Ömer F. ÖZEN
Gözleyi, Gözleyi...

 

Her Akşamın Bir Sabahı Vardır

Yıllardır karşı savaşım verdiğimiz bir algı yönetimi uygulaması var. Bunun adına 'yılgınlık' dersiniz, 'neme lazımcılık' dersiniz, 'atı alan Üsküdar'ı geçti, neyin savaşımını veriyorsun' dersiniz... Nasıl tanımlamak isterseniz tanımlayın...

Eskiden sözüne güvenebileceğiniz düşün adamları vardı, saygın bir basın-yayın vardı. İlkelerinin ardında sağlam dururlardı. Karşıt bir görüşü öğrenmek istediğinizde, onu nerede bulabileceğinizi, 'onlar ne diyor' diyerek, kendi görüşünüzle karşılaştırmasını yapabildiğiniz yayınların da güvenirliğini bilirdiniz... Görüşlerini kabul etmeseniz bile...

Algı yönetimi türlü türlüdür. Üzerinde toplumbilimsel çalışmalar yapılır uzun süre, sonra yürürlüğe sokulur. Kişilerin, toplumların neye, ne biçimde, nasıl, ne zaman, ne tür tepki verecekleri ölçülür... Bunun için milyar liralar, dolarlar, avrolar harcanır.

Önemli konuların konuşulacağını sandığınız kitle iletişim araçlarındaki tartışma oturumlarında ne söyleyecekleri önceden belirlenmiş, sadece laf ebeliği yapacak birkaç 'gazeteci, akademisyenler'in pür dikkat kesilip ne söylediklerini izlemeye çalışıyorsunuz. İzlence bittiğinde kafanız daha da karışmış oluyor. Orada önemli olan sizin değer yargılarınız, inanmış olduğunuz ilkelerinizin yerle bir edilmesidir...

Kişioğlu ve kızı sonuçta inanmak istediğine inanır. O inancına uygun gerekçeler bulur, bulamazsa uydurur... Kimi gerçekler açıkça gözünün önünde oluşsa bile, inanmak istediğine uygun değilse, hemen yadsıma yolunu seçer; bir gerekçe bulamazsa, en iyi savunma aracı olarak saldırıya geçer...

Örneğin yıllarca çalışıp kişioğlu ve kızlarının beyinlerine 'laikliği savunuyorsan dindar, inançlı olamazsın' algısını; bir dine inanıyorsan gözü kapalı olarak, dinsel duyguları sömürenleri, bu sömürülerle varsıllaşanları eleştirenleri, 'laikse, dinsizdir, o halde ona inanılmaz, yalan söylüyordur' algısını soktular. Böylece bir kısım kişioğlu ve kızları, ardından gittiklerinin yaptıkları yanlışları da görmemeye başladılar.

Örneğin 'her cuma bir ayet sallıyorum, bakara, makara' diyerek kutsal kitapla dalga geçen bir bakanı dindar olduklarını savlayan etkili ve yetkili kesimler kınayabildiler mi? Başka biri olsaydı başına ne gelirdi, düşünmek bile istemiyorum.

Yeri geldi, inancı bir başörtüsüne indirgediler... Halbuki çoğu kesim bilmez ki, örneğin ilerici bir padişah olan, eskimiş, artık çalışmayan devlet çarkını yağlayıp çalışır biçime getirmek isteyen, bunun gereklerinden birini de giyside bulan II. Mahmut, yasa çıkartıp (ferman) Fas'ın Fez kentinden getirtilen fesi askerlerine ve bazı devlet memurlarına giydirmek istediğinde, 'fes kâfir icadıdır, giyilmez' diye fetva veren sözüm ona din bilginlerinden yaklaşık bir yüzyıl sonra, yeni kurulan Cumhuriyet'te fes yerine yine memurlara bu kez şapka önerildiğinde, 'fesi çıkartmak dinden çıkmaktır, fesi çıkartmayız' diye bağıran, yine toplumun din duygularını sömüren sözüm ona bitakım din bilginleri olmuştu.

Egemenler, Köy Enstitülerini çıkarlarına dokunduğu için türlü yalanlarla kapattırdılar. Halkın bilinçlenmesini, kalkınmasını istemeyenler, o kitleleri kendilerine bağımlı, sadakaya muhtaç yaşamalarını sürdürmek için ellerinden geleni 60 yıldır yaptılar, hâlâ da yapıyorlar...

