreal Türk Platformu'nun Bayramlaşmasının
parasal yardımını bu kuruluş yaptı. Kendileriyle konuştuğumda nelere
yardım yapabileceklerini söylediler ve bir seminer düzenlemekte
olduklarından söz ettiler. Bana bir başvuru formu verdiler. Bu formu
doldurup, derneğimizin Folklor Kolu Başkanı Aslı Hanımla birlikte
önümüzdeki hafta bu kuruluşun davetlisi olarak Türkiye'ye gidiyoruz.
Yol ve otel masraflarımızı onlar karşılıyorlar. Dünyadan 120 kişiyi
çağırmışlar bize bu destek konularında bilgi verecekler.
- Siz
folklor ve 23 Nisan için mi destek isteyeceksiniz, yoksa genel mi?
- Şimdi olay şöyle: Bu seminerde bize bu desteklerin nasıl olacağını
ve bu destekleri bulunduğumuz ülkenin kanunları dahilinde nasıl
alabileceğimiz açıklanacak. Bizimki, kültür ve dostluk derneği olduğundan,
tüzüğümüzde de yazdığı gibi amacımız burada yaşayan Türklerle Kanadalıları
kaynaştırmak, onlara kültürümüzü tanıtmak bunu da Türk Sanat Müziği,
folklor, spor gibi etkinlikler aracılığıyla yapmak. Bildiğiniz gibi
yıllarca kutladığımız 23 Nisan Çocuk Bayramı, Turquebec'in öncülüğünde
Kebek eyaletinde de çocuk bayramı olarak kabul edildi. Bunu geliştirip
büyütmek durumundayız. O yüzden bunu destek talep kapsamına alıp,
yani projelendirip, kendilerinden isteyeceğiz.
29 Ekim Balomuza
Azerbaycan ve Arjantin Konsolosunu, ayrıca Büyükelçilik, Sivil Havacılık,
Fahri konsolosluk gibi Türkiye'nin temsilcilerini davet ediyoruz.
Amacımız hep birlikte olmak, güçlü olaraktan Cumhuriyetimizin 90.
yılına girmek. Bundan aldığımız ivmeyle de bir sonraki etkinliğimiz
olan 23 Nisanı yapabilmek. Bir de tabi Türk Sanat Müziği Koromuz
var. Onlara desteğimizi vermemiz lazım, çünkü Montreal'de yaşayan
çok yetenekli arkadaşlarımız var, güzel şeyler başarıyorlar.
- Cumhuriyet
Balosu programında neler var?
- Birkaç yıl önce Montreal'e göçmen olarak gelen İrem Bekter,
Fuat Tuaç gibi yeni sanatçılarımız var, onlar program yapacaklar.
Ayrıca Koromuzun şefi müzisyen İsmail Fencioğlu, Murat Özkösem
var. Kendisi çok başarılı bir tango hocası. Aynı zamanda da bir
tango okulu var. O da bir gösteri yapacak.
- Haydi
hayırlısı. Başkanlığının süresi ne kadar?
- Bir yıllığına seçildim. Ama eğer seneye de Yönetim Kurulu arkadaşlarımda
bir değişiklik olmaz da aynı grup olarak talip olursak ve de üyelerimiz
de bizi seçerse, bir yıl daha devam ederiz herhalde.
Yeni bir dönemde
yeni bir kimlikle sadece binanın bir taşını koyuyoruz. Bizden sonra
gelecekler, eğer ikinci, üçüncü taşı koyarlarsa sağlam bir bina
ortaya çıkar.
Yer konusuna
gelince, kent merkeziyle West Island arasında bir yer bakıyoruz.
Buna da bir projelendirme yapacağız en kısa zamanda. Satın mı alınır,
kiralanır mı, satın alma seçenekli kiralama mı yapılır, onlara bakacağız.
Ancak sadece dernek binası edinmekle olmaz bu iş. Şu an Montreal'deki
Türk toplumunun yüzde onunu oluşturan 1000 kişiye ulaşabiliyoruz,
onları tekrar derneğe çekmemiz gerekiyor. Binayı doldurmamız gerekiyor.
Çok güzel telefonlar alıyoruz. Birisi aradı, üniversitede öğretim
görevlisiymiş. Aynı zamanda da yoga hocasıymış. Yeriniz varsa hafta
sonları yoga dersi verebilirim dedi. Bir hanımefendinin de ailesinden
kalma çok büyük bir kitap koleksiyonu var, onu derneğimize bağışlayacak
yerimiz olunca.
