|
Sen Beni Kesemezdin
Ya...
Oldum bittim
egemenler egemenliklerini sürdürmek için kafa karıştırmayı seçerler,
değerlerinizi sömürürler.
Hiçbir dönemde
mert olmamışlardır.
Köroğlu
ne güzel dile getirir; 'tüfek icat oldu mertlik bozuldu…'
Binlerce yıldan
beri türlü renkleriyle mutlu ve barış içinde birlikte yaşayan budunları
birbirine kırdırıp varlıklarının üzerine oturdular… En son, iki
yüzyıldan beri uğraştıkları ve geçen yüzyıl başında başardıklarını
varsaydıkları sömürü düzeninin tekerine, Mustafa Kemal Atatürk
çomak sokmuş; ulus, küllerinden yeniden doğmuş ve evrende saygın
yerini almıştı.
Sevr paçavrası
buruşturulup çöpe atıldığı dönemden beri egemenlerin oyunları hiç
bitmedi.
İlk dönemlerinde
kışkırtmalarla alaşağı edeceğini sandığı genç Cumhuriyet'te, bağımsızlığına
düşkün yeni kuşakların inançlı savunmalarıyla, emperyalizmin saldırıları
geri püskürtüldü.
Birinci Paylaşım
Savaşı'nın ardından cetvelle çizip yarattıkları ülkelerde sömürü
düzenini başka bir biçimde yeniden kurdu egemenler. Dişlerini geçiremedikler
bir Türkiye vardı. Onu da adım adım ellerine geçirmeye çaba gösterdiler.
İkinci Paylaşım
Savaşı'nın ardından bu yolda daha geniş adımlar atmaya başladılar.
'Daha çok
demokrasi' sözünü veren Demokrat Parti'nin ilk işi 18 yıldır
inananları kendi dilinde dinsel görevlerini yerine getirmeye çağıran
çağrıyı kimsenin anlamadığı Arapça'ya dönüştürmek oldu.
Sömürü yine
dinsel inanç üzerindendi. Bu sömürü hiç bitmedi.
Tüm inançların
haklarını koruyan birlikte yaşam alanı sağlayan laik düzene karşı
mantar gibi Sünni İslam öğretili İmam-Hatip'ler açıldı.
Toplumun dinsel
gereksinimi için bilinçli, laik Cumhuriyet değerlerine ters düşmeyen
din adamı yetiştirilmek için açılmış teknik okullardı İmam-Hatip'ler.
Sonra liseler açıldı. Sonra üniversite öğrenimi için yeşil ışık
yakıldı bu okullardan çıkanlara.
Doğalı, kendi
konusunda yüksek öğrenim yapmaktı bu okulları bitirenler için. Ancak
sözde 'eğitimde fırsat eşitliği' gerekçesiyle tüm yüksek öğrenim
kurumlarının kapıları açıldı. Dolayısıyla bu okullardan çıkanlar
İlahiyat Fakülteleri yerine, siyasi bilimler, tıp, hukuk, polis
vb öğretim kurumlarına yöneldiler.
60'larda emperyalizmin
temsilcisi ABD'nin 6. filosu geldiğinde, solcu gençler 'Tam bağımsız
Türkiye', 'Emperyalizm defol' diye karşı çıkıp tepki gösterdiğinde,
bazı gençler bu gençlere saldırdılar. ABD gemilerini 'kıble'
bilip sömürücü efendilerine taparak biat ettiler. Bunlar sözde 'dindar'
gençlerdi. Sonunda 12 Eylül 1980'de gücü ele geçirdiler.
1961 Anayasası'nı
çok geniş bulan zihniyet bir Türk-İslam Sentezi icat ederek Atatürk'ün
kalıtlarını birer ikişer ortadan kaldırmaya başladı.
Özal'la
başlatılan gericilik 2000'lere gelindiğinde gizli-açık her yere
sızmıştı.
Gericiliğe karşı
bir güvence olan Ceza Yasası'ndaki 163. madde sözde özgürlük adına
kaldırıldı.
Prof. Muammer
Aksoy, 'bakın, kendilerine Müslüman diyen bazıları Müslümanlara
bile düşman olacak' diye yırtındı. Dinleyen olmadı. Prof.
Muammer Aksoy'u çok konuşuyor, insanları uyarıyor diye silahla
susturdular. Bahriye Üçok, Turan Dursun, Uğur Mumcu, Muammer
Aksoy gibi egemenlerin oyunlarını bozdukları için susturuldular.
1993'ün 2 Temmuz'unda Sıvas'ta 37 insanı gözlerini kırpmadan diri
diri yaktılar.
Emperyaller,
siyasetlerine boyun eğmediği için türlü oyunlarla Ecevit'i
iktidardan indirip yerine kendilerine biat edecek kadroları işbaşına
getirdiler. Kemal Derviş'in de içinde olduğu öyle bir oyundu
ki, halk 'demokratik seçimle' kendisinin bunları seçtiğini sandı.
Hâlâ da öyle sanıyor…
Toplumun üstüne
bir ölü toprağı serpilmiş, kimse gerçeği görmüyordu.
Hükümet olmuşlardı,
ancak iktidar olamamışlardı. Anayasa Mahkemesi hükümetin gerici
eylemleri dolayısıyla kapatılmasına karar verecekken, AB-D'nin baskısıyla
parti kapatılamadı.
