Ömer F. ÖZEN
Gözleyi, Gözleyi...

 

Bu Karanlık Dönem Bitecektir

Öylesine bir tüketim alışkanlığı oluştu ki, hani neredeyse 15 dakikada bir gündem değişmezse, 'hah, ülke istikrarı yakaladı' diyeceğiz...

Gündem değiştirmeyi iyi öğrendiler; muhalefet partileri de içinde olmak üzere kamuoyu bu tüketim ürününe odaklanınca, ülkenin altını oymayı sürdürüyorlar.

Açık-gizli yaptıkları dönüştürme eylemleri toplumda önemli yaralar açmaya devam ediyor.

Bitakım eski solcular, liberaller, demokrasi mavallarıyla, on yılı aşkın süredir kördüşünüyü (dogma) bayrak etmiş, toplumun inançlarını sömürerek varlıklarına varlık katanları desteklediler.

'Demokrasi bizim için bir tren, istediğimiz istasyonda ineriz' diyenlerin, 'değiştim' derken ne denli içtensiz olduklarını görmek istemeyenler, 'yetmez ama evetçiler', hangi sepetin altında suspuslar bilinmez.

'Ülkemiz İran, Cezayir olmaz' diyenler, Atatürk Devrimlerine karşı gericilik bayrağını açmış iktidarın her fırsatta yasayla, yönetmelikle, kadro-kayırmayla ülkeyi Ortaçağ karanlığına sürüklemesinde en büyük payı olanlardır.

***

Doğu'da eylemsel bir bölünmenin yaşandığı bir zamanda, sözüm ona 'tarihimizle yüzleşmek' adına Cumhuriyet Devrimlerine başkaldıran, ağalık düzenlerini sürdürmek için emperyal güçleri artlarına alanları baştacı etmeye kalkanların yeni ihanetleri vücudu sararken, ortaya karışık bir 'Zorunlu Osmanlıca Dersleri' atıldı.

Milyonlarca belgeden oluşan Osmanlı arşivini 'rant' uğruna eski yerlerinden alıp hiçbir bilimsel kaygı duymadan sel riskli, deprem riskli bir dere yatağına taşıyıp yok etmeye çalışırken, bebelere Osmanlıca öğretmek ne yaman bir çelişkidir. Hele ki ülkede önemli bir Türkçe'yi doğru yazma, okuma, konuşma sorunu dururken...

Hiçbir zaman toplumun dili olmayan, sarayın ve küçük bir 'münevver' kesiminin yazı dili olmaktan öteye gitmeyen Osmanlıca'nın toplumun geleceğine ne katkısı olacaktır?

Elbette Osmanlıca eğitimi olmalı, Osmanlı dönemi araştırılmalı, uzmanı yetişmeli. Ancak bunlar yüksek öğretim düzeyinde, o konuda uzmanlaşmak isteyenler için olmalı.

1928'de 'Harf Devrimiyle bir gecede cahil kaldık' diyen aklı evveller de toplumun gözünün içine bakıp yalan söylemektedirler.

Harf devrimi ta 1800'lerin başından beri konuşulmaktaydı. Tanzimat'tan sonra daha da ivme kazanan, tartışmalar yapılan dilde özleşme, yazı dilini konuşma diline yaklaştırma 1910'larda Enver Paşa'nın girişimiyle daha çok ete kemiğe bürünmüştü; Arapça harfleri ayrık yazma denemeleri yapılmıştı.

Atatürk dilcileri, bilim insanlarını topladığı zaman zaten belirli bir birikim vardı. Atatürk doğru bir zamanda en doğrusunu yapmıştı.

Şimdi laf ebeliği yapanların öne sürdüğü gibi kimse bir gecede cahil kalmamıştı. Harf Devrimi'nin ardından Millet Mektepleri açılmış, yeni yazıyla kısa zamanda milyonlarca kişi okur-yazar olmuştu.

***

"Beraber bu yolda yürüyenler"den bir kesim "Paralel Yapı" olarak nitelenince ardı ardına barsaklar da dökülmeye devam ediyor.

Yargı, polis derken, şimdi de basında yuvalanmış tetikçilerden hesap sorma zamanı gelmiş.

17 Aralık 2013'te düğmeye basılan yolsuzluk operasyonunun ardından AKP, kendi büyütüp beslediği, sınav yolsuzluklarına kadar göz yumduğu, ulusal güçleri ve TSK'yi bitirmek için birlikte hareket ettiği ortağı, silahı kendine doğrulttuğunda şaşmış ve ne yapacağını bilmez bir biçimde 'paralel', 'paralel' demeye başlamıştı.