'İstesem odunu aday gösterir, milletvekili seçtiririm, siz isterseniz hilafeti bile geri getirirsiniz' diyen ve ilk işi yükünç (namaz) duyurusunu (ezanı) halkın konuştuğu, anladığı dilden, hiçbir şey anlamadığı Arapça'ya çevirmek olan Menderes'ten 60 yıl sonra, bir başkası da, 'laiklik gidecek diyorlar; e, millet istiyorsa elbette gidecek' deyip yine ucuz bir din sömürüsünü uygulamaktan çekinmeyebiliyor.

Yıllarca korku imparatorluğu yarattılar. O korku imparatorluğu geçen yıl Gezi Parkı direnişlerinde yıkıldı. Ancak oradan gelen ivmeyi gerektiği gibi yönetemeyen ilerici kesimler emperyalizmin oyununa gelip ülkeyi bir on yıl daha karanlığın kucağına attılar.

Tarih o sorumlulardan elbette hesap soracaktır, ancak tüm olumsuzluklara karşın, yılgınlık lüksüne kapılmamak gerekmektedir.

Her tünelin sonunda ışık ve her akşamın aydınlık bir sabahı vardır...

* Daha önce başları açık olup 2013 Eylül'ündeki yasayla sıkmabaş başörtüsüne bürünüp TBMM'ye giren 4 AKP'li kadın milletvekili 'Artık kirlenmeyeceğiz' diye demeç verdiler.


Temmuz-Ağustos 2014

Yazarın önceki yazıları:
Sen Beni Kesemezdin Ya…
Vay Benim Köse Sakalım
Güce Ayarlanmak
Yirmi Yılın Ardından
Devinimli Bir Yıldan Diğerine...
Doksanıncı Yılında Cumhuriyetimiz
Her şeye Karşın Kazanan Yurtseverler
Şimdi İstanbul'da Olmak Vardı
Bugün Gezi Parkı
Dünün Yarını
Nerede Kalmıştık?
Direnmek Bir Onurdur
Bizim 'Hii! Neşet!'imizdi
Elbette ki Sevgilim Elbette...
Susmayacağız
Umut Güzeldir
Selam Olsun Dağa Taşa, Yaranlara Selam Olsun!
Yeter Artık Gel Sevgili
En Büyük Atatürkçü!..
Saçlarımıza Karlar Düşmeden Önce
Direnmeye Devam
Tırlattık Ey Halkım, Hadi Tımarhaneye
Korkuluk Ol!
Orada mısınız?
İmamın Encamı'nı Ben Yazdım
Uyanacak mıyız? Yoksa Devam mı?
Küçük Adamlar Hep Küçük Kalır
Diplomasinin 11 Eylül'ü WikiLeaks 'Sızıntı'sı / Kanada'da Örgütlenme
Cinnet Geçiriyoruz
Karanlık Geleceğe Ortak Olmayın!
Yarına Umudum Var!
Yazık Değil mi Bu Halklara?
Kaftan Ya Da Deli Gömleği
Böyle Gitmemeli!
Yeni Yılda Eski Yıldan Düşünceler
Emperyalizme Nanik!
Onurlu Yarınlara, Kadınlarımızla
Dil Bayramınız Kutlu Olsun!
Kördüşünüler Kılavuz Olamaz!
"Ateşi ve İhaneti Gördük!"
Seni Seviyorum Ey Sevgili!
Gülmeceden Korkmak
Böyle Gelmiş Böyle mi Gidecek?
Doğa Uyanıyor, Ya Biz?
Sizsiz Eksik Olurduk
Akıl Sağlımızı Koruyalım
Toplum Belleği ve Tarihi İrdelemek
Bekle Gör, Sonra Üzülmeyesin...
Yeşeren Umutlar Boy Atıyor
Kafa Karışıklığı ve Soru Sormak
Kronik Vak'a'yım Biliyor musunuz?
Gelmiyorsun Ey Sevgili…
Evrene Seçenekli Bakabilmek
İçten miyiz Gerçekten?
Gergedanlaşıyor muyuz?
Kafa Gettolarından Çıkabilmek
Bizim Anadolu'nun 14 Yılı
Umudumu Koruyorum
Biz Iskalıyor muyuz Yaşamı?
Sağlıklı Örgütlenme, Ama Nasıl?
Yılgınlığa Yer Yok, Biz Buradayız
Bindik Bir Alamete...
Okurla Hasbihal
İlkyaz Bir Şenliktir
Emperyalizme Uşaklık Etmeden...
Türk Toplumu - Basını Nereye?
Biz Bu Filmi Görmemiş miydik?
İyi ki Oradasınız!..
Sevinelim mi?..
Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Bana