Sonrası çorap
söküğü gibi geldi; 2007 Şubat'ında 35 kişilik bir ABD hukukçu ve
danışman heyetiyle düğmeye basıldı. 2007'de bir işlemle Çankaya
işgal edildi. Yine 2007 Haziran'ında Ümraniye'de bir evde bulunduğu
savlanan el bombası davasıyla ulusal güçler birer beşer içeri alındı.
Sahte kanıtlarla benzer değişik davalar üst üste açıldı. Ülkenin
savunma gücü yerle bir edildi.
Bu arada toplumun
algısını, değerlerini aşındırmak için basın-yayında yoğun bir dönüştürme
göz ardı edilmedi kuşkusuz.
Şimdi bu kadroların
işbaşına geldiklerinin 12. yılı ve eylemli sıkı bir işlemin 7. yılında
oyunun ikinci aşamasına geçip bir on yıl daha bu sömürü düzenini
sağlama almaya çalışıyorlar.
İlk kez Cumhurbaşkanlığı
seçimine (sözde) halkın oy vereceği süreçte, karşıt olması gereken
muhalefet, kendi ilkelerini topluma anlatmak yerine, bu sömürü düzeninin
devam etmesi için olacak, karşıt adayın bir benzerini seçmenine
sundu.
Son ihanet Ecevit'i
indiren DSP milletvekilleri, birilerine siyaset yolu açan Deniz
Baykal tarafından yerine getirildi, bitti diye düşünürken, toplum
yeni bir ihanetle karşı karşıya kaldı: Atatürk'ün kalıtını
yiye yiye bitiremeyen CHP'nin bugünkü yönetim kadrosu ve yurtsever
milletvekillerinin seçenek olarak sunduğu Emine Ülker Tarhan'a
türlü gerekçelerle oy vermeyen 14 milletvekili...
Ağaç baltaya
ne demişti?: "Sen beni kesemezdin ya, ne yapayım ki sapın
benden..."
Tarih sizi değerlendirecektir...
Haziran
2014
Yazarın önceki
yazıları:
Vay Benim Köse Sakalım
Güce Ayarlanmak
Yirmi Yılın Ardından
Devinimli Bir Yıldan Diğerine...
Doksanıncı Yılında Cumhuriyetimiz
Her şeye Karşın Kazanan Yurtseverler
Şimdi İstanbul'da Olmak Vardı
Bugün Gezi Parkı
Dünün Yarını
Nerede Kalmıştık?
Direnmek Bir Onurdur
Bizim 'Hii! Neşet!'imizdi
Elbette ki Sevgilim Elbette...
Susmayacağız
Umut Güzeldir
Selam Olsun Dağa Taşa, Yaranlara Selam Olsun!
Yeter Artık Gel Sevgili
En Büyük Atatürkçü!..
Saçlarımıza Karlar Düşmeden Önce
Direnmeye Devam
Tırlattık Ey Halkım, Hadi Tımarhaneye
Korkuluk Ol!
Orada mısınız?
İmamın Encamı'nı Ben Yazdım
Uyanacak mıyız? Yoksa Devam mı?
Küçük Adamlar Hep Küçük Kalır
Diplomasinin 11 Eylül'ü WikiLeaks 'Sızıntı'sı
/ Kanada'da Örgütlenme
Cinnet Geçiriyoruz
Karanlık Geleceğe Ortak Olmayın!
Yarına Umudum Var!
Yazık Değil mi Bu Halklara?
Kaftan Ya Da Deli Gömleği
Böyle Gitmemeli!
Yeni Yılda Eski Yıldan Düşünceler
Emperyalizme Nanik!
Onurlu Yarınlara, Kadınlarımızla
Dil Bayramınız Kutlu Olsun!
Kördüşünüler Kılavuz Olamaz!
"Ateşi ve İhaneti Gördük!"
Seni Seviyorum Ey Sevgili!
Gülmeceden Korkmak
Böyle Gelmiş Böyle mi Gidecek?
Doğa Uyanıyor, Ya Biz?
Sizsiz Eksik Olurduk
Akıl Sağlımızı Koruyalım
Toplum Belleği ve Tarihi İrdelemek
Bekle Gör, Sonra Üzülmeyesin...
Yeşeren Umutlar Boy Atıyor
Kafa Karışıklığı ve Soru Sormak
Kronik Vak'a'yım Biliyor musunuz?
Gelmiyorsun Ey Sevgili…
Evrene Seçenekli Bakabilmek
İçten miyiz Gerçekten?
Gergedanlaşıyor muyuz?
Kafa Gettolarından Çıkabilmek
Bizim Anadolu'nun 14 Yılı
Umudumu Koruyorum
Biz Iskalıyor muyuz Yaşamı?
Sağlıklı Örgütlenme, Ama Nasıl?
Yılgınlığa Yer Yok, Biz Buradayız
Bindik Bir Alamete...
Okurla Hasbihal
İlkyaz Bir Şenliktir
Emperyalizme Uşaklık Etmeden...
Türk Toplumu - Basını Nereye?
Biz Bu Filmi Görmemiş miydik?
İyi ki Oradasınız!..
Sevinelim mi?..
Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Bana
|