Beri yanda kankası 'paralel' de, 'yargı bağımsızlığı', 'basın özgürlüğü' mavallarıyla bağırıp çağırıyor.

Yurtseverleri sahte kanıtlarla çarşaf çarşaf mafya babalarıyla birlikte gösterip 'Ergenekon, Ergenekon' diyenlerin şimdi 'basın özgürlüğü' diye bas bas bağırmalarını gördükçe insanın içinden 'hukuk herkes için' sözlerini anımsatmak geliyor. Nedense sevinemiyoruz, yurtseverler kinci değildir. Ancak suçsuzu suçludan ayırmak gerekiyor. Biz de kendilerinin bi zamanlar dediği gibi 'yargı süreci var, yargıya güvenin' mi diyelim?

Atatürk Türkiye'si elbette ki bu karanlık dönemden kurtulacaktır.

Ozan ne demişti?: 'Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz!'...

Eylül-Ekim 2014

Yazarın önceki yazıları:
Her Akşamın Bir Sabahı Vardır
Sen Beni Kesemezdin Ya…
Vay Benim Köse Sakalım
Güce Ayarlanmak
Yirmi Yılın Ardından
Devinimli Bir Yıldan Diğerine...
Doksanıncı Yılında Cumhuriyetimiz
Her şeye Karşın Kazanan Yurtseverler
Şimdi İstanbul'da Olmak Vardı
Bugün Gezi Parkı
Dünün Yarını
Nerede Kalmıştık?
Direnmek Bir Onurdur
Bizim 'Hii! Neşet!'imizdi
Elbette ki Sevgilim Elbette...
Susmayacağız
Umut Güzeldir
Selam Olsun Dağa Taşa, Yaranlara Selam Olsun!
Yeter Artık Gel Sevgili
En Büyük Atatürkçü!..
Saçlarımıza Karlar Düşmeden Önce
Direnmeye Devam
Tırlattık Ey Halkım, Hadi Tımarhaneye
Korkuluk Ol!
Orada mısınız?
İmamın Encamı'nı Ben Yazdım
Uyanacak mıyız? Yoksa Devam mı?
Küçük Adamlar Hep Küçük Kalır
Diplomasinin 11 Eylül'ü WikiLeaks 'Sızıntı'sı / Kanada'da Örgütlenme
Cinnet Geçiriyoruz
Karanlık Geleceğe Ortak Olmayın!
Yarına Umudum Var!
Yazık Değil mi Bu Halklara?
Kaftan Ya Da Deli Gömleği
Böyle Gitmemeli!
Yeni Yılda Eski Yıldan Düşünceler
Emperyalizme Nanik!
Onurlu Yarınlara, Kadınlarımızla
Dil Bayramınız Kutlu Olsun!
Kördüşünüler Kılavuz Olamaz!
"Ateşi ve İhaneti Gördük!"
Seni Seviyorum Ey Sevgili!
Gülmeceden Korkmak
Böyle Gelmiş Böyle mi Gidecek?
Doğa Uyanıyor, Ya Biz?
Sizsiz Eksik Olurduk
Akıl Sağlımızı Koruyalım
Toplum Belleği ve Tarihi İrdelemek
Bekle Gör, Sonra Üzülmeyesin...
Yeşeren Umutlar Boy Atıyor
Kafa Karışıklığı ve Soru Sormak
Kronik Vak'a'yım Biliyor musunuz?
Gelmiyorsun Ey Sevgili…
Evrene Seçenekli Bakabilmek
İçten miyiz Gerçekten?
Gergedanlaşıyor muyuz?
Kafa Gettolarından Çıkabilmek
Bizim Anadolu'nun 14 Yılı
Umudumu Koruyorum
Biz Iskalıyor muyuz Yaşamı?
Sağlıklı Örgütlenme, Ama Nasıl?
Yılgınlığa Yer Yok, Biz Buradayız
Bindik Bir Alamete...
Okurla Hasbihal
İlkyaz Bir Şenliktir
Emperyalizme Uşaklık Etmeden...
Türk Toplumu - Basını Nereye?
Biz Bu Filmi Görmemiş miydik?
İyi ki Oradasınız!..
Sevinelim mi?..
Umarsız mısınız?
Cumhuriyet Değerlerimize Sahip Çıkmak
Gelen Kuşaktan Umudum Var
Şu Sanal Alemden Çıksak mı?...
Kuzey Amerika'da Gerçeklerden Kopmadan
Güz Gelince Bir Haller Oluyor Bana