Benim amacım
bu yıl üye sayımızı arttırmak; hep birlikte çok sesli ve çok katılımcı
bir derneği oluşturmak. Bir taş koymak, daha doğrusu temeli attık,
ilk katı çıkıyoruz, devamını da getireceğiz inşallah...
Kasım-Aralık
13
Yazarın Önceki
Yazıları:
THY sonunda Montreal'e geliyor
İki ülke arasında etkin bir siyaset bilimci:
Prof. Samim Akgönül
Dr. Çıkırıkçıoğlu: "Kolestrolün
yüksekliği damar tıkanabilir demek"
Dr. Çıkırıkçıoğlu'yla kalp sağlığı üstüne
Dr. Yurtçu: "Tanrılaştırmamak üzere
Atatürk'ü canım kadar severim!"
Şakir'in Camisi'sine kadın eli
Sibel Ataoğul: "Biz hukukçular ister
istemez siyasetin içindeyiz"
Kebek'te öğrenciler ne istiyor?
Pasta Sanatçısı Aylin Özyazgan
Kadınlara bir sığınak: Auberge Madeleine
Kadın Sığınma Evi
Walstreet'ten Sonra Montreal İşgali
Gösteri biçimi vurmalı çalgı müziğini
Türkiye'ye getiren adam, Jozi Levi
Gülpekmez: "Yanlış yapılan şeyler
varsa düzeltmemiz için çözüm önerin diyoruz"
Turquebec'in yeni Başkanı Bekir Gülpekmez'le
yaşamın içinden
"Her zaman için bir mülk sahibi
olmak iyidir."
Ressam Hikmet Çetinkaya'nın kan kırmızı
gelincikleri
Pencereden başka bir İstanbul ve Ali
İhtiyar
Yetkin Dikinciler: "Amacım Nâzım'a
benzemeye çalışmak değil, ona layık olmaya çalışmaktı..."
Atatürk ve Devrim Arabaları'nın
ünlü yönetmeni Tolga Örnek'le samimi bir söyleşi
Nil Ataoğul'la Kebek'te Sendikalaşma
Resimlerim çok renkli, biçimler renklerden
çıkıyor...
Avrupa Kültür Başkenti İstanbul'dan görüntüler
Toronto Başkonsolosu Bilgen, yoğun biçimde
açılışa hazırlanıyor
Dr. Khadir: "Bilime inanın!"
Türkiye Turizm Fuarı'ndaydı
Kadınların duygusallığını resmeden ressam:
Orhan Alpaslan
Toplumun Muhteşem Süleyman'ı Montreal
Caz Festivali'nde döktürdü
"Burada bir hikâye var, bunu çekmeliyim
dedim.
Ve hiçbir şey iki kez çekilmedi!"
Türkiye'den Kanada'ya sanat köprüsü ve
Ressam Atanur-Asuman Doğan çifti
Montreal'de Türk Kültür Şöleni'ni başlatıyoruz
Duo Romantika'dan dört el'li sevgi
damlaları…
Petro Canada'ya karşı işçilerin utkusu
Kriz gerçekten korkunç mu?
"Zekât, bu ülkede herkes tarafından
gerektiği gibi uygulansa…"
Zayıflamak sorun değil, onu korumayı
bilmeli!
Ressam Ali Refik Ataoğul: "Sanatçı
avant-garde olmalı"
Profesyonel bir yardım toplayıcı: Eda
Levi
Fethullah hareketiyle ilgili Mahçupyan:
"O ağın içinde pekişmesi sayesinde tabii ki bir siyasi güç"
Mahçupyan: "Hrant'ın ölümünü hâlâ
kabullenebilmiş değilim."
"Benim planlamacıya ihtiyacım yok
demeyin!"
"Çok paranız olması önemli değil,
elinizdekini akıllıca değerlendirin!"
Rum Kıbrıs, Kuzey Kıbrıs yurttaşlarına
pasaport veriyor
Melisa, oğlu ve torununa destek için Erivan'dan
geldi
İsmail Cem İpekçi: "Kültürünüzü yitirmeyin
ama, yaşadığınız topluma da karışın!"
|