|
Her Akşamın
Bir Sabahı Vardır
Yıllardır karşı
savaşım verdiğimiz bir algı yönetimi uygulaması var. Bunun adına
'yılgınlık' dersiniz, 'neme lazımcılık' dersiniz,
'atı alan Üsküdar'ı geçti, neyin savaşımını veriyorsun'
dersiniz... Nasıl tanımlamak isterseniz tanımlayın...
Eskiden sözüne
güvenebileceğiniz düşün adamları vardı, saygın bir basın-yayın vardı.
İlkelerinin ardında sağlam dururlardı. Karşıt bir görüşü öğrenmek
istediğinizde, onu nerede bulabileceğinizi, 'onlar ne diyor'
diyerek, kendi görüşünüzle karşılaştırmasını yapabildiğiniz
yayınların da güvenirliğini bilirdiniz... Görüşlerini kabul etmeseniz
bile...
Algı yönetimi
türlü türlüdür. Üzerinde toplumbilimsel çalışmalar yapılır uzun
süre, sonra yürürlüğe sokulur. Kişilerin, toplumların neye, ne biçimde,
nasıl, ne zaman, ne tür tepki verecekleri ölçülür... Bunun için
milyar liralar, dolarlar, avrolar harcanır.
Önemli konuların
konuşulacağını sandığınız kitle iletişim araçlarındaki tartışma
oturumlarında ne söyleyecekleri önceden belirlenmiş, sadece laf
ebeliği yapacak birkaç 'gazeteci, akademisyenler'in
pür dikkat kesilip ne söylediklerini izlemeye çalışıyorsunuz. İzlence
bittiğinde kafanız daha da karışmış oluyor. Orada önemli olan sizin
değer yargılarınız, inanmış olduğunuz ilkelerinizin yerle bir edilmesidir...
Kişioğlu ve
kızı sonuçta inanmak istediğine inanır. O inancına uygun gerekçeler
bulur, bulamazsa uydurur... Kimi gerçekler açıkça gözünün önünde
oluşsa bile, inanmak istediğine uygun değilse, hemen yadsıma yolunu
seçer; bir gerekçe bulamazsa, en iyi savunma aracı olarak saldırıya
geçer...
Örneğin yıllarca
çalışıp kişioğlu ve kızlarının beyinlerine 'laikliği savunuyorsan
dindar, inançlı olamazsın' algısını; bir dine inanıyorsan
gözü kapalı olarak, dinsel duyguları sömürenleri, bu sömürülerle
varsıllaşanları eleştirenleri, 'laikse, dinsizdir, o halde
ona inanılmaz, yalan söylüyordur' algısını soktular. Böylece
bir kısım kişioğlu ve kızları, ardından gittiklerinin yaptıkları
yanlışları da görmemeye başladılar.
Örneğin 'her
cuma bir ayet sallıyorum, bakara, makara' diyerek kutsal
kitapla dalga geçen bir bakanı dindar olduklarını savlayan etkili
ve yetkili kesimler kınayabildiler mi? Başka biri olsaydı başına
ne gelirdi, düşünmek bile istemiyorum.
Yeri geldi,
inancı bir başörtüsüne indirgediler... Halbuki çoğu kesim bilmez
ki, örneğin ilerici bir padişah olan, eskimiş, artık çalışmayan
devlet çarkını yağlayıp çalışır biçime getirmek isteyen, bunun gereklerinden
birini de giyside bulan II. Mahmut, yasa çıkartıp (ferman)
Fas'ın Fez kentinden getirtilen fesi askerlerine ve bazı devlet
memurlarına giydirmek istediğinde, 'fes kâfir icadıdır, giyilmez'
diye fetva veren sözüm ona din bilginlerinden yaklaşık bir
yüzyıl sonra, yeni kurulan Cumhuriyet'te fes yerine yine memurlara
bu kez şapka önerildiğinde, 'fesi çıkartmak dinden çıkmaktır,
fesi çıkartmayız' diye bağıran, yine toplumun din duygularını
sömüren sözüm ona bitakım din bilginleri olmuştu.
Egemenler, Köy
Enstitülerini çıkarlarına dokunduğu için türlü yalanlarla kapattırdılar.
Halkın bilinçlenmesini, kalkınmasını istemeyenler, o kitleleri kendilerine
bağımlı, sadakaya muhtaç yaşamalarını sürdürmek için ellerinden
geleni 60 yıldır yaptılar, hâlâ da yapıyorlar...
'İstesem
odunu aday gösterir, milletvekili seçtiririm, siz isterseniz hilafeti
bile geri getirirsiniz' diyen ve ilk işi yükünç (namaz)
duyurusunu (ezanı) halkın konuştuğu, anladığı dilden, hiçbir şey
anlamadığı Arapça'ya çevirmek olan Menderes'ten 60 yıl sonra,
bir başkası da, 'laiklik gidecek diyorlar; e, millet istiyorsa
elbette gidecek' deyip yine ucuz bir din sömürüsünü uygulamaktan
çekinmeyebiliyor.
Yıllarca korku
imparatorluğu yarattılar. O korku imparatorluğu geçen yıl Gezi Parkı
direnişlerinde yıkıldı. Ancak oradan gelen ivmeyi gerektiği gibi
yönetemeyen ilerici kesimler emperyalizmin oyununa gelip ülkeyi
bir on yıl daha karanlığın kucağına attılar.
Tarih o sorumlulardan
elbette hesap soracaktır, ancak tüm olumsuzluklara karşın, yılgınlık
lüksüne kapılmamak gerekmektedir.
Her tünelin
sonunda ışık ve her akşamın aydınlık bir sabahı vardır...
* Daha önce
başları açık olup 2013 Eylül'ündeki yasayla sıkmabaş başörtüsüne
bürünüp TBMM'ye giren 4 AKP'li kadın milletvekili 'Artık kirlenmeyeceğiz'
diye demeç verdiler.
Temmuz-Ağustos
2014
Yazarın önceki
yazıları:
Sen Beni Kesemezdin Ya…
Vay Benim Köse Sakalım
Güce Ayarlanmak
Yirmi Yılın Ardından
Devinimli Bir Yıldan Diğerine...
Doksanıncı Yılında Cumhuriyetimiz
Her şeye Karşın Kazanan Yurtseverler
Şimdi İstanbul'da Olmak Vardı
Bugün Gezi Parkı
Dünün Yarını
Nerede Kalmıştık?
Direnmek Bir Onurdur
Bizim 'Hii! Neşet!'imizdi
Elbette ki Sevgilim Elbette...
Susmayacağız
Umut Güzeldir
Selam Olsun Dağa Taşa, Yaranlara Selam Olsun!
Yeter Artık Gel Sevgili
En Büyük Atatürkçü!..
Saçlarımıza Karlar Düşmeden Önce
Direnmeye Devam
Tırlattık Ey Halkım, Hadi Tımarhaneye
Korkuluk Ol!
Orada mısınız?
İmamın Encamı'nı Ben Yazdım
Uyanacak mıyız? Yoksa Devam mı?
Küçük Adamlar Hep Küçük Kalır
Diplomasinin 11 Eylül'ü WikiLeaks 'Sızıntı'sı
/ Kanada'da Örgütlenme
Cinnet Geçiriyoruz
Karanlık Geleceğe Ortak Olmayın!
Yarına Umudum Var!
Yazık Değil mi Bu Halklara?
Kaftan Ya Da Deli Gömleği
Böyle Gitmemeli!
Yeni Yılda Eski Yıldan Düşünceler
Emperyalizme Nanik!
Onurlu Yarınlara, Kadınlarımızla
Dil Bayramınız Kutlu Olsun!
Kördüşünüler Kılavuz Olamaz!
"Ateşi ve İhaneti Gördük!"
Seni Seviyorum Ey Sevgili!
Gülmeceden Korkmak
Böyle Gelmiş Böyle mi Gidecek?
Doğa Uyanıyor, Ya Biz?
Sizsiz Eksik Olurduk
Akıl Sağlımızı Koruyalım
Toplum Belleği ve Tarihi İrdelemek
Bekle Gör, Sonra Üzülmeyesin...
Yeşeren Umutlar Boy Atıyor
Kafa Karışıklığı ve Soru Sormak
Kronik Vak'a'yım Biliyor musunuz?
Gelmiyorsun Ey Sevgili…
Evrene Seçenekli Bakabilmek
İçten miyiz Gerçekten?
Gergedanlaşıyor muyuz?
Kafa Gettolarından Çıkabilmek
Bizim Anadolu'nun 14 Yılı
Umudumu Koruyorum
Biz Iskalıyor muyuz Yaşamı?
Sağlıklı Örgütlenme, Ama Nasıl?
Yılgınlığa Yer Yok, Biz Buradayız
Bindik Bir Alamete...
Okurla Hasbihal
İlkyaz Bir Şenliktir
Emperyalizme Uşaklık Etmeden...
Türk Toplumu - Basını Nereye?
Biz Bu Filmi Görmemiş miydik?
İyi ki Oradasınız!..
Sevinelim mi?..
Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Bana
|